Salı , 5 Ocak 2016

ev » Tüm Yazılar » Go home TANJEVİC!
1.915 kez görüntülendi

Go home TANJEVİC!

Eylül 7, 2013 11:48 pm Kategori: Tüm Yazılar, Basketbol Haberleri, Ahmet Dedeoğlu, Köşe Yazıları, Makale, Milli Takımlar, Erkekler 19 Yorumlar A+ / A-

Çok iddialı geldiğimiz Slovenya’da adeta Tanjevic faciası yaşadık…Yunan hezimeti ile birlikte çöküşün tek nedeni TANJEVİC’tir….

Bizi de takımı da rezil ettin Tanjevic!..Tel tel dökülen Hido’yu uzun süre oyunda tutarak hem kenardaki oyunculara hakaret ettin hem de onu kaybettin…Yine oyuna,artık takıntın olduğunu düşündüğümüz mevcut kadrodaki yegane 1 numara Ender Arslan’la başlamadın. Ender’i kurban etmek kendini temize çıkarmak için 3 faulle oynadığı sürede rakibin en delici oyuncusunu ona vererek savunma zaafiyetini gösterip aklınsıra haklı çıkmak istedin…Maçın başında tek üçlüğümüzü atan Sinan Güler’i ve en kritik anda sayı atacak sahadaki tek oyuncumuz  Emir’i kenara alarak adeta maçı rakibe hediye ettin…2 numara Serhat Çetin ile oyun kurmaya çalıştın…Sahada fazla bir varlık gösteremeyen Semih’i gerçek dev adam Ömer Aşık’a tercih ederek rakibi sevindirdin…Oğuz Savaş’ı son iki maçta oynatmadın.Oğuz hiç süre almayacak bir oyuncu mu?…Bir antrenör oyuncusunu rezil de eder vezir de…Sen oyuncularını rezil eden antrenörlerin Top 10 sıralamasında 1.olursun…Oyuncularını da rezil ettin Türkiye’yi de…Yazık ettin bu güzel takıma…Go home TANJEVİC!..Yıllardır sabır,anlayış,hoşgörü ve tahammül sınırlarımızı zorladın sonunda yıktın geçtin…Yanlışlarındaki inadınla kendini de bitirdin bizi de…Canımızı çok yaktın…Bu yanlış seçimde ısrar edip canımızın yanmasına sebep olanlara da yazıklar olsun…

Yazımın başlığını İngilizce yapmamın nedeni;dokuz yıl bu ülkede yaşayıp geçimini sağlayan bir kişinin Türkçe bilmemesini ve öğrenmeye de tenezzül etmemesini kabul edemememden kaynaklanmaktadır…Burada da o çok kullandığı savunma mekanizmasını çalıştırıp “Takımda herkes İngilizce biliyor,Türkçe konuşmaya gerek yok”  derse ona verilecek cevap ayrı bir yazı konusu olur…Belki bir ara bu konuda ona ve böyle düşünenlere hitaben bir yazı yazarız…Yaptığı hatalarla ilgili yazılan onlarca yazı Türkçe olduğundan ilgisini çekmemiş olacak ki yıllardır aynı yanlışlarıında ısrar eden Tanjevic belki İngilizce başlıklı bu yazıyı merak eder ve yazan zatı bulup ne demek istediğini sorar…Biz de uygun bir dille ve onun anladığı lisanla yani İngilizce olarak gereken cevabı veririz…

Not:Hiç kimse sorunu başka yerde aramasın…Başarısızlığın yegane müsebbibi Bogdan Tanjevic’tir…Hido kötü oynadıysa alırsın kenara oyuna girmek için can atan Emir’i veya başkasını sürersin sahaya randıman alırsan onunla devam edersin,alamazsan başka bir alternatif uygularsın.Ama Tanjevic ne yaptı?..Emir sahada tam döktürmeye başlamış takım toparlanmışken yani en kritik anda kenara alıp bugün kötü günündeki Hido’yu sürdü sahaya adeta hem maçı hem de onları kaybetmek istedi.Ömer Onan sakatlanıp kadrodan çıkarıldığında onun yerine çağırdığı ve herşeyiyle Ömer Onan’a benzettiği Birkan Batuk’a hiç bir maçta süre vermedi.Birkan’ın yerine  hazırlık maçlarının tamamında oynayan iki point guard Barış Ermiş ve Kenan Sipahi’den birini kadroya alsa akıllıca bir iş yapmış olurdu.Barış da Kenan da top kayıpları yapmadan hızlı oyun kurarak, atarak attırarak takıma katkı yaparlardı.Ender ile Sinan birlikte oyunda olduğu süre zarfında Ender 1 numara Sinan’da 2 numara oynayınca takım tam momentumu yakalarken,Tanjevic Ender’i kenara alıp Sinan’ı 1 numaraya çekerek rakibe yardım ediyordu.Bu demek değildir ki Sinan hiç 1 numara oynamayacak…Oynar ama gerektiğinde ve yeri geldiğinde…Direk 1 numara olarak ilk beş başlayacak ve takımın ilk point guardı olacak bir tecrübeye ve oyun zekasına henüz sahip değil Sinan…Sinan atletik özellikleriyle,sürati ve çabukluğuyla,son zamanlarda geliştirdiği yüksek yüzdeli şutlarıyla  ideal bir 2 numara…

Sesli düşünelim…Takımın başında Tanjevic yerine ülkenin en formda coachu Ergin Ataman olsaydı bu başarısızlık yaşanırmıydı?..Finlilere,NBA oyuncuları olmayan İtalya’ya ve Spanoulis’ten yoksun Yunanistan’a böyle rezil bir basketbol oynayarak onursuz yenilgiler alırmıydık?..Kesinlikle hayır..Hadi bir maç kaybetsek bile savaşırdık,güzel basketbol oynardık ve onurumuzla yenilirdik.Kamuoyunun hemfikir olduğu coach Ergin Ataman ile buraya gelip doğru basketbolu oynayarak tüm maçları kazansaydık hiç sorun aranmaz herkes gurur duyarak bu takımı alkşlardı.Aslında bu yüksek kapasiteli takımı bırakın Ergin Ataman’ı TBL’den herhangi bir coach yönetse bundan daha kötü olmaz çok daha iyisi olurdu. Bakın göreceksiniz takımın başına Ergin Ataman’ı getirelim seneye Dünya Şampiyonasına Wild Card ile katılma hakkını kazanarak katılabilirsek en doğru kadro seçimi yapılacak ve doğru kadroya doğru basketbol oynatılarak bu rezaletin izleri o şampiyonada silinecek inşallah…Tabii “Yanlış karar Slovenya’dan döner” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi artık kamuoyunun amansız baskısını üstünde hisseden Turgay Demirel bu yanlışından döner ve doğru seçimi yaparsa…

Ahmet Dedeoğlu

Slovenya’da devam eden 2013 Avrupa Basketbol Şampiyonası D Grubu’nda Milli Takımımız Yunanistan’a 23 sayı farka 84-61 mağlup olarak Avrupa Basketbol Şampiyonası’na ilk turda veda etti.

 

Karşılaşmaya diğer maçlara oranla biraz daha istekli başlayan Milliler; Kerem Gönlüm ve Ömer Aşık ile pota altında etkili olurken, Hidayet Türkoğlu’nun isabetsiz atışları ve üst üste yaptığı top kayıplarıyla çeyreği 16-21 geride tamamladı.

İkinci çeyreğe Ay yıldızlılar Ersan İlyasova’nın basketiyle başlarken, savunmada zaman zaman rakibe boş atış şansı verse de bitime 06:18 dakika kala Ender Arslan’ın basketiyle farkı 1 sayıya indirdi:24-25. Moladan Ersan’ın basketiyle dönen Milliler, Bramos’un 3 sayılık basketine engel olamadı fark tekrar 4 sayıya çıktı:26-30. Ersan ile oyunda kalmaya çalışan ay yıldızlı ekibimiz karşısında Bourousis, Kaimakoglou sayılarıyla farkı arttıran Yunanistan soyunma odasına 6 sayı farkla 41-35 önde girdi.

Üçüncü çeyreğe Yunanistan Bourousis’in sayılarıyla başlarken Milliler Ersan ve Emir’in basketleriyle karşılık versede Perperoglou’nun üç sayılık basketiyle bitime 06:06 kala fark 10 sayıya çıktı:40-50 Kalan sürede yaptığımız alan savunmasına karşı Yunanistan farkı arttırmaya devam etti ve son bölüme 15 sayı önde girdi:49-64

Son çeyreğe Milliler Hidayet Türkoğlu’nun hücum faulüyle yine top kaybıyla başladı. Savunmada organize olamayan ve hücumda tamamen kontrolü kaybeden Milliler son 7:00 dakikaya girilirken 17 sayı geriye düştü:51-68 Ender Arslan’ın oyuna girmesiyle biraz olsun kıpırdayan Milli Takım son 4 dakikaya girilirken farkı 14 sayıya indirse de (58-72) isteksiz oyun devam edince Yunanistan karşılaşmadan 84-61’lik skorla galip ayrıldı.

Bu sonuçla Milli takımımız Avrupa Basketbol Şampiyonası’na grup maçlarının bitimine iki maç kala ilk turda veda etti.


MİLLİLER BAVULLARI TOPLUYOR!: 61-84

Play of the Game Y.Bourousis TUR-GRE EuroBasket 2013

TURKEY – GREECE: 61 – 84 [Eurobasket 2013]…7/9/2013

http://www.youtube.com/watch?v=UfMu7Oj4Z0k

Postgame Preldzic, Kaimakoglou TUR-GRE EuroBasket 2013

Maçın Tamamı…

‘Bir takım bu kadar rezil olamaz’
Kanaltürk’te yayınlanan Top Bizde programının yorumcularından Sergen Yalçın, Yunanistan’a yenilerek Euro 2014’e katılma şansını kaybeden Basketbol A Milli takımızı ağır bir dille eleştirdi.

Tıklayın…Sergen’in ağır sözlerini izleyin
| Amk Spor Gazetesi

 

Go home TANJEVİC! Reviewed by on . Çok iddialı geldiğimiz Slovenya'da adeta Tanjevic faciası yaşadık...Yunan hezimeti ile birlikte çöküşün tek nedeni TANJEVİC'tir.... Bizi de takımı da rezil etti Çok iddialı geldiğimiz Slovenya'da adeta Tanjevic faciası yaşadık...Yunan hezimeti ile birlikte çöküşün tek nedeni TANJEVİC'tir.... Bizi de takımı da rezil etti Rating: 0

Yorumlar (19)

  • admin

    Turgay Demirel kına yakabilir (Yunanistan maçında da rezil olup elendik)

    Slovenya’ya fire vermeden çok iyi oyunculardan kurulu bir kadroyla gelmiştik. Hepsi iyi oyunculardı ama maalesef iyi bir takım olamadık ve Yunanistan’a da 84-61 yenilerek kağıt üzerinde kalan şansımızı yırtıp attık.

    Bir adam, yani Türk Basketbolu’nun “Tek Adam”ı Turgay Demirel kimseyi dinlemedi, federasyon üyelerini uyuttu ve kafasındaki Tanjevic enkazına takımı teslim etti. Artık bol bol kına sürebilir…

    Bu takım örneğin Ergin Ataman ile gelmiş olsa, elenmemiz imkansızdı. Düşünme melekelerini kaybetmiş, oyuncuların güvenini ve sevgisini kaybetmiş Tanjevic ile geldik. Bile bile lades…

    Turgay Demirel Türk Basketbolu için gerçekten çok büyük işler yaptı, ufkunu genişletti ama artık sadece zarar veriyor. Yazık… Kendisine de bizlere de… Yıllardır ne kadar maaş aldığı federasyon yönetim kurulu üyeleri tarafından dahi bilinmeyen Tanjevic yıllar önce hak ettiği emeklilik dönemimi yaşamaya başlayacak ama yetmez… Artık Turgay Demirel’in de emeklilik zamanı geldi. Milli Takımımızla gurur duyuyorduk artık utanç duyuyoruz.

    Maçın yazılacak bir tarafı yok… İlk yarıda direndik ama Spanoulis yok diye sevinirken Nikos Zisis savunmamızı delik deşik edip 11 asist yaptı. Bizimki buna önlem alamadığı gibi iyi oynayan Emir Preldzic’i kenara aldı, 9’da 0 şut atan Hidayet Türkoğlu’na en fazla süreyi (30 dakika) verdi. Belli ki Tanjevic’in beyni dümura uğramış…

    Üzgünüz… Kızgınız…Türk basketbolu bunu haketmemişti…
    basketfaul

  • admin

    TANJEVİC:”BU BİZİM İÇİN FELAKET”
    2013 Avrupa Basketbol Şampiyonası’na ilk turda veda eden A Milli Takım’ın başantrenörü Bogdan Tanjevic, Yunanistan maçının ardından açıklamalarda bulundu.
    Tanjevic, sözlerine basketbolun Türkiye’de ikinci spor dalı olduğunu belirterek, “Bu bizim için felaket. Kötü sonuçtan dolayı neyi yanlış yaptığımı ve neyin eksik olduğunu bulmak zorundayım” dedi.
    Tanjevic sözlerine şöyle devam etti: “Kendi hatalarımız sonucunda bu noktaya geldik. Bizim hatamız, birinci grubu düşünmeden ikinci turdaki rakiplere odaklanmak oldu. Birinci turu es geçip ikinci turda Slovenya ve İspanya karşısında neler yapacağımızı düşündük. İkinci turda neler yapabilirizi düşündük.
    Normal şartlarda hazırlıkları biraz daha erken başlatmak istiyordum. Ancak NBA kuralları gereği bazı oyuncularımız geç geliyor. Arada bir şeyler unuttuğumuz, yanlış yaptığımız gözüküyor. Uzun süredir aynı oyuncularla birlikteyim. Ama bu benim hatam. Oyuncuları yeterince buna ikna edip, istenen seviyeye getiremedim.
    Tutku Açık, çok uzun zamandır programımızda yer almıyor. Normal şartlarda iyi oyuncu. Oyunları çok iyi kurabiliyor. Ama fiziksel olarak üst düzeyde buna yeterince ayak uyduramıyor. Kerem Tunçeri konusunda ise bunu bir geçiş olarak görmek lazım. Geçen sene elemelerde yoktu. Sinan Güler’i tercih ettik.”

  • admin

    A Milli Takım Yunanistan’a Yenildi
    Eyl 07, 2013
    Avrupa Şampiyonası’ndaki üçüncü maçında A Milli Takım, Yunanistan’a 61-84’lük skorla mağlup oldu ve gruptan çıkma şansını yitirdi

    Oldukça çekişmeli başlayan karşılaşmanın ilk periyotunda A Milli Erkek Takımımız, hem hücumda hem de savunmada dikkatli bir görüntü çizmeye çalıştı. Özellikle pota altından sayılar bulmaya çalışan Ay – Yıldızlılarımız, Ömer Aşık ve Kerem Gönlüm”le skor üretmeyi başardı. Ancak Yunanistan bu bölümü 16-21 önde kapatan taraf oldu. İkinci çeyrekte de çekişme devam etti. Millilerimiz farkı bir ara 1’e kadar çekmeyi başarsa da rakibimiz çabuk toparlantı ve soyunma odasına 35-41’lik skorla gidildi.
    İkinci devrenin ilk bölümünde Ersan İlyasova ile skor üreten A Milli Erkek Takımız, savunmada çok etkili olamadı. Özellikle Bourousis ve Papanikolaou ile sayılan bulan Yunanistan farkı daha da açtı ve son çeyreğe 49-64’lük skorla girdi. Final periyotunda farkın getirdiği rahatlıkla oynayan Yunanistan karşısında Ay – Yıldızlılarımız bir türlü farkı kapatamadı ve sahadan 61-84 mağlup ayrıldı.

    SALON: Bonifika Arena (Koper)
    TÜRKİYE (61): Doğuş Balbay, Emir Preldzic 9, Sinan Güler 6 (3 ribaund – 2 asist), Ersan İlyasova 13 (2 ribaund), Semih Erden 5 (2 ribaund), Serhat Çetin 3, Kerem Gönlüm 8 (8 ribaund – 1 asist), Ender Arslan 9 (5 asist), Ömer Aşık 6 (5 ribaund), Hidayet Türkoğlu 2 (4 ribaund – 1 asist)
    YUNANİSTAN (84): Kostas Sloukas 14, Yannis Bourousis 21, Nikos Zisis 6 (11 asist), Stratos Perperoglu 12 (5 ribaund). Antonis Fotsis 3, Kostas Papanikolaou 11, Vassillis Kavvadas, Loukas Mavrokefalidis 6 (5 ribaund), Kostas Kaimakoglou 5 (6 ribaund), Michail Bramos 6, Georgios Printezis
    1. PERİYOT: 16-21
    2. PERİYOT: 19-20
    3. PERİYOT: 14-23
    4. PERİYOT: 12-20
    tbf

  • admin

    HEZİMET VE ÇÖKÜŞ…
    7 Eylül 2013 tarihi bir kez daha Olimpiyat Oyunları’nın elimizden kayıp gidişinin yanı sıra (A) Milli Basketbol Takımımızın Slovenya’daki Avrupa Şampiyonası’nda yaşadığı HEZİMET ve ÇÖKÜŞ ile hatırlanacak.

    2001 ve 2010 yıllarında ülkemizde düzenlenen Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında aslan kesilen (A) Milli Basketbol takımımız, yurt dışında düzenlenen bir büyük organizasyonda daha ”YURT DIŞI SENDROMU” doğrultusunda kelimenin tam anlamı ile ”ÇÖKÜŞ” yaşadı ve yaşattı.

    Kafalardaki acaba bu kez olur mu,olmaz mı ? sorularıyla gidilen Slovenya’daki şampiyonada havuzdan(gruptan) bile çıkamayarak adeta bir kaşık suda boğulduk.

    Avrupa Şampiyonası öncesinde katıldığı hazırlık turnuvalarında bağıra-çağıra ortaya açığa çıkan SİSTEMSİZLİK,DÜZENSİZLİK ve AHENKSİZLİK konuları vurdum duymaz bir anlayışla göz ardı edilince Slovenya’daki ”HEZİMET” de kaçınılmaz oldu.

    Basketbolda Dünya yedinciliği gibi önemli bir yere sahip bir takımın Slovenya’da yaşadığı bu hezimetin ve çöküşün asla bahanesi olamaz. Dünyanın en güçlü takımları bile maç kaybedebilir,bu çok doğaldır. Ancak kaybettiğin karşılaşmalardan eğer bir ders çıkaramıyorsan o zaman ortada büyük bir problem var demektir.Hatta bırakın Dünyayı, Avrupa Basketbolunda bile adı-sanı anılmayan ülkelerden biri olan Finlandiya’nın Türkiye galibiyetinin ardından Finli oyuncu Teemu Rannikko’nun; ”1997 YILINDAN BERİ MİLLİ TAKIMDA OYNUYORUM.KARİYERİMİN EN ÖNEMLİ GALİBİYETİNİ ALDIK” açıklaması bile ne kadar büyük bir ”HEZİMET” yaşadığımızın açık bir kanıtıdır.

    Yine 56 yıldır resmi maçlarda bileğini bükemediğimiz İtalya karşısında alınan ağır yenilginin ardından düzenlenen basın toplantısında 9 yıllık Milli Takım Coach’u Bogdan Tanjevic’in;”TAKIMDA TAM OLARAK NASIL BİR SORUN OLDUĞUNU BİLMİYORUM.BELKİ DE SORUN BENDEN KAYNAKLANIYOR(!) BUNUN ÜZERİNDE BİR DAHA DÜŞÜNMEM GEREKİYOR” şeklinde bir açıklama yapması bile ne durumda olduğumuzun(TAKIMDAN HABERSİZLİĞİN) yine açık bir delilidir.

    Ardından TAMAM yada DEVAM maçında takımının beyni konumundaki Vassilis Spanoulis’siz Yunanistan’dan tam 23 sayı fark yiyen Milli Takım için Şampiyona da BÜYÜK BİR FACİA ile erken sona erdi ve artık SÖYLENECEK SÖZDE kalmadı.

    Şimdi de Slovenya’daki Avrupa Şampiyonası’nda ”12 DEV ADAM” pardon ”12 İSTEKSİZ ADAM” ve Bogdan Tanjevic ile yaşadığımız HEZİMET ve ÇÖKÜŞÜN 12 önemli nedenini maddeler halinde sıralayalım:

    1-Yazımızın giriş cümlelerinde de izah edildiği üzere Avrupa Şampiyonası Elemeleri ve sonrasındaki hazırlık turnuvalarında göze çarpan değil göze batan ”GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ” görüşünün (KÖTÜ GİDİŞİN) dikkate alınmaması…
    2-(A) Milli takımda çok daha önce misyonunu tamamlamış olması gereken Coach BOGDAN TANJEVİC’in oyunu okumadaki yetersizliği…
    3-Milli Takımda çok daha önceleri oturtulması gereken ”SİSTEM” sorununa bu şampiyonada da bir çare bulunamaması…
    4-Takımın beyni konumundaki oyun kurucu pozisyonunda yaşanan sorunu çözebilecek en önemli isimlerin başında gelen deneyimli KEREM TUNÇERİ ile skor ve savunma sıkıntısı çektiğimiz bölümlerde oyunun kilidini açacak oyuncu konumundaki CENK AKYOL’un sudan sebeplerde kadroya alınmaması…
    5-Yine OYUN KURUCU pozisyonundaki yanlış tercihler…
    6-Avrupa Şampiyonası öncesindeki son hazırlık maçları kadrosunda yer almasına ve genç yaşına rağmen takıma bir dinamizm kazandıran Avrupa Gençler Basketbol Şampiyonası’nın ”EN DEĞERLİ OYUNCUSU(MVP)” KENAN SİPAHİ’nin Slovenya’ya götürülmemesi…
    7-Oyunu süratlendiren en şutör oyuncumuz konumundaki ÖMER ONAN’ın talihsiz sakatlığı…
    8-Uzun bir sakatlık ve ardından doping söylentileri nedeniyle Basketboldan kafaca ve bedenen kopan HİDAYET TÜRKOĞLU’nun oyun içinde gereksiz zorlamalarıyla takıma yarardan çok zarar vermesine göz yumulması…
    9-Milli Takım oyuncularının SAVAŞAN KİMLİKLERİNDEN eser kalmaması…
    10-Milli Takımda LİDER oyuncu yokluğu…
    11-NBA patentli oyuncularımızın AMATÖRCE hataları…
    12-Milli Takımda SÖZDE AĞABEYLİK MİSYONUNU üstlenen REKLAM YILDIZI(!) isimlerin kendilerini adeta ”KAF DAĞINDA” görmeleri…

    Sizleri daha fazla sıkmamak amacıyla HEZİMET ve ÇÖKÜŞÜN nedenlerini sadece 12 madde ile sınırlamak istedim.Bu arada oyun içinde yapılan yanlışları ve amatör takımların bile yapmayacağı basit hataları dikkate aldığımızda bırakın Dünya Basketbolunu Avrupa Basketbolunun bile neresinde olduğumuzun kararını sizlerin takdirine bırakıyorum.

    Tabii ki bu yaşananlara en fazla üzülenlerin başında TBF Başkanı Turgay DEMİREL geliyordur.Öncelikle Türk Basketbolunun gelişmesi ve Dünya devleriyle boy ölçüşebilmesi için gecesini-gündüzüne katan Turgay DEMİREL’i ve onun şahsında ülkemiz insanını üzmeye hiç kimsenin hakkı olamaz.

    Formanızda AY-YILDIZLI BAYRAĞIMIZI taşımanın bir ağırlığı vardır.Eğer konu Mİlli Takım ise ve eğer bir diyet ödenecekse bu uğurda hiç bir fedakarlıktan kaçınılmamalıdır.

    KISACA,YETER ARTIK BU SON OLSUN DİYOR,(A) MİLLİ BASKETBOL TAKIMIMIZLA ÜLKECE BİR KEZ DAHA ” HEZİMET VE ÇÖKÜŞ” YAŞAMAK İSTEMİYORUZ…
    Avni Küpeli

  • admin

    Yabancı medyadan inciler (YASİN YILDIRIM)

    “Sözün bittiği yer” diye bir kavram vardır hani, artık çaresizlik insanın yüzünden okunur. İşte biz bu noktaya geldik.

    Burada Medya kısımda gönüllü olduğum için bütün ülkelerden basın mensuplarıyla konuşma imkânım oluyor.

    Fin basın mensubu, “Tanjevic bu oyuncuların sanki ruhlarını emmiş ve sanki her oyuncunun sahte ikizi oynuyor gibi sizde” dedi.

    İtalya yayın ekibinin spikeri “Tanjevic sahada bir kez bile olumlu tepki vermedi, tek yaptığı bağırmak. Bu oyunculara sanki altyapı takımı gibi davranıyor” dedi.
    İsveçli kadın yorumcu “Şu an sahada oynayan oyuncular daha önce hiç beraber oynadı mı?” diye ciddi olarak sordu.

    Türkiye’yi iyi bilen eski Sloven oyuncu Goran Jagodnik burada Dloven tv’si için çalışıyor. Onun yorumu bu: “Turnuvada açık ara en kötü takım Türkiye. Size ne oldu”

    Ve en ağır eleştiri Yunan tv yorumcusundan geldi: U18 Turnuvasına U16 takımıyla gelmiş gibisiniz. Ama onlarda bile istek olur. Siz sahaya çıkmak bile istemiyorsunuz. İsveç bile sizi yener.

    Ayrıca bir önceki yazıda sorunun Tanjevic de olduğunu söylemem tepki almış. Ben de kendimden şüphelenmistim . Neyse ki koç Serhat Çetin’i oyun kurucu oynatarak beni haklı çıkardı.

    Son 20 yılın en kötü turnuvamızdan herkese saygılar, sevgiler…

  • admin

    Bu hesap ortada kalmaz (NECİP KAPANLI)

    Bu takım “12 Dev Adam” olduğu günlerde tüm milletin, basketbolla ilgisi olmayanların bile pozitif enerjisini alıyordu ancak şimdi empati, sempati gibi bütün duygular terse döndü. Siteye gönderilen ancak yayınlamayı uygun görmediğimiz belki yüzlerce yorum sahibi bu takımın başarısız olmasını istiyordu. Bunlardan bazıları salt kızgınlığını dile getiriyor, bazıları ise sağlam bir tokat yememiz halinde kendi içimizde doğru eleştiriler yaparak yarınları kurtarabileceğimizi düşünüyordu.

    Bizim için ise Milli Takım’ın başarısı her şeyin üzerinde. Bunu sağlayabilenler her kimse elleri sıkılır, elleri öpülür. Geçmişteki büyük başarılarla hedefi büyüten Turgay Demirel, Aydın Örs, Bogdan Tanjevic ve ekiplerindeki onlarca insan, kadrolarındaki onlarca oyuncu bu nedenle her türlü övgüyü hak ettiler.

    Ancaaak… Zaman akıp gidiyor. Zaman bazen ilişkileri yozlaştırabiliyor ya da bazıları zamana ayak uydurmakta zorlanıyor. Tanjevic’in de akıp giden zamanla ilgili olarak sorunları var.

    Tanjevic’e karşı tepkimizi ortaya koymakla birlikte detayları takıma zarar vermemek için şampiyona öncesinde görmezlikten gelmiştik. Bu takımda Tanjevic ile çalışmak istemeyen birçok oyuncu var. Bunu Turgay Demirel hepimizden iyi biliyor, “Tanjevic varsa ben yokum” diyen oyuncularla bire bir görüştüğü için. Denilebilir ki, “Koçu oyuncu mu seçecek?”… Elbette öyle olmamalı ama oyuncuların da neden bu tepkiyi verdiği dikkate alınmalı… Her biri ayrı kişilik ve karakter sahibi olan oyunculara çocuk muamelesi yapıp herkesin içinde azarlar, küçük düşürürsen, 10 yıldır aynı setleri oynarsan, taktiksel anlamda bu işe hakim olduğunu gösteremez ve bu bağlamda oyuncuların güvenini kaybedersen, oyunculardan sana sarılmalarını bekleyemezsin. Efendim neymiş, Tanjevic çok çalıştırıyor da oyuncular ondan tepki veriyormuş. Bu mu çok çalışan takım? Ne set oynadığı belli değil, son top planı yok, ikili oyun savunmasında çaresiz. Kadroyu kötü kurmanın da etkisiyle hücumda akışkanlık yok. Her şeyi 1 yıldır oynamayıp maç temposunu kaybetmiş, kiloları koymuş Hidayet’ten bekle… Önemli olan çalışma süresi değil, çalışma kalitesidir. Sezon içinde 100 maç oynayıp gelen NBA oyuncularını, ligin ve Euroleague’nin yorgunluğunu taşıyanlara yıldız takım antrenmanı yaptırmaya kalkışırsan elbette bu konuda tepki gelir.

    Bunların hiçbiri bizler için sürpriz değil. Yine de bir “acaba” ümidiyle şampiyonaya başladık ama ne yazık ki işler tahmin ettiğimizden de kötü gitti.

    Turgay Demirel, Ocak ayında bir açıklama yaptı ve 6 aday arasından milli takım antrenörünün Şubat sonunda açıklanacağını söyledi. Ancak anlaşılıyor ki tek adayı Tanjevic idi. Öncelikle milli takımda çalışma olasılığının çok az olduğu bilinen Messina’ya gidildi ve olumsuz yanıt alındı. Sonra konu uyutuldu. Akdeniz Oyunları’nda beşinci sınıf ülkelere veya ülkelerin beşinci takımlarına karşı kazanılan şampiyonluk “zafer” olarak sunuldu. Bizzat Turgay Demirel, Sırplar’ın Mersin’e en iyi ikinci takımı ile geldiğini ifade etti. Oysa o takım Sırplar’ın Üniversite Milli Takımı idi. Sırplar’ın ikinci takımı olsa olsa, birçok eksikle Slovenya’ya gelen takım olabilir.

    Federasyona gelen basketbol kökenli üyeler tamamen Turgay Demirel’in kontrolü altında. Diğerleri ise konuya hakim olmadıkları için uyutuldu. Kim bilir Demirel, Tanjevic formülünü ortaya atarken onları ikna etmek adına ne manevralar yapmıştır.

    Türkiye içinde bulunduğumuz dönemde Avrupa basketbolunda en fazla kaynaklara sahip olan ülke. Batı Avrupa parasızlıktan kıvranıyor, Doğu Avrupa ise komünist rejimden sonra spor üzerindeki eski kontrolünü sağlayamıyor. Akıllı hamleler, akıllı projelerle vurup gidecek güce sahibiz. Oysa geldiğimiz duruma bakın… Adam yerine koymadığımız Ukrayna bile ilk 3 maçını kazanıp ikinci tura çıktı.

    Gerçekten yazık oldu çünkü çok iyi oyuncularımız var. Çok daha fazlasını yapmalıydık ama Turgay Demirel’in Tanjevic saplantısı bizi bu noktaya getirdi. Bütün kamuoyunun üzerinde birleştiği Ergin Ataman veya Zeljko Obradovic gibi bir koçla şu anda yenilgisiz lider olabilirdik.

    Bunu yapanlar hesap vermelidir… Ama her konuda… Bu hesap ortada kalmamalı.. Biz üzülerek ödedik, başkaları da başka şekilde üzülmeli…

  • admin

    Biz ne yapıyoruz?

    Bu takım ne yapmaya çalışıyor? Sanırım izleyen herkesin kafasındaki soru bu. Asıl soru şu ki oyuncuların da kafasında aynı soru var ve yanıt bulamıyorlar. Ne yapmaya çalıştığımız belli değil çünkü. Kimin hangi rolde oynayacağı, o rolde kimlerle yan yana oynayacağı tamamen belirsiz. Avrupa Şampiyonası seviyesinde kadronuz ne olursa olsun bir yapınız, bir planınız, kolektif bir anlayışınız olmadan ne üretebilirsiniz ki. Türkiye, Slovenya’da 3 maçta da kadro olarak daha iyi olduğu takımlara yenildi.
    MESELA maça Doğuş’la başladık. İlk 2 maçta sınırlı süre alan onda da iyi yapamadığı yaratıcılık işleri verildiği için başarılı olamayan Doğuş’la. Neden? Belli değil. Eğer amaç Spanoulis’in yokluğunda Yunanistan’ın en yaratıcı ismi Zisis’e baskı yapmaksa onu Sinan da yapar. O Zisis oyunda kaldığı ilk 22 dakikada 10 asist yaptı. İkisi de pek baskı falan yapamadı yani.
    ERSAN yerine Kerem’le başladık. Bu anlaşılabilir. Çünkü Ersan belki de bu takımın en iyisi ama kendi başına oynayabilen biri değil. O takım iyi olduğu zaman bitirici hamleyi yapabiliyor, başlatıcıyı değil. Kerem her ahval ve şeraitte oynuyor. Peki neden Ömer yerine Semih? Bir şeyler değişsin de ya tutarsa. Nasreddin Hoca onu yüzyıllar önce denedi ve sonuç alamadı. Ders alsaydık keşke. Gerçi Tanjeviç’in hatalardan, işlemeyen düzenlerden ders almaması yeni değil. Belli inatlardan vazgeçtiği yegane şampiyona 2010’da bile bazı alışkanlıkları kıramamıştı.
    MADEM değişiklikler yapıyoruz neden turnuvanın en kötüsü Hidayet sahada? Ona hiç yanıt yok. Türkiye iyi başladığı maçta öne geçemediyse en büyük sorumlu yaratan Zisis ve bitiren Bourousis’ten çok 0/7 isabet ve 3 top kaybıyla oynayan Hidayet’ti. Her şeyi değiştirdik bir Hidayet’i değiştirmedik. Hadi kazanmaya çalışılır bir oyuncu. Hele ki oyun kurucusuz gelmişken Hidayet’e ihtiyaç da var. Ama bu karşılaşmada oyuncu değil maçı kazanmak gerek.
    YİNE iyi idare ettik maçı 3. çeyreğe kadar. Ersan hücumda sorumluluk aldı. Takımın tek oyun kurucusu Ender biraz yaratıcılık kattı, Emir destek verdi, Ömer içerde etkili oldu. Sonra. Sonra nedense takımın en büyük sorunu oyun kurucuyken bu sorunu kaldırmak için oyun kurucuyu tamamen iptal ettik. 5 uzunla, Tanjeviç’in en büyük fantazisiyle sahada kaldık. Ve 1-3-1’e döndük. Hazırlık döneminde hiç oynamadığımız, bu oyuncuların da yıllardır oynamadığı düzene. 7/9 üçlük atan bir rakibe karşı üstelik.
    Üst üste 4 hücumda şunlar oldu:
    1. Serhat Çetin top eline geldiği için oyun kurucu oynamak zorunda kaldı, 3’e 2 oyunda topu rakibe verdi.
    2. ZIsIs süre biterken tepede tek kaldı. Ortaya bir penetre denedi. İki savunmacı hangisinin karşılayacağını bilmediği için açıldılar. Faul atış çizgisinden şut atarken en yakın oyuncumuz 1.5 metre uzaktaydı.
    3. Türkiye 20 saniye 3 sayı çizgisinin içine giremedi. Sinan 3 saniye kala topu tutamayınca orta sahaya kadar geldi almak için ve oradan tek eliyle potaya fırlattı.
    Kaan Kural

  • admin

    Dönme Turgay Bey
    SEN şimdi en iyisi orada kal ve istifanı gönder. İnsanda biraz utanma olur ‘Ya herru ya merru’ dedin….
    ‘Üç doğrum vardır; Ben, keyfim ve kahyam’ diye dayattın. Sonucuna katlan. Düş basketbolumuzun yakasından… Dünyanın üçüncü büyük ligi dediğin ligin, milli takımı buysa sen, ‘Dünyanın en kötü federasyon başkanı’sın. Yeter artık parkenin sırtından geçindiğin… Bogdan koçunu al çek git.
    Hesabını veremediğin 28.5 milyonluk ödülün defterinin de iyice sağlamasını yap, çünkü vermek zorunda kalacaksın. CMUK’a göre ‘emniyet nedeniyle görevi suistimal’ suçu işledin. Sana emanet edilen, devlet malı milli takıma zarar verdin. İn bu ‘ihtiras tramvayı’ndan çünkü garaja gidiyor. Bakıma alacak, tepeden tırnağa yenileyeceğiz. Oyunculara yıkamazsınız. Slovenya’ya 11. gittik 16+ olarak gerimize baka baka dönüyoruz. Bu gabi koçla ancak bu kadar oynanır.
    BGDNTRGYLTD İFLAS ETTİ
    KİMSE talep etmediği halde, potaya siyaseti soktu! Dokuz yıldır tek tıkı olmayan Bogdan koçu, ‘tamamen duygusal’ nedenlerle olduğuna kargaların bile güleceği biçimde takımın başına atadı. Basketbol için olimpiyatı alamamamışız ne gam… Kıta ilk beşine kalabilme özürlü olduğumuzdan sittin sene katılamayız zaten…
    Seneye İspanya’da yapılacak Dünya Şampiyonası’na da, 2010’da olduğu gibi wild card satın alamazsak, katılamayacağız. Evinin aslanı milli takımı ‘gemi aslanı’na dönüştürdüler. Dış sahada kazandığımız tek turnuva başarısı yok. Akşamki maçı hiç sormayın bana; Aklı Spanoulis’ten yoksun Yunanistan’a kelimenin tek anlamıyla REZİL OLDUK.
    Ünal Özüak

  • admin

    Rezil olduk

    Yunanistan maçını Avrupa Şampiyonası’nı takip etmeyen bir kişiye izletin. Bu karşılaşmanın önemi nedir sorusunu yöneltin. Eminim millilerimiz için sıradan bir hazırlık maçı sanacaktır! Çünkü sahadaki görüntü buydu. Oyuncular maçtan önce verdikleri demeçleri unutmuş, adeta ezilmişti üzerinlerindeki baskıyla.
    Yunanistan’ın yıldızı Spanoulis yoktu sahada… Peki ya bizimkiler?
    Hazırlık döneminin formda isimlerindendi Hidayet, Slovenya’da belki de kariyerinin en kötü turnuvasını geçirdi. Onun kendisine gelmesini beklerken, bir de baktık turnuva bitti! Formda isimlerinden bir tanesi Oğuz’du. Onu da coachumuz Tanjevic bir kez bile düşünmedi, rakip 5 numaraların kevgire çevirdiği boyalı alanda! Avrupa Şampiyonası’na kötü kadro tercihiyle gittiğimizi, şu kadroya baktığımızda Kerem Tunçeri’nin dışarıda kalmasına aklımızın ermediğini daha önce de dile getirmiştik ama Tanjevic’in saha içi tercihleriyle ‘daha da anlamsız şeyler yapılabilirmiş’ dedik.
    Belli ki İtalya maçının ardından Tanjevic’e yapılan uyarı, sonuç vermiş, oyun kurucu pozisyonu için zorlanan Sinan, 2 numaraya geçmişti maçın başında ama, oynamaktan çok oynatmamaya odaklanmış bir Tanjevic vardı sahada. Elindeki tek oyun kurucu Ender yine kenarda bekleyerek başladı maça. Hem de moral olarak dibe çökmüş takımda… Geriye düştüğünde havlu atmasıyla ün yapan takımımız, yine hücumda kriz yaşadı; tek skor umudu, büyük baskı altında olduğu her halinden belli Hido olunca… Kerem Gönlüm direnir gibi oldu maçın başında ama normal olarak Tanjevic onu da fazla tutmadı sahada!
    Böyle bir başlangıcı iyi kullanan Yunanistan, ne acı ki, dalga geçti hemen havlu atan oyuncularımız karşısında.
    Sadece oyuncular değildi baskı altındaki galiba! Tanjevic neden yaptığı hiç belli olmayan düzenlere geçmeye başladı sırasıyla. Bir ara Preldzic direnecek gibi oldu, onu da hemen aldı yanına! Serhat’ın oyun kurucu pozisyonunda oynamasına varan, upuzun takım fantezisini sonuna kadar yaşayan Tanjevic, ağır bir yara bıraktı, son kez coachluk yaptığı Türk Milli Takımı’na! Hadi diyelim ki ‘wild card’ verdiler, seneye gideceğiz dünya şampiyonasına. Artık kendisini kadim dostu Turgay Demirel bile tutamaz o koltukta.
    2005-2007-2009 ve yine Tanjevic’in asıl sorumlu olduğu 2011’den sonra, 2013’ü de el birliğiyle haram ettiniz Türk basketboluna.
    Ümit Avcı

  • admin

    İnanamıyorum

    Görevde olduğum ve olmadığım zamanlarda Avrupa Şampiyonalarında gruptan çıkamadığımızı hiç hatırlıyamıyorum.
    Finlandiya ve İtalya’ya yeniliyoruz bir gün ara var Tanyeviç’e kimse yaptığı hataları söyleyemiyor mu! Niye Ender’le başlamıyorsun, pota altından Kevgire döndük. Oğuz niye kenerda, Hidayet basketbol hayatının en kötü turnuvasını oynuyor niye kenara almıyorsun. Arka arkaya sayılar atan oyuncularımızı niye bench e çekiyorsun, her maçta periyot sonu basket yiyoruz niye tedbir almıyorsun,yaptığı faulden sonra hakemi alkışlayan Semih’e iki çift laf niye etmiyorsun diye Tanjeviç’i bir kişi uyarmazmı.
    Yukarda saydıklarımın ikisini dikkate alsak turnuvanın kaderi değişecek. Hadi Tanyeviç’e kimse bir şey önermiyor basında çıkan tenkitleridemi duymamazlıkan geliyorsunuz.
    Bakın 2010 yılında Dünya İkincisi olurken Kerem-Ender gibi üst düzey iki oyun kurucumuz vardı. NBA oyuncularımız Hidayet, Ömer Aşık ve Ersan takım çalışmalarına zamanında katılmıştı. Bench de Orhun Ene gibi oyuncuların inandığı bir yardımcı antranör vardı. Herşeyde önde birbirine inanmış 12 adam vardı sahada.
    Ama biz ne yaptık, Orhun Ene’yi küstürdük. Bizi Dünya ikinciliğine taşıyan Kerem Tunceri’dışladık.
    Hazırlık dönemine sudan bahanelerle gelmeyen ve getirelemiyen NBA oyuncularını İlk beş oynatarak takım olma anlayışının dibine dinamit koyduk.
    Her maçta ayrı bir beş deneyerek oyun içinde istikrarı sağlayamadık. Sinan ve Doğuş’tan bir numara yaratalım derken Ender’in morelini bozduk.
    Oyun içinde iyi oynayan oyunculardan bir beşi sahada tutamadık. Ve inanın kadro açısından en zayıf Avrupa Şampiyonasında İNAT UĞRUNA daha iki maç kala havlu attık.
    KAHROLDUK, ÜZGÜNÜZ. TÜRKİYE BU SONUCU HİÇ HAKETMİYOR
    Doğan Hakyemez

    • admin

      Bu inat niye
      Defalarca söylüyoruz Sinan’dan bir numara olmaz. Finlandiya maçından sonra kader maçımız İtalya karşısına yine Sinan’la çıkıyoruz. Bir gün önce takımı ayağa kaldıran Ender ortalarda yok. İlk hücum top kaybı Sinan’dan. Hazırlık maçlarında yan yana oynayan takım savunmasını mükemmel yapan oyuncular kenarda, Ersan ve Ömer ilk beşte Oğuz kenarda. Her maç ayrı bir beş. Oyun içinde başarılı olanlar maalesef yan yana oynayamıyor. Kenara gelip tekrar oyuna girdiklerinde morel sıfır.
      Oyuncuların Tanyeviç’e inancı kalmamış. İtalya’nın 2,5 uzunu var bizim Ömer Aşık, Oğuz , Kerem, Semih gibi dört uzunumuz var ve onlara top indiremediğimiz gibi faul problemi nedeniyle kenara gelen Kuzin’in yerine giren Melli kariyer yapıyor.
      Tanyeviç maçtan sonra takımda sorun var diyor. Hayretler içinde kalıyorum. Sorun belli. OYUNKURUCU YOK. Olanı da zamanında sahaya sürmüyorsun. Maç içinde iyi oynayan oyuncuları beraber oynatmıyorsun. Formsuz oyuncularla maçlara başlıyorsun. Maçın en kritik anlarında alan savunmasına sığınıyorsun. Her periyod’un son saniyesinde sayı yiyoruz. Konsantrasyon sıfır.Al sana sorunlar silsilesi. Şurada üç maçımız kaldı. Uçuruma yuvarlanıyoruz gel şu İNADINDAN vazgeç ayakta kalabilen Ender, Kerem’in yanına morelli oyuncuları motive et.
      TANYEVİÇ bu ülke bu yenilgileri hak etmiyor.
      Oyuncu kardeşlerime de iki çift sözüm var. İki maçtır kan ağlıyoruz. Sahadaki görüntünüz çok kötü. Her takım yenilebilir ama biz mücadele etmiyoruz. Sayı atamayabiliz, şutlarımızı girmiyebilir ama öyle bir mücadele ortaya koyarız ki hepimiz yenilmemize karşın hakkımızı helal ederiz. Önümüzde üç karşılaşma var. Suratlarınızı düzeltin, silkinin ve gerçek gücünüzü ortaya koyun. Türkiye bu neticeleri hak etmiyor.
      Doğan Hakyemez

  • admin

    Hayret kuşu

    MİLLİ takım koçumuz Bogdan Tanjevic, İtalya maçı sonrası Bogdan Tanjeviç ‘Bu takımda bir sorun var ama anlayamıyorum’ diyerek basın toplantısına talihsiz bir lafla başladı. Sanki 9 senedir bu takımı ben yönetiyorum, oyuncuları ben seçtim, setleri ben yaptım, pres çalıştırmadım, penetre pas savunmasını göstermedim ve turnuvaya bir gün kala sakatlandım da şampiyonaya takımı benim yerime sağ olsun Tanjeviç götürdü. Ve iki günde benim kurduğum takımın sorunlarını algılayamadı, takımın ruhsuzluk sorununa çare bulamıyor. Bu yüzden oyuncular ona inancını yitirmiş molalarda dinlemiyorlar bile. O da kenarda anlamsız hareketler yapıyor ve tıpkı benim de milli takımda antrenörlüğümü yapan Sayın Önder Seden’in dediği gibi HAYRET KUŞU şeklinde dolaşıyor. Neyse bunu ben değil, değerli ve formda Türk antrenörler varken onu oraya layık görenler düşünsün…
    DÜN gece maça iyi başlar gibi oldular, savunma yapmak istemeyi istiyor gibilerdi. Yine rotasyon hatalarına, Yunanlı oyuncuların aldığı hücum ribauntları da eklendi ve onlara Hidayet’in de periyot sonundaki katkısı gözden kaçmadı.Oynamak istemeyen adamı kadroya alırsan olacağı budur. Maçın genelinde ise Kerem’in uzun sürelerde neden kenarda oturduğunu çözemedim. Bu maçta da iki periyotluk kondisyonumuz maça daha fazla ortak olmamıza engel oldu. Ersan ise turnuvaya bugün katılmış gibi keşke ona şampiyonanın iki gün önce başladığını söyleselerdi. Çok önemli hayati dediğimiz, savunmamızla ayakta duracağız dediğimiz bir maçtan her periyot 20 sayı yiyerek daha hüsranla ayrıldık.
    BEN de birkaç gündür şampiyona ile ilgili yazılar yazıyorum, biraz da ağır oluyor bazen. Ancak okuyanların “Sen de bu kategorilerde oynadın, senin kötü oynadığın, hezimete uğradığın maç olmadı mı sanki?” dediklerini duyar gibiyim. Tabii ki oldu, daha farklı yenildiğimiz maçlar da var. Fakat aradaki fark Slovenya’daki gibi mücadele etmeyen, başlarındaki antrenöre inancını kaybetmiş, yapılan kötü bir atıştan veya top kaybından sonra arkadaşının eline destek için vurmayan, kenardaki oyuncuların her birinin ayrı yöne baktığı, gülmeyen, neşesiz bir takımda hiç bulunmadım…
    Tamer Oyguç

  • admin

    Odadan çıkmak istemezdim
    Hüsran olacağı zihnimde ağırlıktaydı ama gönlümden zaferle bitirmemiz geçiyordu. Zihnim haklı çıktı… Olimpiyat oylamasının yapılıp da haklı sebeplerden alamadığımız organizasyonun ardından bir Yunanistan galibiyeti en azından yüzümüzde bir tebessüm yaratacaktı. İsveç maçında hem lig hem de oyuncu kalitesi olarak bizden düşük bir takım karşısında kazandık ama onda da 20’li sayılara çıkan maçta savunmada biraz gevşediğimiz zaman farkın tek haneli sayılara düştüğünü gördük.
    TURNUVA boyunca takımdaki oyuncuların hiçbirisinin yerinde olmayı istemezdim. Orada bulunmak, odadan dışarıya çıkmak, yemeğe inmek hepsi işkence gibi gelir adama; takımdaki oyuncuların hepsinde bitse de gitsek düşüncesinin hakim olduğunu tahmin ediyorum. Hepsi bir an önce Türkiye’ye dönmeyi arzuluyordur. Ama sizleri bu düşünceye sevk eden, başta yöneticiler olmak üzere antrenör ve sizlersiniz. Çünkü sporcu olarak isteseydiniz başarırdınız.
    ŞİMDİ hepimizin takkesini önüne koyup düşünme zamanı. Nerede yanlış yapıldı, ne olmalıydı, takımın kimyası nasıl kurulmalıydı, başarı mı hedeflenmeliydi yoksa genç oyunculara şans mı tanınmalıydı…
    BEN hala federasyonun yabancı sayısını tekrar gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü geçmişe baktığımızda iki yabancıyla oynarken daha başarılı olduğu ortada. Kulüp bazında bir oyuncunun sahada ne kadar süre alırsa o kadar tecrübe kazanacağını düşünüyorum. Bu takımlarımız şimdi mi daha başarılı yoksa geçmişte mi daha başarılıydı. Eski dönemlerde uzun oyuncu yetişmiyor derken şimdi de önümüzde guard sorunu var ve bu milli takımda da en büyük sorununun guard ve forvet pozisyonunda olduğu çok açık gözüktü. Hidayet’in oynamadığı maçta Ersan’ın
    daha konsantre olduğu ve rahat oynadığı için ikisinin arasındaki çekişme açıkça gözüktü.
    PEKİ bu bağlamda Kerem Tunçeri neden kadroya alınmadı, Barış Ermiş ve Engin Atsür 17 yaşındaki İsveçli Hakanson’dan veya 92 doğumlu Jr. Gentile’den daha mı kötü oynarlardı? Hatta Tanjeviç memleketlisi Kenan Sipahi’yi alamaz mıydı?
    EN önemlisi Cenk Akyol’un şampiyonluk sonrası yaptığı hareket görmezden gelinemez miydi? Sakat olduğu ileri sürülen Tutku Açık bile zaman zaman kullanılamaz mıydı?
    Türkiye’ye geri dönen oyunculardan Deniz Kılıçlı kadrodan neden çıkarıldı? BİR turnuva hüsranla bitti. Hepimiz üzüldük ama Ender Aslan’ın ve ağır bir sakatlık geçirdikten sonra sahalara dönüp gençlerin çoğundan daha fazla mücadele eden 35 yaşındaki Kerem Gönlüm’ün mücadelesi ve azminden genç oyuncuların çok fazla ders çıkartması gerektiğini düşünüyorum. Ve bu iki oyuncuyu da alkışlıyorum.
    Tamer Oyguç

  • admin

    Tanjevic’in menajeri kimdir?

    Sonunda grup maçları bitti, 18 yıldır ilk defa gruplardan çıkamadık. Avrupa şampiyonu olan genç milli takımızla bundan daha kötü bir sonuç alabilir miydik? ALAMAZDIK !

    İki yılımızı daha neden kaybettik bunun cevabını TBF yönetenleri verecektir. Orhun Ene’nin neden görevi kendi bıraktığı bu turnuva sonunda artık teknik nedenleri ile de belli olmuş anlamayan kaldıysa anlamıştır sanırım… Bu tür bir takım kurgusunu tribünden işine karışılmayı kabul etmediğinden görevi bırakmayı tercih ettiği kendi adına ne kadar doğru yaptığı ortadadır.

    Orhun Ene’nin görevi bırakması ve sonrasında elemeler için takımı en iyi tanıması ve sürenin az olması nedeniyle Tanyeviç ile tekrar anlaşılmış olsa da basketbol camiasında herkesin ortak fikri ve isteği Avrupa Şampiyonasına başka bir antrenörle gitmek idi.Fakat Sayın Turgay Demirel’in düşüncelerinde böyle bir değişiklik hiçbir zaman yoktu.

    Ergin Ataman şampiyon olmuştu, Erman Kunter Türkiye ye dönmüştü, Obradoviç vardı, İvkoviç vardı, Pesiç vardı, Orhun Ene vardı, Messina vardı. Ama zaten Tanyeviç hiç ayrılmamıştı. Gazeteler her gün biri için haber yapıyorlardı, TBF adı geçen antrenörler den bazıları için görüşüyoruz dese de menajerleri yada kendileri böyle bir görüşme olmadı diyorlardı. Bu dönemdeki TBF tarafından yapılan açıklamalarda yeni antrenör Eylül’de belli olacakken bu süre Kasım oldu, Aralık oldu, sonunda 2013 oldu, gelen tepki ve sorular karşısında zamanımız Şubat oldu, 21 Mart 2013 de yapılan açıklamada 3 yerli 3 yabancı hoca ile görüştüklerini Ataman isminin öne çıktığını söylediklerinde Ergin Ataman kendisi ile hiç görüşülmediğini açıkladı. Sonunda Milli takım antrenörümüz 3 TEMMUZ 2013 tarihinde zorla açıklanabildi. Bu tarihe kadar yapılan söylenen her şey zaman geçirmek için yapılan senaryoların bir parçası oldu.

    İkinci sınıf takımların katıldığı Akdeniz Oyunlarında alınan birincilik TBF sitesine yazı yazan ve karşılığında para alan, isimlerinin önüne basketbol duayeni sıfatını koymadan konuşmaya başlamayan kişiler tarafından şişirilerek başarı olarak gösterildi. Şimdi onlara sormak isterim Akdeniz oyunlarında muhteşem başarılı olarak şampiyon olan takımımızdan kaç oyuncu Avrupa Şampiyonasına geldi kaç dakika süre aldı? Hazırlık turnuvalarında oynadık ve medyada Çekleri bozdurduk, Devler dev gibi, Polonya yı da yendik ( sanki hiç yenmemişiz gibi) Belçika yı denize döktük diye yazan günlük medyamız ve duayenleri neden bu takımı en azından oyuncuları korumak için bir satır yazmadılar? Yaz tatiline çıktılar sanırım! Bu oyuncular ve milli takım bizim sevgili duayenlerimiz unutmayın!
    (Takımın uyumsuzluğunu yanlış kurulduğunu gören bunları önceden objektif olarak yazan kişiler bu tanımlamanın dışındadır.)

    Sanırım Avrupa şampiyonasındaki en büyük bütçeli teknik ve idari kadro Türk milli takımıdır. Ama nedense bu kadar pasif kalan uzun sürelerdir beraber olmasına( Ertuğrul Erdoğan hariç) rağmen sesini çıkartmayan yardımcı antrenörlerin olduğu tek takımda Türk milli takımıdır sanırım. Belki onlarda artık söyledikleri dinlenmediğinden bıkmışlardır.! Bu duruma gelinmesindeki en az suçlu sporcular dır.Onlarda sen gir/ sen çık, taktiğinden iyi oynarken kenarda unutulmaktan ne yapacaklarını bilemez hale getirildiklerinden istikrar tutturmaları imkansız olmuştur.

    Sayın Tanyeviç maç sonrası demeçlerinin birinde 48 günlük hazırlık süresi yeterli değildi, NBA oyuncuları hazır olmadı demiştir, kendisine soralım o zaman (neredeyse bir yıl vakti olmasına rağmen) Ağustos ayında başlayacak turnuva için 3 TEMMUZ 2013 takımın antrenörünü açıklayan TBF yönetenleri bu durumun baş suçlusu değil midir? Antrenör değişikliğini hiç düşünmedikleri halde gelebilecek tepkileri en aza indirmek için uyuma moduna geçip son ana kadar karar verememiş görüntüsü veren TBF yönetenleri bu durumun baş aktörleri değil midir?

    TBF yönetenlerini Tanyeviç bağımlılığından seçtiği takımla, uyguladığı saha içi/dışı sistemiyle bu kadar kötü bir turnuva geçirilmesi nedeniyle gene Tanyeviç kurtarmıştır.
    Gelinen nokta ise Tanyeviç &TBF çözüm ortaklığı, iş akdi, sözleşmesi adı her ne ise sona erdiği gerçeğidir.

    NOT: Sayın Tanyeviç’in (varsa) menajeri kimdir? Lütfen bilen varsa beni konuyla ilgili bilgilendirsin. Belki menajeri (varsa) bazı konularla ilgili bizleri bilgilendirebilir…
    Yusuf Erboy

  • admin

    Yalancının mumu… (Yiğiter ULUĞ)

    Abraham Lincoln demiş ki; “Bazı insanları her zaman, bütün insanları bazen aldatabilirsiniz. Ama bütün insanları her zaman aldatamazsınız.”

    2011 yılında Avrupa Şampiyonası’nda ikinci turdaki üç maçı çok küçük farklarla kaybedip, ilk sekizin dışında kalan Türk Milli Takımı’nda koç Orhun Ene, “Ben bu şartlarda çalışamam. Çalışsam da başarılı olamam” diyerek görevi bıraktı. Ene’nin “bu şartlar” dediği şey, “teknik koordinatör” sıfatını taşıyan Bogdan Tanjeviç ile Başkan Turgay Demirel’in oyuncu tercihlerinden, kimin kaç dakika süre alacağına kadar her şeye karışması, Tanjeviç’in hızını alamayıp, Ene’nin yönettiği antrenmana müdahale edecek kadar haddini aşması, bunların sonucunda takım kimyasının yerle bir olmasıydı.

    Başka bir ülkede yaşıyor olsak istifa kabul edilir, kısa sürede yeni teknik kadro arayışına başlanırdı. Ama Başkan Demirel ve taifesi, her zamanki alışkanlıklarını sürdürdüler. Olayı zamana bırakmak ve küllemeye çalışmak… Sorunu kamuoyuyla paylaşacak şeffaflığı ve cesareti göstermeden, kapalı kapılar ardında kararlar almak… Bu arada çıkan sesleri de çeşitli yalanlarla bastırmak…

    Yalan 1: “Yeni koç arayışımızda Messina, Obradoviç, Ergin Ataman gibi adaylar, listenin en tepesinde. Kısa sürede biriyle anlaşmaya varıp açıklayacağız.”

    Ataman ve Obradoviç’e ciddi teklif götürülmediğini biliyoruz. Aylar geçti, Messina ile yapılan görüşmelerden de bir sonuç çıkmadı ve yaz başında yine kaldık Tanjeviç’in eline!

    Dopinge savunma

    13 Şubatta NBA yönetimi, Hidayet Türkoğlu’nun kanında methenelone adlı yasaklı maddeye rastlandığını ve milli oyuncumuza 20 maç ceza verildiğini açıkladı. Hidayet, Orlando taraftarlarından özür dilerken, bu ilacı, sakatlığı sırasında Türkiye’de beraber çalıştığı kondisyonerden aldığını söyledi.

    Hidayet’in Amerika’daki cezası Nisan başında bitti ama, NBA ile FIBA’nın doping konusunda yaklaşımları farklı olduğu için, FIBA’nın daha uzun süreli bir ceza vermesi bekleniyordu. Cezanın bir yıla ulaşması durumunda, Hido Avrupa Şampiyonası’nda forma giyemeyecekti.

    Başkan Demirel telaşla FIBA’ya koştu ve hem kaptanını korumak, hem de Milli Takım’ın madalya şansını arttırmak (!) için savunmasını kuyruklu bir yalanın üzerine kurdu.

    Yalan 2: “Hidayet, takımını korumak için sorumluluğu üstüne aldı. Oysa iğneleri Orlando Magic’in doktoru yapmış.”

    NBA’de hiçbir doktorun, oyunculara yasaklı madde içeren iğne yapamayacağını, yaparsa başına neler geleceğini bilenler bilir. Ama FIBA’da bunu bilmeyenler varmış ki, Hido’ya sadece altı aylık ceza çıktı, şampiyonada oynayabildi (“Keşke oynamasaydı” diyenler çoğunlukta, biliyorum).

    Cenk Akyol krizi

    Cenk Akyol, geçen yıl da Tanjeviç’le yıldızı barışmayan bir isimdi. Kampı terk etmiş ama olay medyaya “Belinde ağrılar vardı” palavrasıyla sunulmuştu. Bu yıl önce Akdeniz Oyunları için açıklanan aday kadroya çağırıldı. Sonrası malum… Kariyerinin en iyi sezonlarından birini oynayan Cenk, bir anda kendini Milli Takım’ın dışında buldu. Tanjeviç, konuyu “teknik sebepler”e sığınarak geçiştirmeye çalıştı. Olmayınca, başka bir sokağa saptı…

    Yalan 3: “Zamanında onu oynatmak için İbrahim Kutluay’ı kestim. Cenk iki yıldır bana merhaba bile demiyor. Böyle bir oyuncuyu neden çağırayım ki?”

    Bu işin selamla sabahla alâkası olmadığını, artık çocuklar bile biliyor.

    Barış Ermiş, ne yapsa Tanjeviç’e yaranamayan bir oyuncu… 2010’da Engin Atsür sakatlandığı için son anda kadroya alınmış, beş maçta toplam 34 dakika şans bulabilmişti. Bu yıl da kampa çağırıldı ama kadro onikiye inerken kesildi. Son anda Ömer Onan sakatlandığında “Acaba bu basketbol tanrılarının bir uyarısı mı?” diye sormuştum kendi kendime. Öyle ya, oyun kurucu pozisyonunda bu kadar zayıf bırakılmış bir takımda, Ömer’den boşalan yeri Barış’a vermek, akılcı bir son dakika hamlesi olabilirdi. Onun yerine hepimizi dumura uğratan bir açıklama geldi…

    Yalan 4: “Ömer’in yerine Birkan Batuk’u seçtim çünkü Birkan, Ömer’e çok benzeyen bir oyuncu.”

    Birkan’ın Ömer’le benzerliğini, Tanjeviç’in oynatmaya çalıştığı basketbolun neye benzediğini sizlerin takdirine bırakıyorum. Ben sadece şunu sorayım: Son bir yıl içinde millete bu kadar yalan söylemiş (önceki yıllara, Memo’ya yapılanlara falan hiç girmiyorum) adamların kurduğu bir düzenden ne bekliyordunuz? Bunca yalandan “gerçek bir takım” çıkar mı?

    Madalya alabilirdik

    Turnuva başlarken, bizim için kabul edilebilir derecenin beşincilik ile sekizincilik arasında olduğunu, çeyrek finale kalamamanın başarısızlık olacağını yazmıştım.

    Maçları izliyorsanız, Avrupa Şampiyonaları tarihinin en zayıf turnuvalarından birine tanık olduğumuzu siz de görüyorsunuzdur. Zaten öyle olmasa, Finlandiya ve Belçika gibi basketbol düzeyi çok aşağılarda olan ülkeler ikinci tura kalabilir miydi? (Yeri gelmişken, bizim ligimize koysak kadrosu düşmemeye oynayacak Finlandiya’nın elindeki kısıtlı malzemeyle, kendisi için en doğru basketbolu oynamasına, her top için canla başla mücadele etmesine şapka çıkarıyorum). Bence turnuvanın en büyük sürprizi, verseler Belinelli hariç tek bir oyuncusunu bizim takıma almayacağımız İtalya’nın, ilk turu şampiyonanın tek namağlup ekibi olarak geçmesi! O Cusin gibi bizde ne uzunlar var da, hiçbiri Milli Takım’ı rüyasında bile göremiyor…

    Tanjeviç’le Avrupa Şampiyonaları
    Yıl G M Derece
    2005 1 3 Onikinci
    2007 1 5 Onikinci
    2009 4 4 Sekizinci
    2013 1 4 Ondokuzuncu
    Toplam 7 16 Başarı oranı: % 30
    + 2011’de Tanjeviç koordinatör, Orhun Ene başantrenördü. Milli Takım 8 maçta 3 galibiyet alarak onuncu sırayı Finlandiya ile paylaştı.

  • admin

    Şarkılara kaldı
    28.5 milyon liranın hesabını veremeyen Demirel, Tanjevic’i takımın başına getirdi. Seçimler yanlış yapıldı. Takım yanlış oynatıldı. 12 Dev Adam organize edilemedi. Demirel’in ne olduğunu, Tanjevic’in ne olduğunu bu ülke 10 senedir biliyor. Bunlar hâlâ görev yapıyorsa sorumlu bir tek kişi var: Spor Bakanı Suat Kılıç…
    12 Dev Adam gün geçtikçe kan kaybediyor. Avrupa Şampiyonası’ndan 4 mağlubiyet alarak elendi. Federasyon Başkanı Demirel ve Tanjevic eleştiriliyor. İstifası isteniyor. Bu başarısız sonuç için neler söyleyeceksiniz ve bu noktadan sonra neler yapılmalı?
    Benim eleştireceğim bir kişi var; Suat Kılıç… SporBakanı… Tanjevic’in ne olduğunu bu ülke 10 senedir biliyor, Turgay Demirel’in ne olduğunu da bu ülke 10 senedir biliyor. Spor Bakanı, göreve başladığı zaman açık açık yazılarımla, televizyon konuşmalarımla çağrı yaptım. “Tertemiz, yepyeni bir bakansın. Ortada karanlık bir basketbol federasyonu var. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tahsis ettiği 28.5 milyon liranın hesabı hâlâ verilmedi. Lütfen işe başlarken bu 28.5 milyon lira nasıl dağıtılmıştır, sorun. Islak imzalı kağıtlarıyla, kim, ne zaman, kaç para almış, bir görelim! Sizden öncekiler bunu yapamadılar. Ama siz tertemiz, yepyeni bir bakansınız, yapabilirsiniz. Bu Turgay Demirel bütün sorulara rağmen açıklama yapmaktan kaçıyor.” Yasa var, genel müdürlüğün sitesine girdik, vatandaş olarak soru hakkımızı kullandık. Cevap vermeleri lazım, vermediler. Milletvekilleri, meclise soru önergesi verdiler. Oraya da verilmedi cevap… Meclisteki sorular kadük kaldı! Bu Turgay Demirel böyle bir grup listesi hazırlıyor, ‘Tulumbacılara şu kadar milyon lira verdim, gaz pompacılarına şu kadar lira verdim’ diyor. Böyle bir şey yok. Hidayet Türkoğlu hangi gün, kaç para aldı? Bu 28.5 milyon liranın hesabı böyle verilir ancak… Çünkü ortada dolaşan dedikodunun haddi hesabı yok. Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanı o zaman, Hürriyet gazetesi spor şefi o zaman, Esat Yılmaer, ne zaman kaç para aldı? Bütün Türkiye bunları istedi.
    SAVAŞMASI GEREKİRDİ
    İnsan bunu açıklamaktan niye çekinir? Niye korkar, niye açıklayamaz? Bir Spor Bakanı’nın bunu düşünmesi lazım. ‘Benim Federasyon Başkanım bunu niye gizliyor!’ Bu Spor Bakanı bununla savaşacağına garip bir şekilde Turgay’ın arkasında yer aldı. Ve Turgay 100 yaşındaki Tanjevic’i takımın başına getirdi! O da olabilecek en büyük saçmalıkları yaptı, bir takım seçimlere siyaset karıştı, seçilmeyecek adamlar takıma seçildi, seçilecek adamlar seçilmedi! Orada oynamayacak adamlar oynatıldı, oynayacak adamlar oynamadı. Biz Finlandiya gibi ‘basketbol’ deyince adı geçmeyen komik ülkeye yenildik. ‘Komik’ diyorum çünkü Finlandiya basketbolu bilmiyor. Finlandiya maçının ardından İbrahim Kutluay o kadar güzel bir açıklama yaptı ki… Programı sunan arkadaşımız, “Basketbol felsefesi olmayan bir takıma yenildik” dedi. İbrahim, “Ne diyorsun sen! Finlandiya’nın oyun felsefesi var. Adamlar basketbolu bilmediklerini biliyorlar. Onun için ‘Herhangi bir oyun yapmaya falan teşebbüs etmeyelim. Gördüğümüz yerden potaya sallayalım. Girerse kazanırız’ diye çıkmışlar. Adamların felsefesi bu…” dedi. “Felsefeleri ‘Biz bu oyunu bilmiyoruz’ üzerine kurulmuş. Bu felsefedeki bir takıma yenildik biz” diyor ki doğru… Atıştan başka bir şey yapmayan bir basketbol takımına karşı zone defansı yaptı! Atışa zorlamak için… Zone’un amacı odur. Pota dibinde çok iyidir, turnikeleri, penetre’leri çok iyi yaparlar, onun için zone yaparsın ki adamlar giremesin içeri, dışarıdan atsınlar. Zaten adamlar başka bir şey yapmıyor. Dışarıdan atan takımı, dışarıdan atmaya zorlayan taktik olur mu? Düşün ne kadar farkında değil olup bitenleri kenar yönetimi!.. Ama o kenar yönetimini getiren adamın nasıl olduğu da belli… Bunlar hala görev yapıyorsa sorumlu bir tek kişi var: Suat Kılıç… Tanjevic, Turgay Demirel değil, istifa etmesi gereken kişi Spor Bakanı… Bu hezimetin sorumlusu o çünkü. Görünen köy kılavuz istemez. Bile bile gittik.
    İyi de bir jenerasyonumuz vardı. Ama ne yazık ki her zaman elimize gelmeyen bu kadroyu iyi yönetemedik.
    Çünkü arkasını getiremedik. Yeni jenerasyonun arkasını getiremedik. 12 Dev Adam şarkısıyla, marşıyla her şeyiyle Türkiye’nin sokaklarında basketbol oynanmaya başlanmıştı. Turgay Demirel ve arkadaşları o heyecanı organize edemedi, o heyecanı kanalize edemedi, o heyecanın
    arkası gelmedi.
    Hıncal Uluç

  • admin

    Değişim Şart
    Slovenya’da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda büyük hayalkırıklığı yaşayan ve ilk turda elenmekten kurtulamayan A Milli Basketbol Takımı’nda artık değişim zamanı geldiği görüşü ağırlık kazandı.
    Coach Bogdan Tanjevic’in de yarın yapılacak toplantıda görevi bırakacağı sinyalini verdiği ortamda, Türk Basketbolu’nun efsane isimleri de yeni bir yapılanmaya gidilmesi, ancak sorunun sadece A Takım düzeyince çözülemeyeceğini belirtti.
    İşte; Önder Seden, Mehmet Baturalp, Aydın Örs ve Çetin Yılmaz’ın görüşleri.
    Soyunma odasında Türkçe konuşulsun!
    Senelerdir soyunma odasında Türkçe konuşulmasını isteyen biriyim. Soyunma odasını yaşayanlar bilir. Türkiye’de çok kıymetli antrenörler var. Derneğimize üye olan Avrupa seviyesinde 5-6 antrenör sayabilirim. Bunların milli takımı çalıştırmasını arzu ediyordum ve zaten antrenör seçimi sürecinde de bunu ifade ettik, oraya Tanjevic ile değil, bir Türk çalıştırıcı ile gidilmesini söyledik. Maalesef kaygılarımızda haklı çıktık. Tanjevic milli takımı yönetiyor diye kötü netice almasını hiçbir zaman istemedik. Elimizden geldiğince kendilerini destekledik. Ancak maalesef kötü bir turnuva geçirdik. Keşke daha önceden de önlem alabilseydik.
    MEHMET BATURALP (MİLLİ TAKIM ESKİ ANTRENÖRÜ-TÜBAD BŞK)
    Panik olmadan müzakere yapalım
    Tanjevic’in şahsına ve kariyerine saygım var ama Ergin Ataman’ın bu görevi hak ettiğini düşündüğümü daha önce kamuoyuyla paylaştım. Şimdi yapılacak olan, sakin kafayla, paniğe kapılmadan kararlar almaktır. Sadece orada görev yapanları sorumlu tutarak işin içinden çıkamayız. Gazetelerde, onu atalım, oyuncuları gönderelim gibi ifadeler var. Oradaki görev alan arkadaşlar da Türk Basketbolu’na önemli başarılar kazandırdı. Hep beraber bir müzakere yapmalıyız. Alt yapılarda başarılı olan çocuklarımız neden A Takıma çıktığında bu performansı veremiyor diye düşünmeliyiz. Konsensus içinde, kimseyi dışlamadan, herkesin fikrini alarak bir çözüm yolu aramalı.
    AYDIN ÖRS (MİLLİ TAKIM ESKİ ANTRENÖRÜ)
    Yanlışları da görmek lazım
    Avrupa şampiyonaları hep farklıdır. Dünya Şampiyonası’nda başarılı olduktan sonra burada da başarı bekledik ama bazı yanlışların yapıldığını gördük. Biz Turgay Başkan ile de bunu konuşmuştuk ama aynı teknik yönetimle devam kararı aldı. Sonuçta Türk Basketbolu genel anlamda ileriye gidiyor ama buradaki yanlışları da görmek lazım. Türk antrenörlerin milli takımın başında bulunmasının daha faydalı olacağı görüşündeyim. Soyunma odası da, saha içi de daha başarılı ve uyumlu olacaktır. Belki bir Türk antrenör başta olsa bu sıkıntıların yaşanmasına izin vermeyecekti ve Slovenya’da daha başarılı bir netice elde edecektik.
    ÖNDER SEDEN (MİLLİ TAKIM ESKİ ANTRENÖRÜ)
    Bu yapının sonu gelmiştir
    Turnuvada maçları seyredince basketbolla ilgili herkesin gördüğünü ben de gördüm. Artık aynı şeyleri söyleyip sakız yapmak doğru değil. Bir hata olduğu çok net. Şöyle bakmak lazım; doğada, hayatta her şeyin başlangıcı ve sonu var. Benim gördüğüm kadarıyla bu yapının sonu gelmiş durumda. Bu her kulübün, her milli takımın başına gelebilecek bir durum. Dolayısıyla serinkanlı kalmak ama teşhisi de koymak lazım. Ben reaksiyonel bir fikir olarak söylemiyorum bunu. Hani insan kızar da, şu antrenör gitsin, şu oyuncuyu atalım der, öyle değil… Ben işe dışarıdan baktığımda bu yapının sonunun geldiğini, daha hassas seçimler yaparak, daha dikkatli olunarak yeni bir sayfa açmak gerektiğini çok net görüyorum.
    ÇETİN YILMAZ (MİLLİ TAKIM ESKİ ANTRENÖRÜ-A. EFES TEKNİK KOORDİNATÖRÜ)
    Uzaktan bakacağız!
    A Milli Basketbol Takımımız’ın ilk turda elendiği Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda gruplarından çıkmayı başaran 12 takım belli oldu. Slovenya’nın ev sahipliği yaptığı şampiyonadaki mücadele 2 grupta devam edecek ve gruplarında ilk 4 sırayı alan takımlar çeyrek finale yükselecek. İkinci tur heyecanı bugün 3 karşılaşma ile başlayacak. Takımlar, ilk turda iyi performans gösteren ekipler, gruptan çıkmayı başaran rakiplerine karşı aldıkları galibiyetleri de yukarıya taşıdığı için avantajlı olacak.
    Ümit Avcı

  • admin

    Türk Basketbolu’nun efsane ismi Aydın Örs, 12 Dev Adam’ı Milliyet için yorumladı.

    Bir kez daha hayalkırıklığı yaşıyoruz. Sizce temel sorun nedir?
    Takımın iskeleti belli değil. Temel oyuncular kim, rol oyuncuları kim bunu kimse bilmiyor. Sonuçta taktik olarak maça bir beşle başlıyorsunuz. Ama onlara çok fazla güvenilmediği de ortaya çıkıyor. İşler iyi giderken, takım Finlandiya yenilgisinin ardından bir reaksiyon vermişken, bu 5 değişiyor. Bir takımda temel oyuncuların belli olması, rollerin bilinmesi, herkesin alacağı dakikaların aşağı yukarı belirlenmesi gerekir. Burada eksikler var.
    Hücumdaki sıkıntı neden kaynaklanıyor?
    Var olan hücum düzenleri oynanır gibi yapılıyor ama hiç oynanmıyor. İş bireysel zorlamalara, Ender oyuna girdiğinde ikili oyunlara kalıyor. Topu içeriye sokmak gibi bir sistem yok. Ekstra pas yaparak o topun içeriye girmesi gerekirken bunlar hiç denenmiyor. Bu maça özel baktığımızda ilk 8 dakika rakibi durdurmuşken, hücumda art arda top kayıpları geliyor, zorlama atışlar yapılıyor. O anda biraz tempolu oynayıp iç-dış pas alışverişini yapsak, belki biz 10 sayı öne geçecektik.
    Kırılma noktası neydi?
    Savunma. 90 sayı yediğin bir maçı kazanmak kolay değil. 93 mü atacaksın, 95 mi? İtalyanlar’ın hücum düzenleri belli. Penetre-pas ve ikili oyun sonucu şut bulmaya çalışıyorlar. Bunlara önlem alamadık. Zaten maçın kırılma noktası da ikinci çeyreğin ortasında bütün uzunları çıkarıp Kerem-Ersan ikilisiyle oynamaktı. Biz orada çöktük. Bir kere hücum düzeni bozuldu, savunma düzeninde de uzunların caydırıcı olması, ribauntları toplaması gibi avantajları kaybettik. Herkes adam değiştiği için de Ersan ve Kerem hep kısalara kaldı, zaten penetre ustası olan İtalyanlar da kolayca potaya gidip, farkı artırdı. İkinci yarının başında da savunmayı oturtamadığımız için İtalyanlar da ivme kazanmıştı. Maaselef çok kötü bir yenilgi aldık.
    Sorumlu kim?
    Sonuçta bu hepimizin milli takımı. Türkiye’de basketbolla uğraşan herkesin sorumluluğu vardır. Ama oyuncu seçimlerinin daha iyi yapılması, iskelet kadronun korunması ve geliştirilmesiyle daha iyi sonuç alacağımızı düşünüyordum. Takımın genel havası da beklediğimiz gibi değildi. Sahadaki oyuncuların da kenarda oturanların da ruh haline baktığımızda çok motive olmadığını gördüm. Bu da beni üzdü. İtalyanlar’a bakın bir de. Müthiş bir coşkuyla oynuyorlar, inanç var, güven var. Bizim takım ise geriye düştüğü anda hemen başlar öne eğiliyor. Bu da maalesef bizim oyuncularımızın temel sıkıntısı diye düşünüyorum.
    Her şey bitti mi?
    Kötü bir mağlubiyet aldık ama turnuva daha bitmedi. Çok zor olsa da, son ana kadar şansımızı zorlamamız lazım. Ekibimizin hemen toparlanması, kapasiteleri oranında daha takım gibi oynamaları durumunda yine de şansımızın olduğunu düşünüyorum.

  • admin

    Tanjeviç bizi REZİL ediyor
    SORU: Neden bu kadar kötüyüz? Alınan mağlubiyetlerin sorumlusu kim? Basketbolcular mı, teknik kadro mu?
    CEVAP: İddia ediyorum; bu kadroyu ligimizden herhangi bir antrenörün (Ergin Ataman, Oktay Mahmuti gibi şampiyonluğa oynayanlardan söz etmiyorum, takımı play-off’a girememiş bir koç da olabilir) eline versek, şu iki maç kaybedilmezdi.
    BİZİM basketbol düzeyimiz bu değil. Bu çocuklar sezon boyu takımlarında, Avrupa Kupaları’nda çok daha iyi oynuyorlar. Çünkü oralarda bir düzen var. Roller belli.
    MİLLİ Takım ise düpedüz kaos. Seçilen ilk 5, baş döndürücü hızla yapılan ve neden yapıldığı anlaşılamayan oyuncu değişiklikleri… Hepsi rezalet!
    BİZİMLE karşı karşıya gelmeyi bile onur sayan Fin takımına yeniliyoruz. Son yıllarda Avrupa basketbolunun en hızlı irtifa kaybeden ülkesi İtalya’dan (üstelik bu turnuvaya B takımıyla gelmişken) fark yiyoruz.
    YAZIK bu çocuklara… Sahada böyle kafası kopmuş tavuk gibi oradan oraya koşmayı hak etmiyorlar. Tanjeviç’in demode basketboluyla, bütün rakiplerin ezbere bildiği, önceden tahmin edilebilir hücum setleriyle aslında en çok onlar rezil oluyor.
    TANJEVİÇ, modern basketbolun en büyük silahı olan “pick and roll”a inanmıyor, oyun kurucunun bir takımın en önemli adamı olduğunu düşünmüyor. Onun için, hala Sinan’la oyun kurucu pozisyonunu idare edebileceğini düşünüyor. Yahu bu çocuğu kendi takımında o mevkide oynatmayan antrenörler salak mı? Onlar bilmiyor da, bir tek Tanjeviç mi biliyor bu oyunu?
    Ene neden bıraktı?
    SORU: Tanjeviç yokken, iki sene önceki Avrupa Şampiyonası’nda da başarılı olamamıştık…
    CEVAP: O takım bugünkünden çok daha iyi basketbol oynuyordu. İlk turda İspanya’yı yenmiş, ikinci tur maçlarını da hep son toplarda kaybetmişti. Asıl sorun, o takımın, koç Orhun Ene’nin takımı olamamasıydı. Başkan Demirel ve kendisine “teknik danışman” diye bir unvan uydurulan Tanjeviç, Ene’nin işine karışmayı marifet sandılar. O da hak ettiği saygıyı göremeyince, her onurlu insanın yapacağını yaptı, istifa etti. Ne yazık ki, medyadan bir kişi çıkıp “Arkadaş; bu adamlar seni kovmamıştı, neden bıraktın?” diye sormadı.
    FEDERASYONUN aylarca antrenör ararmış gibi yaptıktan sonra Tanjeviç’i tekrar tek çözüm olarak ortaya sürmesi, kamuoyuyla alay etmekti resmen. Demirel başkanlık koltuğunda oturduğu müddetçe, orada Tanjeviç’ten başkası olamaz. Çünkü akıllı ve ilkeli hiçbir antrenör, kendini Tanjeviç gibi oyuncak etmez.
    Hido 40 yaşında!
    SORU: Hido’daki düşüş için neler söyleyeceksiniz?
    CEVAP: Çok üzücü. Hido 34 yaşında ama kariyeri boyunca o kadar çok maç oynadı ki vücudu çok daha yaşlı, belki de 40 yaşında. Son bir yıldır da neredeyse hiç doğru dürüst oynamadı. Kişisel planları nedir bilemem ama bence Mehmet’in yaptığını yapıp, artık formasını asmalı. O farkında olmasa da basketbol onu bırakmış çünkü…
    Yiğiter Uluğ

Yorum Yapın

Sizslogged $ $ s yorum yollamak içinolmalıdır.

scroll to top