Çarşamba , 6 Ocak 2016

ev » Tüm Yazılar » Kurban Bayramınızı Tebrik Eder Hayırlara Vesile Olmasını Dileriz
443 kez görüntülendi

Kurban Bayramınızı Tebrik Eder Hayırlara Vesile Olmasını Dileriz

Eylül 23, 2015 7:25 pm Kategori: Tüm Yazılar, Ahmet Dedeoğlu, Genel, Manşet Yorum bırakın A+ / A-

Kurban bayramınızı tebrik ederiz efendim
Tüm İslam aleminin ve Basketbolsitesi takipçilerinin mübarek Kurban Bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim…

Hakiki bayram, Rabbimizin huzuruna, yüz akıyla çıkabilmektir.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Cimrilerin en kötüsü kurban kesmiyendir.) [Se’âdet-i Ebediyye]
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan duâ, reddolmaz. Fıtr ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berât ve Arefe gecesi.) [İsfehânî]

(Kurban bayramında yapılan amellerden Allahü teâlâ katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yoktur. Daha kanı yere düşmeden Allahü teâlâ, onu muhâfaza eder. Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin!) [Tirmizî]

Mübarek Kurban bayramınızı tebrik eder, müstecab dualarınızı istirham ederiz efendim.

PINARDAN DAMLAYANLAR….
Bayramlar, afva mağfirete uğrayıp günahlardan kurtulma günleridir. Allahü tealanın rızasına kavuşma günleridir. Dolayısıyla mü’minlerin sevinme günleridir. Mü’minlerin hakiki bayramı; günahlarının affedildiği gündür, îmânla öldüğü gündür, cennette Allahü teâlânın rûyetine kavuştuğu ve Peygamber efendimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) gördüğü gündür. Hakiki bayram, Rabbimizin huzuruna, yüz akıyla çıkabilmektir.

Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Medînelilerin câhiliyye âdetlerinden kalma bayramları kutladıklarını görünce; (Allahü teâlâ size onlardan daha hayırlı iki bayram ihsân buyurdu) buyurarak, sevinç ve neş’e günlerini göstermiştir. (Ebu Davud).

Hadis-i şerifde buyuruldu ki; Arefe günü bin İhlâs okuyanın bütün günâhları afv olur ve her düâsı kabûl olur. Hepsini Besmele ile okumalıdır. Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.) [R. Nâsihîn]

Bayramlar az zahmetle bol kazanç günleridir.
Ebû Hüreyre hazretlerinin bildirdiği bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz, “Kim, Bayram günü, üçyüz defa “Sübhânallahi ve bihamdihi” der ve bunu müslümanların mevtâlarına hediye ederse, her kabre bin nûr girer. O kişi öldüğü zaman Allahü teâlâ o kişinin bin nûrunu da kabrine getirir” buyurdu.
Başka bir hadîs-i şerîfte de Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Bayramlarınızı Tekbîr ile zinetlendiriniz, süsleyiniz.”
Peygamber efendimiz yine buyurdu ki: “Kim, bayram gecesini, o günün şuuruna ererek ihyâ ederse, kalblerin öldüğü gün onun kalbi ölmez.”

Bayram günü sabah vakti olduğu zaman, Allahü teâlâ meleklere emreder. Onlar yeryüzüne inerler. Sokak başlarını tutarlar. İnsanlar ve cinlerden başka bütün mahlûkatın duyacağı bir sesle nidâ ederler. Derler ki; Ey ümmet-i Muhammed, kalkın! Cenab-ı Hak, büyük ihsânlarda bulunuyor, çok günâhları affediyor. Mü’minler bayram namazı kılmak üzere câmilere ve mescidlere toplandıkları zaman Allahü teâlâ meleklere hitap eder;
– İşçi çalışınca karşılığı nedir?
Melekler derler ki:
– Ücretinin ödenmesidir!
Şânı yüce olan Allahü teala buyurur ki:
– Sizi şahit tutuyorum. Ben onlara sevâb olarak rızâmı ve mağfiretimi verdim.

Sevdiklerinizle ve sevenlerinizle, sıhhat ve afiyetle, elemsiz-kedersiz, huzurlu bir bayram idrâkini temennî ederiz.

Din kardeşlerimize hayırlı ömürler,akl-ı selim, sıhhat-ü afiyet, rüşd-ü hidâyet ve istikamet ihsan eylemesini Rabbimizden niyaz ederiz.

Bu mübarek günlerde hususî müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
Allahü tealaya emanet olun efendim
Huzur Pınarı – Ana Sayfa



Bugün Müslümânların bayramıdır. Bayram günlerinde şunları yapmak sünnettir:
1-Erken kalkmak. 2-Gusül abdesti almak. 3-Misvâk kullanmak. 4-Güzel koku sürünmek. 5-Yeni ve temiz elbise giymek. 6-Câmiye erken gitmek. 7-Câmiye giderken tekbîr söylemek. 8-Mü’minlere selâm vermek. 9-Mü’minlerle bayramlaşmak. 10-Dargınları barıştırmak. 11-Kabirleri ziyâret etmek. 12-Yüzük takmak. 13-Güler yüzlü olmak. 14-Fakîrlere sadaka vermek. 15-Akrabâyı ziyâret etmek. 16-Dîn kardeşlerini ziyâret etmek. 17-Ziyârette hediye götürmek. 18-Misâfirlere ikrâm etmek. 19-Çok duâ ve tevbe etmek.
“Bayram Namazı” iki rek’attir ve cemâatle kılınır, yalnız kılınmaz. Birinci rek’atte, “Sübhâneke”den sonra eller üç def’a kulaklara kaldırılıp her defasında tekbir getirilir; birinci ve ikincisinden sonra iki yana uzatılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. Sonra “Fâtiha” ve zamm-ı sûre okunup rükû’ ve secdeler yapılır.
İkinci rek’atte ayağa kalkılarak, “Fâtiha” ve zamm-ı sûre okunduktan sonra, rükûa eğilmeden evvel, iki el yine üç def’a kulaklara götürülür ve her defasında tekbîr getirilir. Üçünde de eller yana salınır. Dördüncü tekbîrde, eller kaldırılmayıp, rükûa eğilinir. Secdeler yapılıp oturulur ve “Et-tehiyyâtü” ve “salevât” duâları okunduktan sonra, selâm verilir. “Usûl şöyledir: İki salla bir bağla, üç salla bir eğil.”

Sohbet

M. Ali Demirbaş

Bayramda yapılacak işler

Sual: Bayramda neler yapmak gerekir?
CEVAP: Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani] Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir.
Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemeli. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helal değildir.) [Buhari] (Müslümana üç günden fazla dargın duran, Cehenneme gider.) [Nesai] (Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinçle iltifatta bulunur.) [İbni Ebi Şeybe] (Müminin kardeşine üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün sonra, ona selam verip hatırını sormalıdır. Onun selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud] (Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.) [Beyheki] (Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allahü teâlâya arz olunur. Allahü teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten, birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Allahü teâlâ “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ. Malik]

Tel: 0 212 – 454 38 20 Dinimiz İslam .:.: www.dinimizislam.com :.:.Mehmet Ali Demirbaş .:.: www.mehmetalidemirbas.com :.:.

Kurban kesmenin fazileti

Sual: Kurban kesmenin önemi nedir?
CEVAP
Kurban nisabına malik olanın, kurban kesmesi vacib iken, kurban kesilmeyen ev inleyerek, sahibine beddua eder, (Kurban kesmediğin gibi Cenab-ı Allah sana iyilik yapmayı nasip etmesin!) der. O ev, o yıl belalara düçar kalır. Kurban kesenin evi ise, memnun olur, sahibine hayır dua eder. Kurban kesmeyi bir nimet bilmeli! Kurban kesen Müslüman, kendini Cehennemden azat etmiş olur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cimrilerin en kötüsü [vacib olduğu hâlde] kurban kesmeyendir.) [S. Ebediyye]

(Hâli vakti yerinde olup da kurban kesmeyen, namaz kıldığımız yere gelmesin!) [Hâkim]

(Kurbanın postunun her kılına ve her parçasına bir sevab vardır.) [Hakim]

(Kurbanlarınız semiz olsun. Onlar Sıratta bineklerinizdir.) [Zâd-ül mukvin]

(Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevab vardır. Kanının her damlası kadar mükâfat vardır. O sizin mizanınıza konacaktır. Müjdeler olsun!) [İbni Mace]

(Kurbanlarınızı gönül hoşluğuyla kesin! Çünkü hiçbir Müslüman yoktur ki, kurbanını kıbleye döndürüp kessin de, bunun kanı, boynuzu, yünü, her şeyi kıyamette kendi mizanına konan sevabı olmasın!) [Deylemi]

(Sevab umarak kurban kesen, Cehennemden korunur.) [Taberani]

(Kurban bayramında yapılan amellerden Allahü teâlâ katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yoktur. Daha kanı yere düşmeden Allahü teâlâ, onu muhafaza eder. Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin!) [Tirmizi]

(Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur.) [İbni Mace]

(Ya Fatıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Kurbanının yere akacak ilk kan damlasıyla, geçmiş günahların affedilir.) [İ. Hibban]

(Kesilen kurban, Kıyamette, etiyle, kanıyla 70 kat büyüyerek mizana konur.) [İsfehani] Kurban kesmenin fazileti .:.: www.dinimizislam.com :.:.

Gönül Pınarı
Osman Ünlü
Bayram, günâhlardan kurtulmaktır

îyd, bayram demektir. Ramazân ayında, bu aya saygı gösteren, hürmet edenlerin günâhları affedildiği gibi, Zilhicce ayının 9. yani Arefe gününe hürmet edenlerin de günâhları affedilmektedir. Bu sebeple Müslümanlar, sevinmekte, neşelenmekte, bayram etmektedirler. Zaten îyd denilmesinin sebebi de budur.
Bayram, günahlardan, inkârcılıktan kurtulmak ve böylece îmâna kavuşmak demektir. Günahkâr bir kimse, tövbe edip günahlardan kurtuluyorsa, bu hâl, o kimsenin bayramıdır. Bayramın aslı, esası da budur. Hazret-i Ali, bir gün insanların neşe içinde olduklarını görünce, bu sevinçli hâllerinin sebebini sorar. Onlar da;
-Bugün bizim bayramımızdır, diye cevap verirler. Bunun üzerine hazret-i Ali;
-Günah işlemediğim her günüm de benim bayramımdır, cevabını verirler.
Şumeyt bin Aclân hazretleri, bir bayram günü eğlenen bir kalabalığa bakar ve oğluna hitaben;
“Eskimeye mahkûm bir elbise ve bir müddet sonra böceklerin yiyeceği et olan şu insanları görüyor musun?” buyurarak kabre girecek bir insanın gaflet içinde eğlenip oynamasına olan hayretini bildirmiştir.

AKILLI KİMSELERİN BAYRAMI!..
Eşrefzâde Rûmî hazretleri buyuruyor ki:
“Akıllılar bu dünyâda şu üç şey ile meşgul olurlar. Böylece onlar herkesin üzüldüğü gün, bayram ederler:
1-Dünyâ seni terk etmeden sen dünyâyı terk edesin.
2-Her şeyden kurtulasın.
3-Rabbinle buluşmadan, Rabbin senden râzı olsun. Bunlara riâyet eden kimse, Allahü teâlâ ile görüşüp kabrine öyle gider.”
Dâvûd-i Tâî hazretleri, kendisinden nasihat isteyen kimseye;
“Dünyâ hayâtında oruçlu gibi, ölüm geldiğinde bayram sevinci içinde ol. Halktan yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçıp kendini mesûd kıl. Dilini koru, lüzumsuz şeylerden kaçın. Dünyâ ile çok az ilgilen. Âhirete götüreceğin şeyler nisbetinde dünyâ ile ilgilen” buyurur.
Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin on sene canı mahallî bir yemek ister. Bir bayram gecesi nefsi kendisine;
“Ne olur, bayram günü olsun bana bu yemeği versen” deyince, Zünnûn-ı Mısrî hazretleri;
“Ey Nefsim, şâyet bu gece bana yardım edip de, iki rekat namazda Kur’ân-ı kerîmi hatim edersen, sana bu yemeği veririm” der. Ertesi gün bayram namazından sonra nefsinin arzu ettiği yemeği getirirler. Tabaktan bir lokma almasına rağmen tekrar geri koyar ve namaza durur. Kendisine;
-Niçin böyle yaptınız? deyince;
-Tam yiyeceğim sırada nefsim bana, en sonunda maksadıma ulaştım, dedi. Ben de, hayır ulaşmadın, diyerek lokmayı geri koydum cevâbını verir.
İnsan, günâhlardan kurtuldukça ve yaptıklarını sadece Allahü teâlânın rızâsı için yapınca, herkese karşı merhametli ve yumuşak olur. Herkesi olduğu gibi kabul eder, herkese saygılı davranır. Tabii kendisi de herkes tarafından sevilir. İşte mübârek zamanlarda Müslümanlar, günâhlarına tövbe ettikleri, günâh yükünden kurtuldukları ve yaptıklarını da Allahü teâlânın rızâsı için yapmaya çalıştıkları için, diğer aylardan, zamanlardan daha farklı olmaktadırlar. Diğer aylarda da, günâh işlenmez, işlenen günâhlara tövbe edilir, ibâdetler yapılır ve harâmlardan sakınılırsa, böyle mübârek zamanlarda olduğu gibi, yine herkes birbirine iyi muamelede bulunur, merhametli davranır.

BİRLİK VE BERABERLİK GÜNLERİ
Netice olarak bayramlar, Müslümanların birbiri ile kaynaştığı, birlik ve beraberliğin, yardımlaşmanın kuvvetlendiği, günâh yükünün azaldığı günlerdir. Sırrî-yi Sekâtî hazretleri şöyle anlatır:
“Bir bayram günü Ma’rûfu Kerhî hazretlerini hurma toplarken gördüm ve;
-Bunları ne yapacaksın diye sordum.
-Şu çocuğu ağlarken gördüm ve niçin ağladığını sordum. Bana yetim olup anne ve babasının olmadığını, arkadaşlarının yeni elbiseleri ve oyuncakları olup kendisinin olmadığını söyledi. Şimdi bunları toplayıp satacağım, ağlamayıp oynaması için ona oyuncak satın alacağım, dedi. Bunun üzerine;
-Bu işi bana bırak, deyip çocuğu alıp götürdüm. Yeni güzel elbiseler ve oynaması için bir oyuncak aldım. Çocuk o zaman memnun oldu. Bundan sonra kalbime bir nûr geldi, kalbim parladı ve hâlim bambaşka oldu.”
…..
Bayramınız mübarek olsun efendim…

Kurban kesmede zenginliğin ölçüsü

Sual: Kurban kesmede zenginliğin ölçüsü nedir?
CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:
1- Mukim, âkıl baliğ ve Müslüman olmak. Fıtra ve kurban nisabına malik olana zengin denir. Bunun fıtra vermesi vacip olur. Mükellef ise, yani akıl, baliğ ve mukim ise, yalnız kendisi için kurban kesmek de vacip olur. Bunun zekât alması haram olur ve fakir olan kadın mahrem akrabasına ve çalışamayan fakir erkek akrabasına yardım etmesi vacip olur.

2- Nisaba malik olmak. Miras ve mehir malları, nisap hesabına katılır. Nisap miktarı malı teslim aldıktan bir yıl sonra yalnız o yılın zekâtı verilir.

3- İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı veya parası bulunan her hür müslümanın kurban kesmesi vaciptir. Kurban nisabı ve eşyanın kıymeti, altın ve gümüş ile tespit edilir.

4- Kurban nisabı hesabına katılacak malın, ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. Bütün borçlar, alacaklardan ve mevcut maldan çıkarılır. Kalan alacaklar, zekâtta olduğu gibi, kurban nisabına da dâhil edilir.

5- İhtiyaç eşyaları kurban nisabına dahil edilmez. İhtiyaç eşyası demek, kıymetleri ne kadar çok olursa olsun, bir ev, bir aylık yiyecek, her yıl evdeki 3 kat elbise, çamaşır, evde kullanılan eşya ve aletler, binecek vasıtası, meslek kitapları ve ödeyeceği borçlarıdır. Bu eşyanın mevcut olması şart değildir. Eğer mevcut iseler, zekât, fıtra ve kurban için nisap hesabına katılmazlar.

6-
Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, kiradaki evler, evindeki süs eşyası, yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, sanat ve ticaret aletleri, burada ihtiyaç eşyası sayılmaz. Yani, bunlar kurban nisabına dahil edilir. Hepsi hesaplanınca 96 gr altın değerinde olursa, böyle kimsenin kurban kesmesi vacip olur. Oturduğu ev büyük olsa, ihtiyacından fazla, kullanılmayan odaları olsa, nisaba katılmaz.

7- Kadınların, altın ve gümüş olan ziynetleri zekât ve kurban nisabına katılır. İnci, mercan, pırlanta, zümrüt gibi ziynet eşyaları ise, sadece kurban nisabına katılır, zekât nisabına katılmaz.

8- Bilgisayar, telefon, tabanca, teyp, kaset, CD, DVD, saat, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, temizlik robotu, kıymetli dini levha, avize gibi ev eşyaları, kullanıldıkları için kurban nisabına dâhil edilmez. Hiç kullanılmayıp kenarda duran eski, yeni ev eşyaları, kap kacak nisaba dahil edilir.

9-
Nisap değerinde Mushafı, hadis, fıkıh ve diğer ilim kitapları bulunan kişi, bunları okuyorsa, nisaba dahil etmez. Okumuyorsa, okumayı bilmiyorsa, dahil eder.

10-
Evde kullanılmayan eşyalar nisabın üzerinde olursa, kurban kesmek vacip olur. Mesela çeyiz olarak alınan eşyalar, kimin ise, o kurban keser. Baba, çeyiz olarak aldığı halde, kızına hediye etmemişse, çeyiz hâlâ babanın malıdır. Babanın kurban kesmesi gerekir. Hediye etmişse, kızının kesmesi gerekir. Çeyiz, nisabı buluyorsa böyledir.

11-
Her yıl evdeki 3 kat elbise ihtiyaç eşyasıdır. Fazlası eski de olsa nisaba dahil edilir. Kullanılmayan eski ev eşyaları, kapkacak da, kurban nisabına dahil edilir. (Üç kat elbise demek, üç ceket, üç pantolon, bir palto, üç gömlek, üç atlet, üç don ve bir kazak demektir. Bundan fazla olanlar kurban nisabına katılır.)

12-
Bir evi olan evli kadın, İmam-ı a’zam ve İmam-ı Ebu Yusuf’a göre zengin sayılır, içinde otursa da, oturmasa da, kurban kesmesi gerekir. Bir evi olan erkek zengin sayılmaz; ama evli hanım için ev, nafakadan değildir. Kocası, onu bir ev bulup oturtmaya mecburdur. Parası varsa İmam-ı a’zamla imam-ı Ebu Yusuf’a göre kurban keser. İmam-ı Muhammed’e göre ise, bir evi olan kadının, kurban kesmesi gerekmez. Fetva da böyledir. Yani keserse vacib sevabı alır, kesmezse günaha girmiş olmaz. Kadının kocası yoksa, oturduğu evi nafakadan sayılır. İmam-ı a’zamla imam-ı Ebu Yusuf’a göre de kurban kesmesi gerekmez.

13- Birden çok evi olan erkeğin, nisaptan düşürecek kadar borcu yoksa, kurban kesmesi gerekir.

Bir kimsenin, biri kışlık biri de yazlık olmak üzere iki evi olsa, yazın yazlıkta, kışın öteki evde otursa, bunlar iki ayrı ev hükmünde sayılmaz. Kurban kesmek vacib olmaz. (Hindiyye)

Şüpheli alacaklar
Sual:
Ne zaman verileceği belli olmayan nisabın çok üstünde alacağı olan, borcu da yoksa, bu alacağını nisap hesabına katacak mı, zekâtını verecek mi, kurban kesecek mi?
CEVAP
Senetli veya inkâr edilmeyen alacaklar, iflas edende ve fakirde de olsa, nisaba katılır. Ele geçince, geçmiş yılların zekâtı da verilir. Eğer kurban kesecek kadar parası varsa, kurban da keser.

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Şirkette çok malı olup da alamayanın, kurban kesecek kadar parası, malı varsa, keser.

Sual:
Reklam şirketim var. Sipariş üzerine reklam hazırlıyor, film çeviriyor, tercüme yapıyor, web sitesi hazırlıyoruz. Bunlarda yapacağımız iş ve iş sonunda alacağımız bedel anlaşmada yazılı. Bu bedeli zekât ve kurban nisabına dahil edecek miyim?
CEVAP
Hayır. Ancak anlaşmasını yaptığınız işi veya hizmeti yapıp teslim ettikten sonra alacak tahakkuk eder. Bu tahakkuk eden miktarı zekât ve kurban nisabına dahil edersiniz. İş teslim edilmeden böyle alacaklar nisaba dahil edilmez.

Sual: Kurban nisabı 96 gr. ama neden bazıları 80 gr. diyor? 80 gr olursa altınlarım nisap miktarını buluyor. Şimdi kurban bana vacib mi oluyor?
CEVAP
Nakli esas almadıkları için yanlış konuşuyorlar. Borçlarınızı düştükten sonra nisap miktarı 96 gramı bulunca kurban size vacib olur.

Bayramdan sonra
Sual:
Şu anda nisab miktarı malı olmayan ancak Kurban bayramından hemen sonra eline nisab miktarından çok fazla para geçecek kimsenin kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Vacib olması için, bayramın üçüncü günü eline geçmesi gerekir.

Sual: Nisabı aşan alacağım var ama alamıyorum. İhtiyacımdan fazla malım var ama param yok. Kurban kesmem vacib mi?
CEVAP
Alacaklar zekâtta olduğu gibi nisaba dahil edilir, fakat elinde parası olmayan, ihtiyacından fazla malı olsa da fıtra vermeyen, kurban kesmeyen imam-ı Muhammede göre günahtan kurtulur. Ödünç alıp veya bir malı satıp keserse Şeyhayn’a göre vacib sevabı alır.

Arsa ve kurban

Sual: Nisabın üstünde çok kıymetli bir arsam var. Kurban kesmem vacib midir?
CEVAP
İmam-ı Muhammed’e göre kurban kesmek vacib olmaz. Şeyhayn’a göre vacib olur. Vacib sevabı kazanmak için Şeyhayn’a göre kesmelidir.

Ev, araba nisaba katılmaz
Sual:
Oturduğu bir evi, bir binek otomobili, borsada hisse senetleri ve borçları da olan kişinin kurban kesmesi vacib olur mu?
CEVAP
Bir ev ve araba, kurban nisabına dâhil edilmez. Borçlar mevcut paradan ve hisse senetlerinden çıkarılır, geriye nisab kadar para kalırsa kurban kesmek gerekir.

Sual: Borsada hisse senetlerim var. Kooperatife ödemem gereken borcum var. 30 ay ödemem gereken araba taksiti var. Kirada oturuyorum. Bu durumda kurban kesmem gerekir mi?
CEVAP
Bütün borçlarınızı, mevcut paranızdan ve hisse senetlerinin rayiç değerinden çıkarırsınız, geriye nisap miktarı paranız kalırsa, kurban kesmeniz gerekir.

Sual: Çeyiz eşyalarım var. Beyaz eşya, mobilya, süs eşyaları, halı, mutfak malzemeleri, bunlar kullanılmadığı için tamamı mı nisaba dahil olur, yoksa sadece beyaz eşyalar mı?
CEVAP
Kullanılmayan her eşya dahil edilir.

Faturalar ve nisab
Sual:
Kurban bayramına tekabül eden ama bayram tatil olduğu için bayramdan sonra ödenmesi gereken elektrik, telefon, su vb… paraların tutarı cebimizde iken bunları da kurban nisabına dahil edecek miyiz?
CEVAP
O paraları hesaba katmazsınız. Çünkü o paraları bayramdan sonra vereceksiniz. Yani o para sizde emanet gibi durmaktadır. O paralardan fazla nisap miktarı kadar parası olanın kurban kesmesi vacib olur.

Önce borcunu öder
Sual:
Nisab miktarı borcu olanın, elinde, nisab miktarı parası olsa, kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Borcu olan önce borcunu öder, kalanı nisab miktarını bulmuyorsa kurban kesmez.

Para vermeden kurban kestirmek
Sual:
İki bin lira alacağı olup, elinde parası olmayan kimse, alacağı olan şahsa, (Bir hayvan 500 lira, benim için bir tane kurban kes, 500 lirayı da hesabımdan düş!) dese caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Hatta hiç alacağı olmasa, nisaba malikse, birine,(benim için bir kurban kes!) dese, o şahıs da kesse, kestiren vacib sevabına kavuşur.

Zekât verirken de böyledir. Birini vekil etseniz, benim için şu kadar zekât ver deseniz o da verse, zekâtınız verilmiş olur. Para vermekle ilgisi yok. Yani vekil kendi parasından verebilir. Vekil kendi parasıyla kurban kesebilir. Daha sonra sizden para isteyebilir veya hediye de edebilir.

Borcu olan zengin
Sual:
96 gr. altını olanın, borcu da varsa, vacib olan kurbanı kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Borcu olan, borcunu çıkardıktan sonra nisabı bulmazsa, kurban kesmesi gerekmez.

Sual:
Babamın gecekondu tipi iki katlı evi var başka ihtiyaç fazlası malı, parası yok. Altta kiracı var. İhtiyaç fazlası evdir diye babam kurban kesiyor. İhtiyaç fazlası ev denilince böyle altlı üstlü evler iki ev hükmünde mi tek ev hükmünde mi?
CEVAP
Alt kattaki müstakil ise ayrı ev demektir. Bir evin odaları hükmünde ise bazı evler öyledir onlar bir ev kabul edilir. Bir merdivenle yukarı çıkılan evler gibi.

Sual:
Altını olan bir kişinin zekâtını verdiği takdirde kurban kesmesi de gerekir mi?
CEVAP
Zekât ayrı, kurban ayrı. Altın hem kurban nisabına dahil edilir hem de zekât nisabına. Yani nisabı buluyorsa, hem zekât vereceksiniz, hem de kurban keseceksiniz.

Sual:
Bana ait, beyaz eşya gibi çeyizlerim var. Kurban kesecek miyim, bunların zekâtını verecek miyim?
CEVAP
Fırın, çamaşır makinesi, buzdolabı, bulaşık makinesi gibi çeyizlerinizi kullanıyorsanız, kurban nisabına katılmaz. Kullanmıyorsanız, nisabı da buluyorsa, her yıl kurban kesmeniz gerekir. Çeyiz için zekât olmaz.

Altın para demektir
Sual:
Kurban nisabına malik olanın, elinde parası yoksa ödünç alarak kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
İhtiyaçtan fazla eşyaları, tahsil edemediği alacakları veya bunlar gibi başka bir sebeple nisaba malik olan kimsenin, kurban kesecek parası yoksa ödünç alarak kesmesi gerekmez. Keserse, yine vacib sevabı alır. Fakat altını varsa, parası da vardır demektir. Kâğıt parası olmaması mazeret olmaz. Altınlarından bozdurarak kesmesi gerekir. Dövizi olanın da bozdurup kesmesi gerekir.

Gümüş nisabı ve kurban
Sual:
Gümüş nisabına göre zengin olan kimsenin, kestiği kurban vacib olur mu?
CEVAP
Zengin olduğunu biliyorsa vacib sevabı alır.

Arı, bal ve kurban
Sual: Arı kovanları ve balı olan kimsenin Kurban kesmesi vacib midir?
CEVAP
Eğer, elindeki para ve balla birlikte, kovanların kıymeti, nisabı buluyorsa kurban kesmek vacib olur.

Devre mülk ve kurban
Sual:
Bir evinden başka, bir de devre mülkü veya bir arsası olan yahut başka bir eve de ortak olan kimsenin, bunları kurban nisabına dâhil edip, kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
İmam-ı Muhammed’e göre dâhil etmez, yani kurban kesmesi gerekmez, fetva da böyledir. İmam-ı a’zam ve İmam-ı Ebu Yusuf’a göre ise dâhil ederek kurban keserse vacib sevabı alır. Bu büyük sevaba kavuşmak isteyen, ikinci kavli tercih etmelidir.

Bayram günü neler yapılmalı?

Osman Ünlü Bayramda neler yapılır, bayram namazı nasıl kılınır : TGRT

Kurban kesmek dinimizin emri midir Kurbanı kimler keser ?

Kurban kesmek herkese vacip midir?

KURBAN KESMENİN FAZİLETİ

Kurban Kesmenin Fazileti, Kazanılan Sevabın Ölçüsü Nedir ?

Kurban keserken nelere dikkat etmelidir – HUZURA DOĞRU

KURBANI NASIL KESMELİ ? – OSMAN ÜNLÜ HOCA


İsmail aleyhisselâm ve kurban
İbrâhim aleyhisselâm ateşten kurtulunca,
– Yâ Rabbî! Bana sâlihlerden bir çocuk ihsân buyur, diye duâ etti.
Allahü teâlâ ona hazret-i İsmâil’i müjdeledi. Âyet-i kerîmede meâlen:
– Biz de ona halîm bir oğul müjdeledik, buyuruldu.
İsmâil aleyhisselâmın doğumundan sonra, Allahü teâlânın emri ile, İsmâil aleyhisselâmı ve annesi Hâcer vâlidemizi Mekke’ye bırakıp Şam’a döndü. Zaman zaman gider, onları Mekke’de ziyâret ederdi.
Yüzünde, Muhammed aleyhisselâmın temiz babalardan temiz ve afîf analara geçip gelen nûru parlayan hazret-i İsmâil çok güzeldi. Bu sebepten İbrâhim aleyhisselâmın, oğlu İsmâil’e karşı muhabbeti fazla idi.
İsmâil aleyhisselâm yedi yaşında iken birgün İbrâhim aleyhisselâm ibâdet ettiği mihrâbda, bu muhabbet içinde uyudu. Rü’yâsında oğlu İsmâil ile otururken, bir melek gelip:
– Ben, Allahü teâlânın elçisiyim. Allahü teâlâ, bu oğlunu kurban etmeni istiyor, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm korku ile uyandı. “Rü’yâ Rahmânî midir, yoksa şeytânî midir?” diye tereddüt etti. O gün hep bu rü’yâyı düşündü. Onun için bugüne Terviye denildi. İkinci gece aynı rü’yâyı gördü. Rahmânî olduğunu anladı. Bu güne Arefe denildi. Üçüncü gece yine aynı rü’yâyı gördü. Artık Hak teâlânın emri olduğuna şüphesi kalmadı. Hanımı Hâcer’in yanına geldi:
– Ey Hâcer, benim gözümün nûru oğlum İsmâil’i yıka, en iyi elbisesini giydir, saçını tara, onu dostuma götüreceğim, dedi.
Sonra; hazret-i İsmâil’e dedi ki:
– Yanına iple bıçak al!
– Bunları ne yapacağız baba?
– Allah rızâsı için kurban keseriz, cevâbını verdi.
Yolda giderken, hazret-i İsmâil, babasına sordu:
– Nereye gidiyoruz?
– Dostuma.
– Evi nerededir?
– O, evden ve mekândan münezzehtir. Yer ve gök O’nun mülküdür.
– Babacağım! O bizimle oturup yemek yer mi?”
– O yemekten ve içmekten de münezzehtir.
O sırada şeytân, bir fırsatını bulup, yaşlı bir adam kıyâfetinde hazret-i İbrâhim’in hanımı Hâcer’in yanına geldi. Ona:
– İbrâhim, oğlunu nereye götürdü?” deyince, hazret-i Hâcer:
– Bir dostunu ziyârete, diye cevap verdi. Şeytan:
– Hayır, onu kesmeye götürdü, dedi.
Hâcer vâlidemiz:
– Baba, oğlunu boğazlamaz. Şefkat buna mânidir, karşılığını verdi. Şeytan:
– Öyle zannederim ki, Allah emretmiştir, deyince, hazret-i Hâcer:
– Allahü teâlânın emrine uymak elbette lâzımdır. O’nun emrini, cân-ü gönülden kabûl ederiz, dedi.
Şeytan ondan yüz bulamayınca, yine aynı kıyâfette hazret-i İsmâil’in yanına geldi ve ona sordu:
– Baban seni nereye götürüyor biliyor musun?
– Dostunun ziyâretine.
– Vallahi seni öldürmeğe götürüyor.
– Hiç babanın oğlunu öldürdüğünü gördün mü?
– Öyle zannederim, Allah emretmiştir.
– O emretti ise, cân-ü gönülden râzıyım.
İsmâil aleyhisselâm, ihtiyar kılığındaki, şeytandan sıkılmıştı. Çünkü ihtiyar, İsmâil aleyhisselâmı, babasına dolayısıyla cenâb-ı Hakka karşı isyana teşvik ediyordu. Bunun için babasına;
– Bu ihtiyâr beni rahatsız ediyor, kalbime vesvese vermek istiyor, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm,
– Taş at! Yanından uzaklaşsın! buyurdu.
İsmâil aleyhisselâm taş atarak şeytanı yanından uzaklaştırdı. Bu sırada Minâ’da olduklarından hacıların şeytan taşlaması buradan kaldı.
Hazret-i İsmâil’den de yüz bulamayan şeytan, İbrâhim aleyhisselâmın yanına sokularak:
– Ey İbrâhim, sen yanlış hareket ediyorsun. Şeytan sana vesvese verdi. Sakın oğlunu boğazlama, sonra pişman olursun. Ama fayda etmez, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm onun şeytan olduğunu anladı.
– Vallahi bu, Hak teâlânın emridir ve sen şeytansın. İbrâhim’e ve akrabasına zarar yapamazsın! buyurdu.
Şeytan rezîl olup geri döndü. Nihayet Buseyr dağına vardıklarında göğün yedi katındaki melekler; “Sübhânallah! Bir peygamber, bir peygamberi boğazlamaya götürüyor” dediler.
Hazret-i İbrâhim, oğluna dönüp:
– Ey oğlum! Rü’yâmda seni kurban etmem emredildi. Buna ne dersin? dedi.
İsmâil aleyhisselâm sordu:
– Babacığım! Hak teâlâ, beni boğazlamanı emretti mi?
– Evet evladım!
Hazret-i İsmâil babasının, “Evet” demesi üzerine, Rabbinin emriyle kurban edileceğini, buna sabrederse Hak teâlânın rızâsına kavuşacağını anlayıp çok sevindi. Babası da, Onun bu sevincine sevindi:
– Evlâdım! Seni öldüreceğimi haber veriyorum, sen ise seviniyorsun!
– Babacığım nasıl sevinmiyeyim. Benim tek arzum, Allahü teâlâya, O’nun rızâsı üzere kavuşmaktır. Böylece O’nun rahmet ve Cennetine de nâil olurum. Dünyanın ömrü müddetince eziyet çeksem, bu devlete kavuşmak çok zor. Şimdi ise bu devlete kolayca kavuşacağım. Babacığım, nasıl emir almışsan onu yap. Oğul fedâ eylemek senden, can fedâ eylemek de bendendir. İşini çabuk bitir. Zîrâ canım dosta kavuşmakta acele ediyor. Babacığım, Nemrûd seni ateşe atınca sabrettin ve Hak teâlâ senden râzı oldu. Ben de boğazlanmağa sabredeceğim. O zaman belki Hak teâlâ benden de râzı olur. Böylece Cennet ni’metlerine kavuşurum. Babacığım, kesilmek acısı bir anlık olup, ona sabretmek kolaydır. Benim asıl tasam, senden dolayıdır. Çünkü kendi elinle oğlunu boğazlayacaksın. Ömrün boyunca unutamadığın gibi, evlat hasreti de ölünceye kadar senden gitmez. Keşke daha önce haber verseydin de anneme vedâ edip, birbirimizin boynuna sarılıp ağlasaydık.
– Haber verince senden veya annenden bir gevşeklik olur da azarlanırız diye korktum.
– Babacığım, senin rızândan başka murâdım yoktur ve senin gibi babanın hakkını ödemek, saâdetimin sermâyesidir. Kaldı ki, bu işte, Allahü teâlânın rızâsı ve emri vardır. Eğer izin verirsen, size söyleyecek birkaç vasıyetim var.
– Söyle, ey saâdetli oğlum.
– Birincisi; bu ip ile elimi ve ayağımı kuvvetlice bağla ki, can acısı ile bir kusûr işlemeyeyim. İkincisi; mübârek eteğini topla ki, kanımdan sıçramasın. Üçüncüsü; bıçağı iyi bile ki, can vermek kolay olsun ve senin işin iyi görülsün. Dördüncüsü; bıçağı vururken yüzüme bakıp da babalık şefkatiyle emri geciktirme. Beşincisi; gömleğimi çıkarıp boğazla ki, kan bulaşmasın. Sonra o gömleği anneme götür ve benden selâm söyle. Benim kokumu bu gömlekten alsın, ağlamasın, teselli olsun. Benim için çok elem çekmesin. Ona; “Oğlun sana şefâ’atçi olarak Allahü teâlâya gitti. Kıyâmet gününde cenâb-ı Haktan senden başka bir şey istemez” de! Ümid edilir ki, Hak teâlâ benim bu isteğimi red eylemez. Altıncı vasiyetim; her nerede benim yaşımda bir çocuk görürsen beni hatırla!
İbrâhim aleyhisselâm, oğlunun yürek parçalayan bu sözlerini dinleyince, mübârek gözlerinden yaşlar boşandı ve çok ağladı.
İbrahim aleyhisselâm oğlu İsmâil aleyhisselâmı kurban etmek üzere son hazırlığını yaptı. Bu esnada İsmâil aleyhisselâm ellerini kaldırıp;
– Yâ Rabbî! Bana sabır ver! diye niyazda bulunduktan sonra, babasına dönüp;
– Babacığım! Görüyor musun? Gök kapıları açılmış, bazı melekler bize bakıp hayretlerinden cenâb-ı Hakka secde etmişler. Bazıları da Hak teâlâya münâcât edip; “Yâ Rabbî! Bir peygamber bir peygambere bıçak çekmiş, başı uçunda duruyor. Senin rızânı gözetmek için onu boğazlamak istiyor. Sen onlara merhamet eyle.” diyorlar, dedi.
Daha sonra İbrâhim aleyhisselâm oğlunu güzelce bağladı, yüzükoyun yatırıp, boğazını tuttu ve;
– Yâ Rabbî! Bu benim oğlum, gözümün nûru, gönlümün sürûrudur. Kurban etmemi emrettin. Şu anda emrini yapmak için hâlis niyetle geldim. Kurban etmeğe hazırım. Sana hamd ve senâ ederim. Yâ Rabbî! Bu kıymetli yavrumu kurban etmekte bana sabır ver, dedi.
Sonra bıçağı oğlunun boynuna yaklaştırdı ve son olarak;
– Ey yavrum! Kıyâmete kadar sana vedâ olsun. Tekrar görüşmek, Kıyâmet günü olur, dedi.
Bu arada İsmâil aleyhisselâm;
– Ey babacığım! Acele et. Rabbimizin emrini çabuk yerine getir. Emir yapmakta geciktiğimiz için Rabbimizin bizi azarlamasından korkuyorum. Babacığım, elimi ayağımı çöz, melekler, kendi isteğimle kurban olduğumu görsünler ve Halîl’in oğlunun, Allahü teâlânın işinden râzı olduğunu bilsinler, dedi.
İbrâhim aleyhisselâm, bu söz üzerine ellerini çözüp bıçağı boğazına dayayınca, İsmâil aleyhisselâm güldü.
– Ey oğlum, bu halde iken niçin güldün? diye sordu
– Babacığım, bıçakta Bismillâhirrahmâhnirrahîm yazılı olduğunu görüyorum. Üzerinde Dostun ismi yazılı olan bıçak, nasıl keser? diye cevap verdi.
İbrâhim aleyhisselâm, Hak teâlânın ismini zikrederek bütün gücüyle bıcağı oğlunun boynuna çaldı. O anda Hak teâlâ, Cebrâil’e emrederek;
– Yetiş! Bıçağı çevir! buyurdu.
O da Sidret-ül-müntehâ’dan bir anda gelip, bıçağı ters çevirdi. Bıçak kesmedi. Bir daha çaldı, yine kesmedi ve ne kadar uğraştı ise kâr etmedi.
İsmâil aleyhisselâm;
– Babacığım! Ne kadar şefkatlisin, bıçağı kuvvetli vuramıyorsun. Yüzüme bakma, böylece hizmette kusur etmezsin, dedi.
Hazret-i İbrâhim, bıçağı tekrar biledi ve oğlunun boğazına daha kuvvetli çaldı. Yine kesmedi. İsmâil aleyhisselâm;
– Babacığım, bıçağın ucunu şah damarıma bastır! deyince, öyle yaptı ve diziyle de bastırdı. Bıçak iki kat olmasına rağmen boynuna izi bile çıkmadı. İbrâhim aleyhisselâm, üzülüp bıçağı taşa çalınca, taş ikiye bölündü. Bıçak dile gelip sordu:
– Ey İbrâhim! Nemrûd seni ateşe attığı vakit seni niçin yakmadı?
– Hak teâlâ, yakma diye emreylediği için,
– Ey İbrâhim! Hak teâlâ ateşe bir kerre “Yakma” diye emreylediyse, bana yetmiş defa kesme kesme diye emreyledi.
O anda Allahü teâlâdan vahiy geldi:
– Yâ İbrahim, elbette sen rü’yânı tasdik ettin. Sana düşen vazifeni tam olarak yaptın. Şimdi sıra bende. Lütuf ve keremimi görmek için şu dağa bak!
İbrahim aleyhisselâm, dağa bakınca, Cennetten gelmiş eşsiz güzellikte bir koç gördü. Allahü teâlâ buyurdu:
– Bu senin oğluna fedadır.
Cebrail aleyhisselâm koçu getirirken, “Allahü ekber”, İbrahim aleyhisselâm da koçu yakalarken, “Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber,” İsmail aleyhisselâm da, “Allahü ekber ve lillâhil hamd” dedi. Böylece, bayram tekbiri meydana geldi:
“Allahü ekber. Allahü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allahü ekber ve lillâhil hamd.”
Sonra, İsmâil aleyhisselâm yerine, bu koç kurban edildi. Bu koçun boynuzları, Abdullah bin Zübeyr zamanına kadar Kâ’be duvarında asılı idi. Sonra çıkan yangında yandı.
Bu koçun kurban edildiği yer, Mina olduğu için, hacılar kurbanlarını burada kesmektedirler.
http://www.bizimsahife.org/index2.htm

Kurban Bayramınızı Tebrik Eder Hayırlara Vesile Olmasını Dileriz Reviewed by on . Kurban bayramınızı tebrik ederiz efendim Tüm İslam aleminin ve Basketbolsitesi takipçilerinin mübarek Kurban Bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını Yüce All Kurban bayramınızı tebrik ederiz efendim Tüm İslam aleminin ve Basketbolsitesi takipçilerinin mübarek Kurban Bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını Yüce All Rating: 0

Yorum Yapın

Sizslogged $ $ s yorum yollamak içinolmalıdır.

scroll to top