Colors
 
3.164 views
Kurban hakkında herşey-Kurban kesmenin önemi ve fazileti
By admin On 23 Eki, 2012 At 05:19 PM | Categorized As Genel, Tüm Yazılar | With 0 Comments
Kurban kesmenin fazileti
Sual: Kurban kesmenin önemi nedir?
CEVAP
Kurban nisabına malik olan kimsenin kurban kesmesi vacibtir. Zaruretsiz kurban kesmemek günah olur. Kurban kesmesi vacibken, içindekilerin kurban kesmediği ev, inleyerek, sahibine beddua edip, (Kurban kesmediğin gibi, Cenab-ı Allah sana iyilik yapmayı nasip etmesin!) der. O ev, o yıl belalara duçar kalır. Kurban kesenin evi ise memnun olur, sahibine hayır dua eder. Bu bakımdan kurban kesmeyi bir nimet bilmelidir! Kurban kesen Müslüman, kendini Cehennemden azat etmiş olur.Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cimrilerin en kötüsü [vacib olduğu hâlde] kurban kesmeyendir.) [S. Ebediyye](Hâli vakti yerinde olup da kurban kesmeyen, namaz kıldığımız yere gelmesin!) [Hakim](Kurbanın postunun her kılına ve her parçasına bir sevab vardır.) [Hakim](Kurbanlarınız semiz olsun. Onlar Sıratta bineklerinizdir.) [Zâd-ül mukvin](Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevab vardır. Kanının her damlası kadar mükâfat vardır. O sizin mizanınıza konacaktır. Müjdeler olsun!)[İbni Mace](Kurbanlarınızı gönül hoşluğuyla kesin! Çünkü hiçbir Müslüman yoktur ki, kurbanını kıbleye döndürüp kessin de, bunun kanı, boynuzu, yünü, her şeyi kıyamette kendi mizanına konan sevabı olmasın!) [Deylemi](Sevab umarak kurban kesen, Cehennemden korunur.) [Taberani](Kurban bayramında yapılan amellerden Allahü teâlâ katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yoktur. Daha kanı yere düşmeden Allahü teâlâ, onu muhafaza eder. Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin!) [Tirmizi](Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur.)[İbni Mace](Ya Fatıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Kurbanının yere akacak ilk kan damlasıyla, geçmiş günahların affedilir.) [İ. Hibban](Kesilen kurban, Kıyamette, etiyle, kanıyla 70 kat büyüyerek mizana konur.) [İsfehani]

Kurban kesmek kimlere vacibdir

Sual: Kimler kurban keser yani kurban kesmek kimlere vacibdir?
CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:
1-
Kurban, davar [koyun, keçi], sığır [manda, inek, dana, öküz, boğa] veya deveyi, Kurban bayramının ilk üç gününde, kurban niyeti ile kesmek demektir. Kurban, vacib vazifesini yerine getirerek sevaba kavuşmak için kesilir. Mukim olan, akıllı, büluğa ermiş, hür ve Müslüman erkeğin ve kadının, ihtiyaç eşyasından fazla nisap miktarı malı veya parası varsa, Kurban bayramı için niyet ederek, belli günlerde, belli bir hayvanı kurban kesmeleri vacib olur.
Dinen karı kocadan hangisi zengin ise kurbanı o keser, ikisi zengin ise ikisi de keser, ikisi de fakir ise ikisi de kesmez. Fakir kurban kesmek zorunda değildir ama keserse çok sevap olur.

Kurban, dünyada vacib vazifesini yerine getirmiş olmak ve ahiretteki sevabına nail olmak için kesilir. Babanın, çocuğu için, çocuğun malından da kurban kesmesi gerekmez. Deli ile bunak, çocuk hükmündedir. Büyük çocuk ve hanımdan izinsiz, onlar adına kurban kesilmez.

2-
Mukim, akıl-baliğ müslümanın, ihtiyacından fazla nisap miktarı malı veya parası varsa, kurban kesmesi vacib olur. Kurban kesmenin vacib olmasında, bayramın üçüncü gününe itibar olunur. Bayramın birinci ve ikinci günü, zengin-fakir, mukim-misafir, akıllı-deli, baygın-ayık olmaya bakılmaz. Bayramın üçüncü günü nisaba malikse, diğer şartlar da varsa kurban kesmek vacib olur.
Demek ki, bayramın ikinci günü de baliğ olmayıp, üçüncü günü büluğa erene, bayramın ilk günü fakirken üçüncü günü zengin olana, bayramın ilk günü seferiyken, üçüncü günü mukim olana, diğer şartlar da varsa, kurban kesmek vacib olur.

3- Bayramın ilk günü komada iken, üçüncü günü ayılanın, diğer şartlar da varsa, kurban kesmesi vacib olur. Bayramın ikinci günü bayılıp, üçüncü günü güneş battıktan sonra ayılan zenginin kurban kesmesi vacib olmaz.

4-
Fakir bir kimse, bayramın birinci veya ikinci günü, bir kurban kesse, bayramın üçüncü günü zengin olsa, bir kurban daha kesmesi lazımdır. Çünkü üstüne vacib olmadan kesmiştir. Ancak, Bezzaziyye gibi muteber eserlerde, sonradan gelen âlimler, “Fakir, bayramın birinci günü kurban kesse, üçüncü günü zengin olsa, tekrar kurban kesmesi gerekmez” demişlerdir.

5- Üçüncü günü zengin olacağını bilenin, ilk günü kurban kesmesinde mahzur yoktur.

6- Bir zengin, bayramın birinci ve ikinci günü kurban kesmeden ölse, kurban borcu ile ölmüş olmaz.

7- Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vacib olmaz. Keserse vacib olarak eda etmiş olur.

8-
Mukim iken, bayramın birinci ve ikinci günü sefere çıkanın, kurban kesmesi vacib olmaz. Daha önce kesmişse, vacib sevabı alır. Kesmemişse, sefere çıktığı için borç üzerinden düşer.

9-
Mukim bir zengin, seferdeki bir vekile kurban kestirse, vacib sevabı alır.

10-
Esir iken, üçüncü günü hür olanın, diğer şartlar da varsa, kurban kesmesi vacib olur. Hür iken, bayramın üçüncü günü esir olup, güneş batana kadar esir kalanın kurban kesmesi vacib olmaz.

11-
Tarlasından aldığı mahsul veya tarlanın, evin, dükkanın [atölyenin, kamyonun] bir senelik kirası, ne kadar çok olursa olsun, bir yıllık ev ihtiyacını veya aylık geliri ve aldığı maaş ve ücret, aylık ihtiyacını ve kul borcunu karşılamayan kimse, imam-ı Muhammed’e göre fakirdir. Fetva da böyledir. Şeyhayn’a göre zengin sayılır. Mülkü olan tarlanın ve bu demirbaş malların değeri, ihtiyacını karşılar ve nisabı da bulursa, bunun kirayı her alışta, bir miktar ayırıp, biriktirerek fıtra vermesi ve kurban keserek büyük sevaba kavuşması gerekir. Böyle bir kimse, fıtra vermez ve kurban kesmezse, imam-ı Muhammed’e göre, günahtan kurtulur. Tarlasından hiç mahsul almayan, kiraya da veremeyen kimse ve ihtiyacından fazla malı olup da, parası bulunmayan kimse, imam-ı Muhammed’e uyarak, fıtra vermez ve kurban kesmez. Verir ve keserse, ikinci ictihada göre, fıtra ve kurban sevabına kavuşur.

Aldığı kira ile güç geçinen kişi, nisaba malik ise, para biriktirip, fıtra vermeli ve kurban kesmelidir. Etin hepsini kavurma yapıp, birkaç ay et parasından biriktirip gelecek yılın fıtra ve kurban parası olarak saklamalıdır. Böylece, fıtra ve kurban sevabından mahrum kalmamalıdır. Aile efradı çok olup güç geçinenin, kurbanın etini evinde bırakması müstehaptır.

Sual:
Akıl baliğ olma yaşı kaçtır? 13 yaşındaki oğluma kurban düşer mi?
CEVAP
Kızlar 9 yaşında, erkekler 12 yaşında büluğa erebilirler. Bazıları gecikebilir. 15 yaşını geçtiği halde ergenliğe ermezse artık o ergen kabul edilir.

Büluğa ermişse ve 96 gram altın veya o kadar parası varsa kurban kesmesi gerekir. Büluğa ermemişse zengin de olsa kurban kesmez.

Sual:
Annem zengin ama şuursuzdur. Kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Şuuru yerinde iken kes derse, kesersiniz. Bilmiyorsa kesilmez.

Sual:
Zekat nisabına ulaşmış altınları olan çocukların kurbanlarını babaları mı keser?
CEVAP
Büluğa ermemiş olan çocuğa, zengin de olsa, kurban kesmek vacib olmaz. Babasının da, zengin çocuğu için kesmesi gerekmez.

Sual: Tam İlmihal’de (Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vacib olmaz. Üçüncü günü zengin olacağını bilenin, kurban kesmesi, Zilhiccenin onuncu günü, yani bayramın birinci günü fecr vaktinde vacib olur) deniyor. Hemen devamla yine (Bayramın birinci günü zengin veya fakir ve mukim veya misafir olmaya bakılmaz) deniyor. İlk ifadedeki (..fecr vaktinde vacib olur) ne demek?
CEVAP
(Keserse vacib sevabı alır) demektir.

Sual: Zengin ailenin fakir oğlunun da kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Hayır, zengin olan keser. Ana babanın zenginliği, oğlunun kurban kesmesini gerektirmez.

Çocuk için kurban kesmek
Sual:
Almanya’da 154 Euro kindergeld (çocuk parası) veriliyor. Burada bazı derneklerin dağıttıkları broşürlerde, çocuklar için kurban kesmek vacib deniyor. Çocuk için kurban parası topluyorlar. Çocuğun kurban kesmesinin vacib olduğu Dürer’de yazıyor diyorlar. Dedikleri doğru mu?
CEVAP
Hayır, yanlıştır. Büluğa ermemiş çocuk için, zengin de olsa kurban kesmek gerekmez. Şeyhayn’a göre, babasının, zengin çocuğu için de, çocuğun malından kesmesi gerekirse de, fetva İmam-ı Muhammed’in kavlidir. Fetva verilen bu kavle göre, babanın, zengin çocuğu için, kendi malından da, çocuğun malından da kurban kesmesi gerekmez. (Dürer)

Fakirin kurbanı ölse
Sual:
Fakirin aldığı kurban, Arefe günü ölse, bunun yerine başka bir kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Fakir olduğu için, gerekmez.

Şuuru yerindeyse
Sual: Dinen zengin olan bir alzheimer hastasının bayramda kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Fıkıh kitaplarında, (Bayramın üçüncü gününü baygın halde geçiren zengine kurban kesmek vacib olmaz) deniyor. Üçüncü günü ayık olmak önemlidir. Birinci günü ayık olsa ve kurban kesse, üçüncü günü baygın geçirse de, kestiği kurban vacib olur.

Bunayanın da, üçüncü günü şuuru yerindeyse, (Bugün kurban bayramıdır, bana kurban kesin) diyorsa, kurban kesmek gerekir. Bayramın, kurbanın ne olduğunu anlamıyorsa, kurban kesmesi gerekmez. Kurban kesmek, zengin olan akıllı Müslümana vacibdir.

Kurban kesmede üçüncü gün
Sual:
Bir fakir, kurban bayramının üçüncü günü zengin olsa veya bir zengin üçüncü günü fakirleşse yahut ölse kurban kesmek vacib olur mu?
CEVAP
Fakirlik, zenginlik ve ölüm için, vaktin sonuna itibar edilir; bayramın başında zenginken üçüncü günü fakirleşse veya ölse, o kimsenin üzerine kurban vacib olmaz. Üçüncü günü zengin olana da, kurban kesmek vacib olur. (Dürer ve gurer)

Şafii’de kurban
Sual: Şafii’de, ailenin geçimini sağlayan kimse kurban kesse, diğer ev halkı kesmese de olur mu?
CEVAP
Evet, olur. Bir ev halkı için kurban kesilmesi sünnet-i kifâyedir. Aile reisi kesince diğerlerinin kesmesi gerekmez. Hanefi’de ise, ailede, kurban nisabına malik olan herkesin kesmesi vacibdir.

Kurban kesmede zenginliğin ölçüsü

Sual: Kurban kesmede zenginliğin ölçüsü nedir?
CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:
1-
Fıtra ve kurban nisabına malik olana zengin denir. Bunun fıtra vermesi vacib olur. Mükellef ise, yani akıl, baliğ ve mukim ise, yalnız kendisi için kurban kesmek de vacib olur. Bunun zekat alması haram olur ve fakir olan kadın mahrem akrabasına ve çalışamayan fakir erkek akrabasına yardım etmesi vacib olur.

2-
Miras ve mehir malları, nisap hesabına katılır. Nisap miktarı malı teslim aldıktan bir yıl sonra yalnız o yılın zekatı verilir.

3-
İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekat nisabı kadar malı veya parası bulunan her hür müslümanın kurban kesmesi vacibdir. Kurban nisabı ve eşyanın kıymeti, altın ve gümüş ile tespit edilir.

4-
Kurban nisabı hesabına katılacak malın, ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da lazım değildir. Borçlar alacaklardan ve mevcut maldan çıkarılır. Kalan alacaklar, zekatta olduğu gibi, kurban nisabına dahil edilir.

5-
İhtiyaç eşyaları kurban nisabına dahil edilmez. İhtiyaç eşyası demek, kıymetleri ne kadar çok olursa olsun, bir ev, bir aylık yiyecek, her yıl evdeki 3 kat elbise, çamaşır, evde kullanılan eşya ve aletler, binecek vasıtası, meslek kitapları ve ödeyeceği borçlarıdır. Bu eşyanın mevcut olması şart değildir. Eğer mevcut iseler, zekat, fıtra ve kurban için nisap hesabına katılmazlar.

6-
Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, kiradaki evler, evindeki süs eşyası, yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, sanat ve ticaret aletleri, burada ihtiyaç eşyası sayılmaz. Yani, bunlar kurban nisabına dahil edilir. Hepsi hesaplanınca 96 gr altın değerinde olursa, böyle kimsenin kurban kesmesi vacib olur. Oturduğu ev büyük olsa, ihtiyacından fazla, kullanılmayan odaları olsa, nisaba katılmaz.

7-
Kadınların incisi ve her çeşit süs, ziynet eşyası kurban nisabına katılır.

8-
Bilgisayar, telefon, tabanca, teyp, kaset, CD, DVD, saat, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, temizlik robotu, kıymetli dini levha, avize gibi ev eşyaları, kullanıldıkları için kurban nisabına dâhil edilmez. Hiç kullanılmayıp kenarda duran eski, yeni ev eşyaları, kap kacak nisaba dahil edilir.

9-
Nisap değerinde Mushafı, hadis, fıkıh ve diğer ilim kitapları bulunan kişi, bunları okuyorsa, nisaba dahil etmez. Okumuyorsa, okumayı bilmiyorsa, dahil eder.

10-
Evde kullanılmayan eşyalar nisabın üzerinde olursa, kurban kesmek vacib olur. Mesela çeyiz olarak alınan eşyalar, kimin ise, o kurban keser. Baba, çeyiz olarak aldığı halde, kızına hediye etmemişse, çeyiz hâlâ babanın malıdır. Babanın kurban kesmesi gerekir. Hediye etmişse, kızının kesmesi gerekir. Çeyiz, nisabı buluyorsa böyledir.

11-
Her yıl evdeki 3 kat elbise ihtiyaç eşyasıdır. Fazlası eski de olsa nisaba dahil edilir. Kullanılmayan eski ev eşyaları, kapkacak da, kurban nisabına dahil edilir. (Üç kat elbise demek, üç ceket, üç pantolon, bir palto, üç gömlek, üç atlet, üç don ve bir kazak demektir. Bundan fazla olanlar kurban nisabına katılır.)

12-
Bir evi olan evli kadın, İmam-ı a’zam ve İmam-ı Ebu Yusuf’a göre zengin sayılır, içinde otursa da, oturmasa da, kurban kesmesi gerekir. Bir evi olan erkek zengin sayılmaz; ama evli hanım için ev, nafakadan değildir. Kocası, onu bir ev bulup oturtmaya mecburdur. Parası varsa İmam-ı a’zamla imam-ı Ebu Yusuf’a göre kurban keser. İmam-ı Muhammed’e göre ise, bir evi olan kadının, kurban kesmesi gerekmez. Fetva da böyledir. Yani keserse vacib sevabı alır, kesmezse günaha girmiş olmaz. Kadının kocası yoksa, oturduğu evi nafakadan sayılır. İmam-ı a’zamla imam-ı Ebu Yusuf’a göre göre de kurban kesmesi gerekmez.

13-
Bir kimsenin, biri kışlık biri de yazlık olmak üzere iki evi olsa, yazın yazlıkta, kışın öteki evde otursa, bunlar iki ayrı ev hükmünde sayılmaz. Kurban kesmek vacib olmaz. (Hindiyye)

Şüpheli alacaklar
Sual:
Ne zaman verileceği belli olmayan nisabın çok üstünde alacağı olan, borcu da yoksa, bu alacağını nisap hesabına katacak mı, zekâtını verecek mi, kurban kesecek mi?
CEVAP
Senetli veya inkâr edilmeyen alacaklar, iflas edende ve fakirde de olsa, nisaba katılır. Ele geçince, geçmiş yılların zekâtı da verilir. Eğer kurban kesecek kadar parası varsa, kurban da keser.

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Şirkette çok malı olup da alamayanın, kurban kesecek kadar parası, malı varsa, keser.

Sual:
Reklam şirketim var. Sipariş üzerine reklam hazırlıyor, film çeviriyor, tercüme yapıyor, web sitesi hazırlıyoruz. Bunlarda yapacağımız iş ve iş sonunda alacağımız bedel anlaşmada yazılı. Bu bedeli zekat ve kurban nisabına dahil edecek miyim?
CEVAP
Hayır. Ancak anlaşmasını yaptığınız işi veya hizmeti yapıp teslim ettikten sonra alacak tahakkuk eder. Bu tahakkuk eden miktarı zekat ve kurban nisabına dahil edersiniz. İş teslim edilmeden böyle alacaklar nisaba dahil edilmez.

Sual: Kurban nisabı 96 gr. ama neden bazıları 80 gr. diyor? 80 gr olursa altınlarım nisap miktarını buluyor. Şimdi kurban bana vacib mi oluyor?
CEVAP
Nakli esas almadıkları için yanlış konuşuyorlar. Borçlarınızı düştükten sonra nisap miktarı 96 gramı bulunca kurban size vacib olur.

Bayramdan sonra
Sual:
Şu anda nisab miktarı malı olmayan ancak Kurban bayramından hemen sonra eline nisab miktarından çok fazla para geçecek kimsenin kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Vacib olması için, bayramın üçüncü günü eline geçmesi gerekir.

Sual: Nisabı aşan alacağım var ama alamıyorum. İhtiyacımdan fazla malım var ama param yok. Kurban kesmem vacib mi?
CEVAP
Alacaklar zekatta olduğu gibi nisaba dahil edilir, fakat elinde parası olmayan, ihtiyacından fazla malı olsa da fıtra vermeyen, kurban kesmeyen imam-ı Muhammede göre günahtan kurtulur. Ödünç alıp veya bir malı satıp keserse Şeyhayn’a göre vacib sevabı alır.

Arsa ve kurban

Sual: Nisabın üstünde çok kıymetli bir arsam var. Kurban kesmem vacib midir?
CEVAP
İmam-ı Muhammed’e göre kurban kesmek vacib olmaz. Şeyhayn’a göre vacib olur. Vacib sevabı kazanmak için Şeyhayn’a göre kesmelidir.

Ev, araba nisaba katılmaz
Sual:
Oturduğu bir evi, bir binek otomobili, borsada hisse senetleri ve borçları da olan kişinin kurban kesmesi vacib olur mu?
CEVAP
Bir ev ve araba, kurban nisabına dâhil edilmez. Borçlar mevcut paradan ve hisse senetlerinden çıkarılır, geriye nisab kadar para kalırsa kurban kesmek gerekir.

Sual: Borsada hisse senetlerim var. Kooperatife ödemem gereken borcum var. 30 ay ödemem gereken araba taksiti var. Kirada oturuyorum. Bu durumda kurban kesmem gerekir mi?
CEVAP
Bütün borçlarınızı, mevcut paranızdan ve hisse senetlerinin rayiç değerinden çıkarırsınız, geriye nisap miktarı paranız kalırsa, kurban kesmeniz gerekir.

Sual: Çeyiz eşyalarım var. Beyaz eşya, mobilya, süs eşyaları, halı, mutfak malzemeleri, bunlar kullanılmadığı için tamamı mı nisaba dahil olur, yoksa sadece beyaz eşyalar mı?
CEVAP
Kullanılmayan her eşya dahil edilir.

Faturalar ve nisab
Sual:
Kurban bayramına tekabül eden ama bayram tatil olduğu için bayramdan sonra ödenmesi gereken elektrik, telefon, su vb… paraların tutarı cebimizde iken bunları da kurban nisabına dahil edecek miyiz?
CEVAP
O paraları hesaba katmazsınız. Çünkü o paraları bayramdan sonra vereceksiniz. Yani o para sizde emanet gibi durmaktadır. O paralardan fazla nisap miktarı kadar parası olanın kurban kesmesi vacib olur.

Önce borcunu öder
Sual:
Nisab miktarı borcu olanın, elinde, nisab miktarı parası olsa, kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Borcu olan önce borcunu öder, kalanı nisab miktarını bulmuyorsa kurban kesmez.

Para vermeden kurban kestirmek
Sual:
İki bin lira alacağı olup, elinde parası olmayan kimse, alacağı olan şahsa, (Bir hayvan 500 lira, benim için bir tane kurban kes, 500 lirayı da hesabımdan düş!) dese caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Hatta hiç alacağı olmasa, nisaba malikse, birine, (benim için bir kurban kes!) dese, o şahıs da kesse, kestiren vacib sevabına kavuşur.

Zekât verirken de böyledir. Birini vekil etseniz, benim için şu kadar zekât ver deseniz o da verse, zekâtınız verilmiş olur. Para vermekle ilgisi yok. Yani vekil kendi parasından verebilir. Vekil kendi parasıyla kurban kesebilir. Daha sonra sizden para isteyebilir veya hediye de edebilir.

Borcu olan zengin
Sual:
96 gr. altını olanın, borcu da varsa, vacib olan kurbanı kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Borcu olan, borcunu çıkardıktan sonra nisabı bulmazsa, kurban kesmesi gerekmez.

Sual:
Babamın gecekondu tipi iki katlı evi var başka ihtiyaç fazlası malı, parası yok. Altta kiracı var. İhtiyaç fazlası evdir diye babam kurban kesiyor. İhtiyaç fazlası ev denilince böyle altlı üstlü evler iki ev hükmünde mi tek ev hükmünde mi?
CEVAP
Alt kattaki müstakil ise ayrı ev demektir. Bir evin odaları hükmünde ise bazı evler öyledir onlar bir ev kabul edilir. Bir merdivenle yukarı çıkılan evler gibi.

Sual:
Altını olan bir kişinin zekatını verdiği takdirde kurban kesmesi de gerekir mi?
CEVAP
Zekat ayrı, kurban ayrı. Altın hem kurban nisabına dahil edilir hem de zekat nisabına. Yani nisabı buluyorsa, hem zekat vereceksiniz, hem de kurban keseceksiniz.

Sual:
Bana ait, beyaz eşya gibi çeyizlerim var. Kurban kesecek miyim, bunların zekatını verecek miyim?
CEVAP
Fırın, çamaşır makinesi, buzdolabı, bulaşık makinesi gibi çeyizlerinizi kullanıyorsanız, kurban nisabına katılmaz. Kullanmıyorsanız, nisabı da buluyorsa, her yıl kurban kesmeniz gerekir. Çeyiz için zekat olmaz.

Altın para demektir
Sual:
Kurban nisabına malik olanın, elinde parası yoksa ödünç alarak kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
İhtiyaçtan fazla eşyaları, tahsil edemediği alacakları veya bunlar gibi başka bir sebeple nisaba malik olan kimsenin, kurban kesecek parası yoksa ödünç alarak kesmesi gerekmez. Keserse, yine vacib sevabı alır. Fakat altını varsa, parası da vardır demektir. Kâğıt parası olmaması mazeret olmaz. Altınlarından bozdurarak kesmesi gerekir. Dövizi olanın da bozdurup kesmesi gerekir.

Gümüş nisabı ve kurban
Sual:
Gümüş nisabına göre zengin olan kimsenin, kestiği kurban vacib olur mu?
CEVAP
Zengin olduğunu biliyorsa vacib sevabı alır.

Arı, bal ve kurban
Sual: Arı kovanları ve balı olan kimsenin Kurban kesmesi vacib midir?
CEVAP
Eğer, elindeki para ve balla birlikte, kovanların kıymeti, nisabı buluyorsa kurban kesmek vacib olur.

Kimler nasıl seferi olur

Sual: Seferilikte vatan ve önemi nedir?
CEVAP
İnsanın mukim olduğu, yerleştiği yere Vatan denir.

3 çeşit vatan vardır:
1-
Vatan-ı asli: İnsanın doğup büyüdüğü, daha sonra evlendiği yerdir. Bundan sonra da hep kalmak niyetiyle yerleştiği yerdir. Burayı da değiştirip temelli kalmak üzere başka yere göçebilir. O zaman göçtüğü yer vatan-ı asli olur.

2-
Vatan-ı ikamet: 15 gün veya daha çok kalıp, sonra çıkmaya niyet edilen yerdir.

3-
Vatan-ı sükna: İnsanın uğradığı yer olup, 15 günden az kalmak için niyet edilen, yahut bugün yarın çıkarım diyerek uzun müddet oturulan yerdir.

Vatanın değişmesi:
Vatanın değişmesi aşağıda belirtilen örneklerdeki gibi olur:
Bir kimse, evlenip veya temelli kalmak üzere bir yere yerleşmedikçe, doğup büyüdüğü yer vatan-ı asli olmaktan çıkmaz. Evlenirse, eski vatan-ı aslisi bozulur. Evlendiği yer vatan-ı asli olur. Başka bir yerde temelli kalmak üzere yerleşirse, bu sefer evlendiği yer vatan-ı asli olmaktan çıkar. Temelli yerleştiği yerden ayrılıp başka bir yere temelli yerleşirse, önceki yerleştiği yer vatan-ı asli olmaktan çıkar. Yani bir kimse, Haymana’da doğsa, vatan-ı aslisi Haymana olur. Bu kişi, Samsun’da evlense, Haymana vatan-ı asli olmaktan çıkar ve vatan-ı aslisi Samsun olur. Daha sonra Fatih’te temelli yerleşmeye karar verirse, o zaman vatan-ı aslisi Fatih olur. Samsun vatan-ı asli olmaktan çıkar.

Vatan-ı aslide bir saat de kalınsa namazlar kısaltılmaz.

Bir kimse, evlenip bir yere yerleştikten sonra, hanımı o şehirde ikamet ettirse, iş icabı kendisi gidip başka bir şehre temelli yerleşse, iki vatan-ı aslisi olur.

Bir köyde, ikamet eden bir kadın, şehirdeki doğum evine giderek çocuğu olsa, çocuğun vatan-ı aslisi annesinin ikamet ettiği köydür. Çünkü orada büyüyecektir. Birkaç gün kaldığı yerde, yani vatan-ı süknada doğmuş sayılmaz.

Bir kimse 60 km.lik mesafeye gitmek için bir otobüse binse, otobüste uyuyup 150-200 km.lik mesafeye gitse bile yine seferi olmaz. Çünkü buraya gelmeye niyet etmemiştir. Burada iken 60 km. ilerideki şehre bir iş için gitse, yine seferi olmaz. Dönerken ilk çıktığı yere gelmeye niyet ederse, dönüşte seferi olur. Bunun gibi, bir kişi, 60 km. olan Çatalca’ya gitmek üzere Fatih’ten çıksa, otobüste uyuduğu için Edirne’ye gelse, Edirne’ye kendi isteği ile gitmediği, niyetsiz gittiği için, Edirne’de namazlarını mukim olarak yani 4 rekat olarak kılar. Edirne’den tekrar Fatih’e gitmeye niyet ederek yola çıksa, Edirne’den çıkar çıkmaz, namazlarını kısaltır.

Seferilikte mesafe
Üç günlük yola, süratli bir araç ile, mesela trenle daha az zamanda giden de seferi olur. Keşfedilecek yeni bir vasıta ile, bir saniyede, bir anda Amerika’ya giden de seferi olur. Kerametle bir anda başka ülkelere giden evliya da seferi olarak namazlarını kılar.

Bir yere iki başka yoldan gidilse, biri kısa, öteki uzun olsa, uzun yol, üç günlük yürüyüş ise, bu yoldan her vasıta ile giden seferi olur.

Bir kimse, üç günlük mesafede bulunan bir yere, süratli yürüyen bir at ile iki günde veya daha az bir zamanda varmış olsa da, yine seferi olur, dört rekatlık namazlarını kısaltır.

Âlimlerin hepsi, seferiliği fersah denilen, bir saatte gidilen yolun uzunluğu ile bildirmiştir. Üç günlük yol ise, 15, 18 ve 21 fersahtır. Fetva 18 fersaha göredir. Bir fersah, 5.800 m. kadardır. Bazısı yaklaşık olarak bunu 6.000 m., bazıları da 5.000 m. kabul etmiştir. Seferilik için gerekli uzaklığı net olarak hesaplamak için 5.800 m. ile 18 fersah çarpılır, yaklaşık 104 km bulunur. Maliki, Şafii ve Hanbeli’de ise 80 km.den biraz fazla giden seferi olur.

Mestli bir kimse, abdestli olarak sefere çıksa, 3 günlük mesh süresi abdest bozulduğu anda başlar 3 gün devam eder.

Seferilik müddeti

Maliki, Şafii ve Hanbeli’de, 80,640 kilometre mesafeye gidip, giriş ve çıkış günleri hariç, 4 günden az kalan seferi olur. 4 veya daha fazla gün kalan mukim olur. Sefere çıkan kimse, sabah ezanları okunurken bir şehre girse, o gün sayılmaz.

Ezanlar okunurken o şehirden çıksa çıktığı gün de sayılmaz. 3 gün kalınca 3 sabah namazı kılar, bir girişte, bir de çıkışta sabah namazı kılınmış olur ki, hepsi 5 sabah namazı eder. Demek ki, 3 sabah namazı değil, en fazla 5 sabah namazı kılan bile seferi oluyor, mukim olmuyor. Şer’i gün, imsak vakti girince başlar.

Giriş çıkış günlerinde ölçü imsak vaktidir
Gün, oruçta olduğu gibi imsak vaktinde başlar. Ertesi günü imsak vaktine kadar devam eder. Mesela, İstanbul’a imsak vaktinden sonra, sabah ezanı okunurken giren kimse, giriş günü olduğu için o günü saymaz. Eğer imsak vaktinden önce girerse, imsak vaktinden sonraki gün giriş günü olmaz. İmsak vaktinden sonra çıkarsa, o gün çıkış günüdür.

Demek bir kimse, bir yere güneş doğarken girse, o gün giriş günü olduğu için hesaba katmaz. Üç gün kaldıktan sonra, dördüncü günü imsak vaktinden sonra, mesela güneş doğarken oradan çıksa, giriş-çıkış günleri sayılmadığı için o kimse, üç gün o yerde kalmıştır ve seferidir.

Seferilik ve kurban
Sual: Kurbanda sefere çıkacak nasıl hareket eder?
CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:
1- Bir zengin, bayramın birinci veya ikinci yahut üçüncü günü kurban kesip, sefere çıksa vacibi yerine getirmiş olur.Üçüncü günü seferden dönse de, artık tekrar kurban kesmesi gerekmez.2- Zengin, bayramın üçüncü günü, kurban kesmeden sefere çıkarsa, üzerine vacib olduktan sonra çıktığı için günaha girer. Birinci veya ikinci günü çıksaydı, kendisine vacib olmadan çıktığı için günah olmazdı.3- Kurban kesmeden sefere çıkan zengin, seferdeyken kurban kesmiş olsa bile, bayramın üçüncü günü memleketine gelip mukim olunca, tekrar ona kurban kesmek vacib olur.4-Bir zengin, kurban kesmek niyetiyle bir koyun satın aldıktan sonra, sefere çıksa ve bayramın üçüncü günü de seferde olsa, vekâlet verip o koyunu kestirmesi gerekmez, yani seferi olduğu için kurban kesmesi vacib olmaz. Nafile de olsa, kurban kesmek çok sevabdır, Sırat’tan geçirir. Bu bakımdan zengin olanın, sevabdan mahrum kalmaması için seferde de kurban kesmesi iyi olur.5- Sefere çıkarken kurbanını kesmek için birini vekil eden zengin, gittiği yerde mukim olsa, vekilin kestiği hayvan, vacib kurban olur; çünkü zengin mukimdir ve vekâletle istediği şehirde kestirebilir. Kendisi bulunduğu yerde de kestirebilir.6-Seferi olan vekil, vekâleten mukim kimsenin kurbanını kesebilir, vekilin seferi olmasının önemi yoktur.7- Hacca giden kimse, Mekke’de 15 günden fazla kalmışsa, mukim olduğundan, kendine vacib olan bayram kurbanını, telefonla Türkiye’deki bir tanıdığına vekâlet verip kestirebilir. Ancak Mekke’de genelde 15 günden aşağı kalınıyor, seferi olunuyor. Seferi olanın, bayram kurbanını kesmesi gerekmiyor. Kesilmesi gereken şükür kurbanını ise, Harem’de kesmesi gerekir. Vekâletle Türkiye’de veya başka yerde kestiremez.8-Seferde olan zengin, Kurban bayramının üçüncü günü vatan-ı aslisinin içinden transit geçse, şehir küçükse, içinden geçiyorsa kurban kesmesi vacib olur. Büyük şehirse, evleriyle çevre yolu arasında mezarlık, fabrika, kışla, ırmak, deniz, harman yeri, futbol sahası gibi yerler varsa, o zaman vatan-ı aslisine girmemiş olur, vacib olmaz.
Seferde kurban kesmek
Sual:
Evli olup ailesiyle beraber gurbette bulunduğu şehirde, uzun yıllar bulunsa; fakat ömür boyu yerleşmeyi düşünmese, buradan doğup evlendiği yere bayramlarda 15 günden az süreyle gidip orada kurban kesse, kesilen kurbanlar vacib kurban olur mu?
CEVAP
Bir günlüğüne de gitse, orada mukim olur, kestiği kurban vacib olur.Memleketinde kurban kesmek
Sual:
Birçok insan Kurban bayramlarında memleketine gidip kurban kesiyor. Bunlar yaşadıkları şehre yerleşmeye niyet etmişse ve bayram vesilesiyle gittikleri memleketlerinde kurban kesseler, vacib olan kurban borcundan kurtulur mu?
CEVAP
Sefere gidene, kurban vacib olmuyor. Kesmesi iyi olur. Kesmese de günah olmaz.

Başka şehirdekine kurban kestirmek
Sual:
Vatan-ı aslimiz İstanbul. Hanımım nisab miktarı mala sahip olduğu için kurban kesmesi vacib. Bayramda Tekirdağ’a gidiyoruz. Tekirdağ’da birisine kurban için vekâlet verdik; fakat Tekirdağ’da seferi oluyoruz. Vacib sevabı almak için ne yapmak gerekir?
CEVAP
Tekirdağ’da kurban kesilirken İstanbul’da bulunursanız, yani mukim olursanız kurban vacib olur. Telefonla öğrenirsiniz. Kestik derlerse buradan hareket edersiniz.Vatan-ı asliden geçmek
Sual:
Seferde olan zengin, Kurban bayramının üçüncü günü vatan-ı aslisinin içinden transit geçse kurban kesmesi vacib olur mu?
CEVAP
Şehir küçükse, içinden geçiyorsa vacib olur. Büyük şehirse, evleriyle çevre yolu arasında mezarlık, fabrika, kışla, ırmak, deniz, harman yeri, futbol sahası gibi yerler varsa, o zaman vatan-ı aslisine girmemiş olur, vacib olmaz.Maliki’yi taklit eden
Sual:
Namazda Maliki’yi taklit eden bir zengin, 10 gün kaldığı yerde kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Kurbanda taklit edilmiyor. 10 gün kalan Hanefi’de seferi olur, kurban kesmesi gerekmez.Sual: Bir zengin, bayramın ilk günü kurban kesmeden sefere çıksa günaha girer mi?
CEVAP
Hayır.Nafile de olsa kurban kesmeli
Sual:
Bir zengin, kurban kesmek niyetiyle bir koyun satın aldıktan sonra, sefere çıksa ve bayramın üçüncü günü de seferde olsa, vekâlet verip o koyunu kestirmesi gerekir mi?
CEVAP
Kestirmesi gerekmez, yani seferde olduğu için kurban kesmesi vacib olmaz ama alınmış bir kurbanı kesmek, nafile de olsa çok sevabdır, Sırattan geçirir. Bu bakımdan zengin olanın, sevabdan mahrum kalmamak için seferde de olsa kurban kesmesi iyi olur. Kendi kesemezse, kesen birine vekâlet verip kestirebilir.Üçüncü günü sefere çıkmak
Sual:
Zengin, bayramın üçüncü günü, kurban kesmeden sefere çıkarsa, günaha girer mi?
CEVAP
Üçüncü günü kesmeden çıkarsa, üzerine vacib olduktan sonra çıktığı için günaha girer. Bedelini bir fakire altın olarak vermesi gerekir. Birinci veya ikinci günü çıksa idi kendisine vacib olmadan çıktığı için günah olmazdı.Seferde mukim olunca
Sual:
Zengin, sefere çıkarken kurbanını kesmek için birini vekil etse, gittiği yerde mukim olsa, vekilin, kestiği hayvan vacib kurban olur mu?
CEVAP
Evet, vacib olur; çünkü zengin mukim olmuştur. Misafir olana bile kestirebilir.Hac ve şükür kurbanı
Sual:
Hacca giden kimse, vacib kurbanını Türkiye’de kestirebilir mi?
CEVAP
Mekke’de 15 günden fazla kalmışsa, mukim olduğundan, kendine vacib olan bayram kurbanını kestirmek üzere telefonla Türkiye’deki bir yakınına vekâlet verip kestirebilir. Ancak Mekke’de genelde 15 günden aşağı kalınıyor, seferi olunuyor. Seferi olanın, bayram kurbanını kesmesi gerekmiyor. Kesilmesi gereken şükür kurbanını ise, Harem’de kesmesi gerekir, vekâletle Türkiye’de veya başka yerde kestiremez.Seferde kurban kesmek
Sual:
İstanbul’a temelli yerleştik. Bayramda, memleketim olan Ankara’ya gidip, orada kurban kesmemde mahzur var mıdır?
CEVAP
Hiç mahzuru yoktur. İstanbul’a temelli yerleşmekle, memleket olan Ankara, vatan-ı asli olmaktan çıkar. 15 günden az kalmak üzere, memlekete yani Ankara’ya gidince orada seferi olunur. Seferde, kurban kesmek gerekmez. Kesilirse sevab olur.Kurbanı kesip sefere çıkmak
Sual:
Bayramın birinci veya ikinci günü kurbanını kesip sefere çıkan, vacib sevabı alır mı? Üçüncü günü seferden dönenin, tekrar kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Bayramın birinci veya ikinci günü kurbanını kesip sefere çıkarsa, vacib sevabı alır. Üçüncü günü seferden dönene, artık tekrar kurban kesmek gerekmez.Mukimken kurban kesmek
Sual:
Bayramın üçüncü günü seferden memleketine gelen zengin, kurban keser mi?
CEVAP
Kurban kesmeden sefere çıkan zenginin, seferdeyken kurban kesmiş olsa bile, üçüncü günü mukim olunca, tekrar kesmesi vacibdir.

Vatan-ı aslide seferi olunmaz
Sual:
Vatan-ı aslim Van; ama bir yılı aşkın bir zamandır yurt dışındayım. Birkaç yıl daha kalırım. Kurban bayramı için gideceğim Van’da 10 gün kalırsam seferi miyim, kurban kesmem vacib mi?
CEVAP
Vatan-ı aslide bir saat bile kalan seferi olmaz. Kurban kesmek vacib olur.

Sual: İstanbul’da oturuyorum. Her yıl bayramda memleketim olan Kayseri’ye gidip kurban kesiyorum. Bir mahzuru oluyor mu?
CEVAP
Kayseri vatan-ı asliniz ise, bir günlük için de gidilse mukim olursunuz ve kurban kesmeniz vacib olur. Eğer İstanbul’a temelli yerleşmişseniz, Kayseri vatan-ı asli olmaktan çıkar. Gittiğinizde seferi oluyorsanız kurban kesmek gerekmez. Şayet keserseniz çok sevap alırsınız.

Seferi olan vekil
Sual:
Seferi olan vekil, vekâleten kurban kesebilir mi?
CEVAP
Kesebilir, vekilin seferi olmasının önemi yoktur.

Kurbana ortak nasıl olunur

Sual: Kurbana ortak olacaklarda aranan şartlar ve ortakların dikkat edeceği hususlar nelerdir?
CEVAP
Bazıları şöyledir:
1-
Her ortağın Müslüman olması, kurban ve ibadete niyet etmesi ve her birinin hissesinin yedide birden az olmaması şarttır. Sırf eti için ortak olan varsa ve biliniyorsa, hiçbirinin kurbanı sahih olmaz. Ortakların bir kısmı ölmüş olsa yahut bunak olsa, zararı olmaz.

2- Ortaklardan biri, (mutlak nezir) için giremez. Yani belli bir hayvanı, mesela şu boynuzlu koçu keseceğim diye adayan, bunun yerine başkasını kesemez, bu adağı için ortak giremez. Ortaklardan biri geçen sene kesmediği kurbanı niyet etse caiz olmaz.

3- Bir sığırı veya deveyi, yedi kişiye kadar Müslüman ve âkil baliğ kimselerle ortak olarak da, satın alıp kesebilirler. Bunlara adak veya akika kurbanı da ortak edilebilir.

4- Zenginin satın aldığı sığıra, sonradan ortak olmak caizse de mekruhtur. Bir kavle göre fakir, bir sığırı kurban etmek için satın alsa, sonra başkalarını ortak edemez. Onunki adak hükmüne girer.

5- Bir sığırı mesela bir ineği, en çok 7 kişi kesebilir. Bir sığıra 3, 5, 7 gibi tek ortak şartı yoktur. 2, 4, 6 gibi çift de olur; fakat her işte teke riayet iyidir. Sünnet-i zevaiddir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever. Ey Kur’an ehli, teke riayet edin!) [Tirmizi]

6- Eti tartarak, eşit olarak paylaşmak gerekir. Yağ, sakatat ve yenilen her şey paylaşılır. Tartmadan bölüşüp helalleşmek caiz olmaz, faiz olur. Yedi kişiden dördüne etle birlikte birer bacak, beşinciye etle birlikte derisi, altıncıya etle birlikte başı verilirse, tartmadan paylaşmak caiz olur. Yedinciye bir şey koymak gerekmez.

7- Yedi kişi, kurbanlık ineği birisine teslim edip, (Kesmeye, kestirmeye, etini dilediğin gibi sarf etmeye seni umumi vekil ettik) deseler, umumi vekil, bölüştürmeden etin tamamını herhangi bir kimseye verebilir veya tartmaya lüzum kalmadan ortaklar arasında göz kararıyla paylaştırabilir.

8- Mutfakları bir olan karı koca veya baba oğul da, kestikleri kurbanı, tartıp paylaşırlar. Paylaştıktan sonra, biri diğerine isterse etin tamamını hediye edebilir. Paylaşmadan hediye edemez. Yahut yukarıda bildirilen usullerle tartmadan paylaşmak caiz olur.

9- Biri adak, biri akika, biri vacib olan bayram kurbanı, biri nafile, biri ölü için, biri de Peygamber efendimiz için olmak üzere kurban kesmek istense, bir inek kesilebilir. Akika, vacib, adak hepsi katılır. Yedi kişiye kadar ortak olmak caizdir. Ancak ilk alırken, yedi kişiye kadar ortak olmak niyetiyle hayvan alınmalıdır. Sırf kendisi için alıp da sonradan başkasını ortak etmek mekruh olur.

10- Bir sığırı mesela bir ineği, en çok 7 kişi kesebilir. Yediden fazla kişi, bir veya birden fazla, ineğe ortak olamaz. Mesela, 8 kişinin 7 sığırı ortak satın almaları caiz olmaz. Çünkü, her birinin her hayvanda hissesi vardır. Hiçbirinin hissesi yedide birden az olamaz. Bunun gibi, 10 kişinin 15 ineği, kurban etmek için, ortak satın almaları da caiz olmaz. Çünkü 10 kişi, 15 ineğin her birine onda bir oranında ortak olmuş olur. Onda bir, yedide birden azdır. Bunun gibi, 3 kişinin 9 koyunu ortak satın almaları da caiz olmaz. Çünkü 3 kişi, 9 koyunun her birine üçte bir nispetinde ortaktır. Bir koyunu ise, ancak bir kişi kesebilir. Birden fazla kişinin, bir koyunu ortak alıp, kurban olarak kesmeleri caiz olmaz.

Sonradan ortak olmak
Sual:
4 kişi kurban için ortak bir inek aldık, sonradan birkaç kişi daha bu kurbana katılabilir mi?
CEVAP
4 kişi alırken 7 kişiye kadar ortak oluruz diye düşünülmüşse ortak olmak caizdir, değilse mekruh olur. Mekruhtan kurtulmak için, onu bir başkasına satarsınız veya içinizden biri de satın alabilir. Sonra o kimse bunu alırken, 7 kişiye kadar ortak ederim diye alırsa yeniden ortak olabilirler.

Sual: Üzerine kurban kesmek vacib olan üç zenginle, üzerine kurban kesmek vacib olmayan bir fakir birlikte bir sığırı ortak olarak kurban kesebilir mi?
CEVAP
Evet kesebilirler.

Sual: Kurban bayramında bir kişi tanımadığı kişilerin almış olduğu sığıra ortak olabilir mi?
CEVAP
Kim olduğu bilinmeyen kimselerle ortak olmamalı, içlerinde Allah rızası için değil de et içen kesen olursa diğerlerinin de kurbanı olmaz. Niyeti bilinmiyorsa o zaman sorumlu olmayız. Onun için bilinen salih kimselerle ortak olmalıdır.

Sual: Şafii mezhebinde kurban kesmek vacib olmadığı için, kurban ortakları arasında Şafii birinin bulunmasında mahzur olur mu?
CEVAP
Mezhep farkı kurban ortaklığını etkilemez. Onunki de sünnet olur. Akika kesen de, ölü için kesen de ortak olabilir. Gayri müslim ortak olamaz. Bir de sırf et için kesen ortak olamaz.

Kurbana farklı ortak olmak
Sual: Üç ortak, farklı para verseler kurbanları sahih olur mu? Mesela 2800 liraya bir inek alınsa, ortağın birisi 800 lira, biri de 1600 lira, üçüncü ortak da 400 lira verse, eti de verdikleri para oranında paylaşsalar caiz olur mu?
CEVAP
En az veren üçüncü ortağın parası, yedide birden az olmadığı için caizdir. Eti paylaşırken, üçüncü ortak bir hisse alır, ikinci ortak dört hisse, birinci ortaksa iki hisse alır. Hepsi yedi hisse olur. Birisi yedide bir hisseden yani 400 liradan az para verseydi olmazdı.

Her ortak kaç hisseye giriyorsa o kadar para verir. Etin paylaşılması da bu hisseye göre yapılır.

Kurbana parasız ortak olmak
Sual: Kurbanlık ineğe 7 kişi ortak girse, ortaklardan birisinin parası olmasa, diğer ortaklardan birisi, ben senin yerine veririm dese, herkes kendi parasını verse, biri de kendi parasıyla birlikte param yok diyeninkini verse, kurban için para vermeden kurban sevabı alır mı, yani kurban sahih olur mu?
CEVAP
Evet, sahih olur. Biri kurbanlık ineği yedi kişiye hediye etseydi, hiç birisi para vermeden kesseydi, hepsinin de kurbanı sahih olurdu. Kurban için illa para vermek gerekmez. Başkasının hediye ettiği hayvan da kurban edilir. Vacib sevabı alınır ve kurban borcundan kurtulmuş olunur.

Sual: Biri adak, biri akika, biri vacib olan bayram kurbanı, biri nafile, biri ölü için, biri de Peygamber efendimiz için kurban kesmek istese, bir inek kesebilirler mi?
CEVAP
Evet kesebilirler. Yedi kişiye kadar ortak olmak caizdir.

Kurbanda ortak sayısı
Sual:
Kurbanlık ineğe en az ve en çok kaç kişi ortak girebilir?
CEVAP
Bir ineğe yedi hisseye kadar girilir. Yani 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 kişi girebilir. 3 kişi girerse inek üç hisseye bölünür. Dört kişi girerse dörde bölünür.

Akika da kurbana dâhil edilir
Sual:
İki kardeş bir dana almışlar. Bunlar çocukları için şimdiye kadar akikalarını kesmemişler. Şimdi akika kesmenin müstehap olduğunu öğrenmişler. Aldıkları kurbanlık dana için akikaları için de niyet edip aldıkları bu kurbana katılıp akikalarını kesebilirler mi? Adağı olan birisi böyle alınmış bir kurbana adağını da dahil edebilir mi?
CEVAP
Akika, vacib, adak hepsi katılır. Ancak ilk alırken yedi kişiye kadar ortak olmak niyetiyle hayvan alınmalıdır. Sırf kendisi için alıp da sonradan başkasını ortak etmesi mekruh olur.

Kasaba para vermek
Sual:
Kurbanı kesen kasaba ücret veriliyor. Bu parayı bir kişinin ödemesinde ve sonra herkesin payını ödemesinde, ya da bu parayı veren kişinin eksik ya da fazla, önce veya sonra kurban sahiplerinden almasında veya almamasında bir mahzur olur mu?
CEVAP
Hepsi caizdir. Bir kişi ödeyip, diğerlerinden alabilir, isterse almayabilir.

Sual:
Bayramda, kendim, annem, babam, eşim ve üç büyük oğlum olmak üzere toplam 7 kişi, bir ineği kurban etmek istiyoruz. Kurbanın parasını ben vereceğim. Bu kurbanın bedeli olan parayı onlara tek tek verip, onların kurban alınması için bana hediye etmeleri mi gerekir?
CEVAP
Sizin onlara, onların size para hediye etmesi gerekmez. Sadece herbiri, Benim için bir kurban kesmeye veya dilediğine kestirmeye seni umumi vekil ettim demeleri yeter. Vekil asıl gibidir, kendi parasıyla da keser.

Çocuk, ateist veya fasık
Sual:
Yedi kişilik kurban ortaklarından biri çocuk, ateist veya fasıksa, kurban caiz olur mu?
CEVAP
Kâfir veya çocuksa, kurban sahih olmaz. Fasığın ortaklığı caiz olursa da, fasık, bayramda kurban ibadetine değil, et kesmeye niyet edebilir, o zaman da kurban sahih olmaz. Fasığa güven olmaz. İhtiyaten fasıklarla kesmemelidir.

Çok kişinin bir koçu adaması
Sual:
İki üç kişi, bir koçu adasa, sahih olur mu?
CEVAP
Hayır, sahih olmaz. Kurban da olsa, adak da olsa, bir koçu ancak bir kişi kesebilir.

Ücretsiz ortak
Sual:
Mal sahibiyim, hayvan ticareti yapıyorum. 3 bin liraya satmak istediğim bir ineğe, 3500 lira diyorum. Altı hisseyi satarken, bir hisse için de, (Benim adamım var, hisse başı 500 lira verin) diyorum. Kendi adamımdan para almıyorum yahut çok az bir miktar alıyorum. Böyle hayvan satmak caiz midir?
CEVAP
Caizdir.

Kurban için vekalet nasıl verilir?

Sual: Kurban için vekâlet nasıl verilir?
CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:
1- Kurbanı başkasına kestirirken, (Allah rızası için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demek ve kalben de niyet etmek gerekir. Eğer kurbanı başkasına aldıracaksa, kurbanı alacak kimse de, başkasına kestirecekse, (Bayram kurbanımı almaya, aldırmaya, kesmeye ve kestirmeye seni umumi vekil ettim) der. Yahut kısaca, (Kurban işimi halletmek için seni umumi vekil ettim) demek de yetişir.

2- Bir kimse birine, (Kurban işimi hallet) dese, ona para vermese bile vekâlet vermiş olur. O kişi de bir hayvan alıp kesebilir.

3- Bir kimse, kendisine kurban kesmesi vacib olmasa da, vekil, vacib diye kesse, kurban yine nafile olarak sahih olur. Adak hayvanı, akika veya nafile kurban yanlışlıkla vacib diye kesilse mahzuru olmaz.

4- Kurban kesmeye vekil olan, sahibinden ayrıca izin almadıkça veya umumi vekil edilmedikçe, başkasını kendine vekil yapamaz. Umumi vekil ise başkasını, o da bir başkasını vekil yapabilir.

5- Vekâleten kurban kesene, kimi çok, kimi az para verebilir. Kimi de hiç para vermeden, (Bana da bir hisse verin) diyebilir. Vekil asıl gibidir. Vekil, vekâlet aldığı kimseler adına kurban keser veya kestirebilir. Daha sonra vekil, ondan para ister veya istemez. İki kurbana yetecek para veren için de, iki kurban alır veya ona iki hisse verir. Yahut iyisinden bir kurban alır, çünkü umumi vekil, tam yetkilidir.

6- Birden çok kişiye vekâlet vermek sahihtir. Bir işe vekil olan iki kişiden biri, tek başına yetkili olamaz. Ancak emaneti vermede, borcu ödemede, kurban kesme gibi işlerde, birisi tek başına yetkili olabilir, çünkü bu işlerde vekillerden birisinin, diğerinin görüşünü sormasına ihtiyacı yoktur. Bir kimse, kurbanını kesmek üzere dört kişiye vekâlet verse, bu vekillerden biri kesince, ötekilerin görüşünü almaya ihtiyaç yoktur. Kurban, dinimize uygun kesilmiş olur.

7- Bir kimsenin kendi hayvanını başkası adına kesmesinin caiz olması için, bu kimsenin, kendi hayvanını başkasına veya onun vekiline hediye etmesi, onların da teslim alması, sonra bunu vekil ederek geri verip kestirmeleri gerekir.

8- Başkasının hayvanını ondan habersiz, onun için kurban etmek caizdir.

9- Vekâlet almadan, hanımının adına vacib kurban kesen bir kimse, daha sonra hanımına anlatsa, o da razı olsa, kurban sahih olur.

10- Başkasının hayvanını, ondan izinsiz, kendi için kurban eden, sonra kıymetini öderse, caiz olur. Sahibi kıymetini kabul etmeyip, kesilmiş hayvanı alırsa, sahibi için kurban edilmiş olur.

11- Üzerinde birçok kimsenin vekaleti bulunan kimse, herhangi bir mazeretle bayramın üçüncü günü de kesememişse, Şafii’yi taklit edip dördüncü günü de kesebilir.

12- Kurbanda kanın akması yeter, etin dağıtılması şart değildir. Kan akıtılmakla vacib olan kurban kesilmiş olur. Eğer eti de uygun yerlere verilirse daha çok sevab olur. Etin üçte birini evde bırakmak, üçte birini komşulara, gerisini fakirlere vermek müstehabdır. Hepsini fakirlere vermek veya hepsini evde bırakmak da caizdir.

13- Derisi namaz kılan fakire verilir. Ne olduğu bilinmeyen kimselere verilmez. Veya evde kullanılır. Yahut devamlı kullanılacak bir şey karşılığı verilir. Tükenen bir şey veya para karşılığı satılmaz. Derisi, eti satılırsa, parası fakire sadaka verilir.

Sual: Kurbanını hayır kurumuna hediye etmek isteyen kimse nasıl vekalet verir?
CEVAP
Kurbanını, bir hayır kurumuna hediye etmek isteyen kimse, kurban parasını, bu işle vazifeli kimseye teslim ederken, Allah rızası için bayram kurbanımı almaya aldırmaya, kesmeye ve dilediğine kestirmeye ve etini ve derisini dilediğine vermeye seni umumi vekil ettim demelidir. Vekalet, mektupla, faksla, e-maille veya telefonla da verilir. Kurban parası, önceden verilebildiği gibi, daha sonra da gönderilebilir. Vazifeli kimse, satın aldığı kurbana bir numara bağlar. Bu numarayı ve kurban sahibinin ismini deftere yazar. Kesilirken sahiplerinin ismini söyleyerek kasapları vekil eder. Ancak böyle kesilen kurbanlar sahih olur.

Kurban vekâleti
Sual:
Kurban satın almak için, umumi vekil olan kimse, bir başkasına, o da bir başkasına umumi vekâlet verebilir mi?
CEVAP
S. Ebediyye’de, İbni Abidin’den alarak deniyor ki:
Vekil, sahibinin izniyle başkasını vekil yapabilir. Kurban satın almaya vekil olan başkasını, bu da başkasını vekil edip, sonuncu vekil satın alsa, sahibi izin verirse caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

Demek ki, umumi vekil edilince, zincirleme vekâlet verilebiliyor. Umumi vekil olmayınca, sonuncu vekilin, vekâlet verenden izin alması gerekiyor; ama umumi vekâlet verilince, otomatikman sonuncuya izin verilmiş oluyor. Bu incelik bilinmeyince, vekâlet sahih olmaz sanılıyor. Böyle yanlış düşünenlere itibar etmemelidir.

Sual: 7 kişiyiz. Keseceğimiz kurbanı paylaştırmanın kolay bir yolu var mı?
CEVAP
Kolay yolu var. Ortaklar ilk size vekalet verirken, Bayram kurbanımı kesmeye, kestirmeye ve etini ve derisini istediğin gibi kullanmaya seni umumi vekil ettim derlerse, artık et de sizin olur, istediğinize istediği kadar verebilir veya vermeyebilirsiniz. Et sizin demektir. Hiç ayırmadan öylece fakirlere de verebilirsiniz. Yedi ortağa göz kararı ile de verebilirsiniz.

Sual: Biri adak hayvanı, biri akika, biri de bayram kurbanı kesmem için bana vekalet verdi. Alacağım ineğe bunları da ortak etmem caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir.

Sual: Kurban vekaletimi verdiğim kişi, 3 defa “kabul ettim” demesi mi lazım?
CEVAP
Hayır, bir kere demek yeter. Başını sallaması da yeter veya itiraz etmemesi kabul etmesi demektir.

Sual:
Bir tanıdığa (benim kurban işini hallet) diye para gönderdim. O da peki dedi. Bu vekalet oldu mu?
CEVAP
Evet, kurban vekaleti verilmiş olur. Ayrıca kesmeye kestirmeye etini derisini dilediğine vermeye seni vekil ettim demek gerekmez denirse güzel olur, denmezse yine vekalet verilmiş olur.

Sual: 7 kişi, vacib kurbanlarını, almaya, aldırmaya, kesmeye kestirmeye, eti dağıtmaya Veli’yi umumi vekil etse; bu 7 kişiden birinin vekaleti vacib değil de Adak olsa, bu kesilen tosunun eti, fakirlerle birlikte zenginlere de verilmiş olsa, ne olur?
CEVAP
Adak olan payı fakirlere vermesi gerekir. Zenginlere yedirirse yedirdiği kadarını tazmin etmesi gerekir. O kadar et alıp fakirlere vermesi gerekir. Kurbana zarar gelmez.

Sual:Bir kimse vatan-ı aslisinin dışında, mesela İzmirli birisi Bursa’da birisine vekalet verip orada kestirebilir mi?
CEVAP
Evet kestirebilir, kendisi mukim ise vacib sevabı alır kendisi seferi ise nafile sevabı alır.

Sual: Almanya’dan kurbanın parasını Türkiye’ye memleketime gönderdim. Onlar da kurbanlık hayvanı alıp yoksul müslüman bir aileye vermişler. Tabii bu kurban benim ismime kesiliyor, yaptığımız bu iş caiz midir?
CEVAP
Kurban vekalet verenin adına kesiliyorsa eti kime verilirse verilsin kurban sahihtir. Kesilmeyip canlı bir hayvan birisine hediye edilirse kurban olmaz, hayvan hediye edilmiş olur. Adınıza kurban diye kesilmişse sahih olur.

Sual: Bazı sebeplerden dolayı vekaleti verirken gerçek isim verilmeyip takma bir isim verilebilir mi?
CEVAP
Evet takma isim de verilebilir. Çünkü Allahü teâlâ onu kimin verdiğini bilmektedir.

Sual: Kurban vekaleti verirken: Benim kurbanımı al kes dağıt bu görevi sana veriyorum denilmiş, umumi vekalet kelimesi kullanılmamış. Vekil edilen kişi de ben senin kurban işini hallettireceğim demiş o da tamam istediğin gibi yap demiş. Bu durumda umumi vekil olmuş sayılır mı?
CEVAP
Evet, umumi vekil olmuş demektir.

Sual:
Bir dernekte kurban vekaleti alıyoruz. Bazı kimselere, (Kurbanını almaya, kesmeye kestirmeye bana vekalet verdin mi?) diyoruz. Sadece evet diyorlar. O cümleyi tekrar etmiyorlar. Böyle bir vekalet sahih olur mu?
CEVAP
Sahih olur.

Sual:
Ailece kurbanlarımızı hep vekaletle memlekette kestiriyoruz. Bazı kimseler aklımızı karıştırdılar. Bir kaza geçirmiştim. “Bak kurbanınızın kesildiğini bile görmediniz. Kurban belaları def eder. Sizin ki belki de kabul olmadı. Bu sene kurbanınızın kanını görün, kendi elinizle alın kestirin” dediler. Acaba kurbanı görmek, keserken başında bulunmak şart mıdır?
CEVAP
Öyle bir şart yok. Kurbanın kanını görmeyince kurban kabul olmaz diye bir şey yok. Vekil, asıl gibidir. İmkan olursa kurbanın başında bulunmak iyi olur.

Sual: Almanya’da çalışıyorum ve kurbanımı Türkiye’deki ablama göndermek için ne yapmam gerekiyor?
CEVAP
Ablanıza bir kurban parası gönderirsiniz. (Benim adıma bir kurban almaya, etini ve derisini istediğin yere vermeye seni umumi vekil ettim) dersiniz. O da bir kurbanlık aldırır, istediğine kestirir. Etini de dilediği gibi yer. İsterse başkasına da verebilir.

Sual:
Bir kişi kurban vekaleti verdi, fakat parasını eksik verdi. 100 lirayı sonra vereceğim dedi veremedi. Başka 2 arkadaş 100 lirayı verdi. Bunu götürüp verdik bu oldu mu?
CEVAP
Evet. Kurban vekaleti verenin para verme şartı yoktur. Eğer gücünüz yetiyorsa, kesecek paranız varsa, o kişiden hiç para almasanız da onun kurbanı sahih olur.

Sual:
Zengin, seferde iken, kurbanını vekile kestirse, adak olur mu?
CEVAP
Hayır. Nafile olur.

Sual:
Birine, (Benim için bir kurban al, kes) dedim. Alıp kesmiş. (Alacağımı da hediye ettim) dedi. Kurban sahih oldu mu?
CEVAP
Evet.

Sual: Birine (Bana bir koyun getir. Fakat bayramdan önce getirme! Bakacak yerim yok) dedim. O da, ben yok iken, bayramdan önce eve bırakıp gitmiş. Koyun gece ölmüş. Bu koyunu kim öder?
CEVAP
Alış-veriş tahakkuk etmemiştir. Siz ödemezsiniz.

Sual:
Zengin, bayramın ilk günü, kurbanını kesmek üzere birine verse, vekil de kesmese, bayram da geçmiş olsa ne yapmak gerekir?
CEVAP
Bu hayvanı tasadduk gerekir. Hayvan alınmamışsa bedeli altın olarak yine bir fakire verilir. Böylece borçtan kurtulmak mümkün olur ise de, kurban sevabına kavuşamazlar.

Sual: Eşimden vekâlet almadan, onun adına vacib kurban kesmesi için, bir arkadaşa vekâlet verdim. Sonra hanımdan vekâlet aldım. Böyle yapmam sahih oldu mu?
CEVAP
Sonra eşiniz bunu kabul etmişse sahih olur.

Birini vekil yapmak, îcâb ve kabul ile olur. Yani, (Seni vekil yaptım) ve (Kabul ettim) sözleri veya yazıları ile olur. Vekil, cevap vermeden, işi yapmaya başlasa, kabul etmiş olur. İş habersiz yapıldıktan sonra, sahibinin, izin verdim demesi ile de, vekil etmiş olur. (S. Ebediyye)

Topluca kurban alınıp kesilirken
Sual:
Kurbanların vekâlet yoluyla topluca kesileceği yerlerde, kurbanları satın alırken, kurban sahipleri adına satın almak şart mıdır?
CEVAP
Şart değildir. Bu lüzumsuz bir iş olur. Kurban satın alınırken, mesela (Bayram günü kesmesi vacib olan kurbanı almaya) diye niyet etmeli. Adaksa, akikaysa, nafileyse, ona göre niyet etmelidir. Artık keserken, tekrar niyet etmek şart değildir. Satın alırken, hiç niyet etmese de olur; fakat kesecek olanı vekil ederken niyet etmelidir. İkisinden birisi yeter.

Sual: Toplu olarak kurbanlıkları satın alan kimsenin, kesim yapılmadan önce, kesim yaptıracak kimseye birer birer satış yapması gerekir mi?
CEVAP
Hayır, gerekmez. Bu da yukarıdaki gibi lüzumsuzdur. Vekil asıl gibidir. Vekil, vekâlet verenden para alsa da, almasa da, onun adına kurban keserse, kurban sahih olur. Mutlaka para alması da lazım değildir. Vekil, hayvanları kesene, vekâlet vererek kestirebilir. Hepsi bu kadardır; ama şöyle yapılsa da olur:
Görevli, satın aldığı kurbanlara birer numara bağlar. Vekil asıl gibi olduğu için, deftere yazdığı her numaraya bir kurban sahibinin ismini yazar. Her numaralı hayvan kesilirken, sahiplerinin ismini söyleyerek kasapları vekil eder. Yahut numara yazılı kâğıdı kasaplara verir, bunları bu şahıslar adına kesmeye seni vekil ettim diyebilir. Kesene kurbanı satmak lüzumsuz bir iştir. Asıl gibi olan vekil, zaten bunları satın almıştır. Tekrar birilerine satması gerekmez. Satın aldığı hayvanları kestirmesi yeter.

Kurban satın alırken

Sual: Kurban alırken nelere dikkat etmelidir?
CEVAP
Şunlara dikkat etmelidir:
1- Kurban satın alırken, (Bayram günü kesmesi vacib olan kurbanı almaya) diye niyet etmeli. Bunu keserken, tekrar niyet etmesi şart değildir. Bu aldığı hayvanı kurban etmesi de şart değildir; fakat keseceğinin kıymeti bundan az olmamalı. Satın alırken, hiç niyet etmese de olur; fakat bunu keserken veya kesecek olanı vekil ederken, niyet etmesi gerekir.

2- Bazı yerlerde kurbanlık hayvan alırken satıcı, (Hayvanı kesip et haline getirdikten sonra kilosunu şu fiyattan veriyorum. Sen hayvanı seç, bayramda gelirsin, eti kaç kilo gelirse, parasını verirsin) diyor. Bu kesinlikle caiz değildir, et satın alınmış olur, kurban olmaz.

3- Üç ortak, farklı para verip, 980 liraya bir inek alsa, ortağın ikisi 420’şer lira, üçüncü ortak da 140 lira verse, üçüncüye düşen para, yedide birden az olmadığı için caiz olur. Her ortak, verdiği para kadar pay alır. 420 lira veren iki ortak, üçer pay, 140 lira veren de bir pay alır. Biri 140, ikincisi 280, üçüncüsü de, 560 lira verseydi, birinci ortak, bir hisse, ikincisi iki hisse, üçüncüsü de, 4 hisse alırdı.

4- Eşit para verip, 3 kişi, 3 koyun alsa, kesmeden önce, (Şu senin, şu onun, şu da benim) diye paylaşmak caizdir.

5- Başkasının hayvanını ondan habersiz, onun için kurban etmek caizdir. Başkasının hayvanını, ondan izinsiz, kendi için kurban eden, sonra kıymetini öderse caiz olur. Sahibi kıymetini kabul etmeyip, kesilmiş hayvanı alırsa, sahibi için kurban edilmiş olur.

6- İki kişinin kurbanı karışırsa, her birinin kendinin sanarak kestiği, kendi kurbanı olur. Yedikten sonra helalleşirse, yine sahih olur.

7- Emanet olarak bırakılan hayvanı kurban etmek, caiz değildir.

8- Allah rızası için niyet ettikten sonra, ayrıca çoluk çocuk çok et yesin diye semiz koyun almayı niyetine karıştırmamalı, semiz alırken sadece sevabını düşünmeli.

9- Herkes, beslediği kendi hayvanını kurban edebilir. Nisaba malik olan birisine bir koyun hediye edilse, o da bunu kurban olarak kesse, vacib kurban yerine gelir. Kurbanı parayla alma şartı yoktur.

10- Kurbanı veresiye veya kredi kartıyla almak caizdir.

11- Kurban rayiçten çok pahalıysa, rayice uygunu bulunamazsa, kurban alıp kesmek gerekmez.

12- İki kurbanlıktan biri diğerini öldürmüşse, sahibine ödetilemez.

13- Kurban alan, niyetini değiştirip, akika veya adak olarak kesebilir.

14- Necaset yiyen hayvanın etinin temiz olması için, deve 40, sığır 20, davar 10, tavuk 3, serçe 1 gün hapsedilir. Bir başka kavilde ise, deve ile sığır 10, koyun 4, tavuk 3 gün hapsedilir.

15- Başkasının koyununu gasp eden, çalan, kıymetini sonradan öderse, kurban etmesi caiz olur, çünkü, kıymeti ödenince, gasp ettiği zaman mülkü olur. Gasp günahına ayrıca tevbe gerekir.

16-
Borcu olmayan fakir, kurban keserse, çok sevap olur. Borcu varsa, önce borcunu vermelidir; çünkü borç ödemek farzdır. Kurban nisabına malik olmayan fakir, kendi malı olan hayvanını kurban etmeyi niyet ederse veya kurban niyeti olmayarak, hayvanı bayramda satın alıp, sonra kurban etmeyi niyet ederse yahut kurban niyeti ile bayramdan önce satın alırsa, bunları kesmesi vacip olmaz. Keserse, nafile olur ve etinden yiyebilir ve fakirlere verdiği et, sadaka olur.

17- Fakirin kurbanı bayramdan önce doğurursa, bir kavle göre, bayramda yavrusunu da anasıyla beraber kesmek gerekir. Zenginin kurbanı bayramdan önce doğurursa, yavrusunu kesmesi gerekmez.

Sual: Hayvan beslemekle iştigal eden zengin bir kimse, ticaret niyetiyle satın aldığı hayvanlarını birkaç ay besleyip, sütünden ve yününden de istifade ettikten sonra, içlerinden birini kurban bayramında vacib olan kurban niyetiyle keserse olur mu?
CEVAP
Evet olur. Bir mahzuru yok. Bir hayvan anasından kurbanlık olarak doğmaz. Elbette sütünden yününden istifade edilir. Kurban olmaya karar verdikten sonra artık sütünden yününden istifade edilmez. Daha önce sıradan bir hayvan idi, kurban olunca kurban muamelesi yapılır.

Sual: Bu sene kurbanlıklar çok pahalıdır. Üstelik kurbanlık hayvan da bulamıyoruz. Yakın bir şehirde kurbanlık olduğunu bilsek gidip almamız gerekir mi?
CEVAP
Kurban fiyatı rayiçten çok pahalı ise, kurbanlık almak gerekmez. Böyle bir mazeretle kesmeyince vacib terk edilmiş olmaz. Sonra normal değerini altın olarak fakire vermesi de gerekmez. Fazla pahalı değilse yakın şehirden alınabilir.

Sual: Yedi kişi kurban olarak bir inek alsalar, hayvan kesildikten sonra hayvanın kanser olduğu anlaşılsa ve eti hiç yenmese, bu kurban sahih olur mu?
CEVAP
Sahih olur.Kurbanda esas olan kanın akmasıdır. Kurban kesildikten sonra eti hastalıklı çıksa da önemi yoktur.

Sual:
Bazı kişiler, (Ne sen zarar et ne ben) diyerek, kurbanı bize emaneten veriyor, biz kestikten sonra getirip tartıyor. Kilosuna göre değerini istiyor. Böyle alış veriş caiz olur mu?
CEVAP
Emanet edilen hayvandan kurban olmaz. Kesmeden önce satın almak lazım. Satın alınmamış hayvan bu şekilde kesilmez.

Sual: Dananın kurbanlık olabilmesi için 2 yaşını doldurması gerekir mi?
CEVAP
Evet iki yaşını doldurması gerekir. Bilen birisi dişine bakarak anlar.

Sual:
Bir danamız var, 1.5 yaşında, fakat 3 yaşındaki düve gibi semizdir. Kurban etmek caiz mi?
CEVAP
1.5 yaşındaki hayvan ne kadar gösterişli olursa olsun kurban olmaz. Ama kuzu öyle değil, 6 aylık bir kuzu, annesi gibi gösterişli ise, ondan kurban olur.

Tartı ile alınan kurban
Sual:
Canlı hayvanın tartıyla alınmayacağını bilmeden satın alınan hayvanın, kurban edilmesi sahih olur mu?
CEVAP
Alış batıl olmakla beraber, kurban olur. Yani o şekilde satın alınması haramsa da, kurban edilmesi caiz olur. Canlı olarak tartıp, (Bu hayvana şu kadar para vereceksin) denirse, o zaman alınması da haram olmaz.

Hangi hayvanlardan kurban olur

Sual: Hangi hayvanlardan kurban olur, vasıfları nelerdir?
CEVAP
1-
Davar, sığır ve deveden kurban olur. Başka hayvanlardan kurban olmaz. Davar denince koyun, keçi; sığır denince de, inek, boğa, manda, dana, düve, tosun anlaşılır.

2- Dişi hayvan da, erkek hayvan da kurban edilebilir. Koyunun erkeği ve beyazı siyahından çok olanı, keçinin dişisi daha sevabdır. Kıymetleri eşitse, koyun kesmek, sığır kesmekten daha sevabdır.

3- Yünü kırkılmış koyunu kurban etmek ve kurban için almak mekruhtur.

4- Davarın 1, sığırın 2, devenin 5 yaşını geçmesi gerekir. 6 ayı geçen kuzu, iriyse kurban olur.

5- Bir gözü görmeyen, topal olup yürüyemeyen, dişlerinin yarısı yok olan, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan, bir ayağı kesik veya ölmek üzere olan hasta hayvan kurban olmaz.

6- Geyik gibi eti yenen vahşi hayvandan kurban olmaz. Yabani öküz [buffalo], yabani deve [lama] ve yabani koyundan da kurban olmaz. Melezse, mesela yabani bir koçla, evcil bir koyundan meydana gelen yavru kurban edilir. Tersi, yani bir erkek keçi [teke], bir geyikle çiftleşse, meydana gelen yavru, kurban edilmez, çünkü hükümde anneye itibar edilir. Annesi evcilse, yavrusu kurban edilebilir.

7- Husyeleri küçük, gebe, tüyü dökülmüş hayvanı kurban etmek mekruhtur.

8- Burnu veya dili kesik yahut çoğu yok olan hayvan kurban olmaz.

9- Davarda bir, sığırda iki meme kesik olsa kurban olmaz, ama yavrusunu emzirebiliyorsa olur.

10- İki kulağı kesik, biri kökten kesik, kuyruğu kesik, bir veya iki kulağı olmayan, kurban olmaz.

11- Diz kapakları gibi bir yeri kemik başına kadar kırılan hayvan kurban olmaz.

12- Kurbanlık tosuna binmek veya onunla çift sürmek mekruhtur.

Sual: Anadan kulağı çok küçük olan hayvan kurban edilir mi?
CEVAP
Evet.

Sual:
Buzağı iken boynuzunun özü çıkarılıp boynuzsuz büyüyen inek, kurban olur mu?
CEVAP
Evet.

Sual:
Keçi-ceylan melezi hayvan, kurban olur mu?
CEVAP
Kurban olmaz.

Sual:
Kuyruksuz koyunu kurban etmek caiz mi?
CEVAP
Kuyruksuz hayvan kurban olmaz. Ancak kuyruklu bulma imkanı yoksa, ikinci bir kavilde kuyruksuz olanı da kurban etmek caizdir.

Sual: Yabani hayvanlardan veya melez olanlardan kurbanlık olur mu?
CEVAP
Yabani koyun, yabani öküz [buffalo] ve yabani deve [lama] gibi hayvanların etini yemek caiz ise de, kurban olmaz. Melezse, mesela yabani bir koçla, ehli bir koyundan meydana gelen yavru kurban edilir. Tersi, yani bir erkek keçi [teke], bir geyikle çiftleşse, meydana gelen yavru, kurban edilmez; çünkü hükümde anneye itibar edilir. Annesi ehli hayvansa, yavrusu kurban edilebilir. (Dürr-ül-muhtar)

İlk defa kurban kesen
Sual:
İlk defa kurban kesecek kimsenin, mutlaka koyun kesmesi mi gerekir?
CEVAP
Hayır, öyle bir şey yoktur.

Kurbana mani olmayan kusurlar

Sual: Kurbana mani olmayan kusurlar nelerdir?
CEVAP
Bazıları şunlardır:
1- Boynuzu kırık veya boynuzsuz olan, kurban olur.

2- Kulakta ekserisi kesilip ayrılmasa, asılı kalsa kerahetle caizdir. Yarıdan azı kesik olsa, kurban olur. Kulağı enine veya boyuna yarık olsa, kurban olur. Kulağın yırtık olması tenzihen mekruhtur. Burnunun hükmü de kulak gibidir.

3- Kulağı, kuyruğu küçük olarak doğan, kurban olur.

4- Dişiye aşamayan, zekeri kesik olan kurban olur. Hünsa [çift cinsiyetli] olanı kurban etmemeli.

5- Yayılmasına mani olmayacak kadar deli olup, sürüsünden ayrılmayan hayvan, kurban olur. Sürüsünden ayrılan ve otlamayacak kadar deli olan hayvan kurban olmaz.

6- Bir gözünde görmeye mani olmayan perde bulunan hayvanı kurban etmek caizdir.

7- Kurbanlık, kesilme yerine getirilirken, tepinir ve bir ayağı kırılır; sonra kesilirse, caiz olur.

8- Dişlerinin ekserisi varsa, mekruh olmakla beraber caizdir.

9- Uyuz olan hayvanı kurban etmek caizdir.

10- Merinosun küçükken kuyrukları kesiliyor. Kesilmezse Merinostan da kurban olur.

Sual:
Gebe olup olmadığı bilinmeyen hayvanı kurban etmek caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir. Eğer doğumu yakın ise, bazı âlimler, (Böyle hayvanı kurban etmek mekruh olur) demişlerdir.

Boynuzun özü çıkarılırsa
Sual:
Buzağı küçükken boynuzunun özü çıkarılıyor. Boynuz büyümüyor. Sadece yeri belli oluyor. Büyüyünce böyle bir hayvanın kurban edilmesi caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur.

Burulmuş hayvan
Sual: Burulmuş boğa ve tosunu yahut koçu kurban etmek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. Hattâ burulmuş olanı, burulmamış olandan daha sevabdır, çünkü kısırlaştırılan erkek hayvanlar, daha yağlı ve etleri de daha lezzetli olur. Hidaye kitabında bildirildiğine göre, Peygamber efendimiz, burulmuş iki koç kurban etmiştir. (Dürr-ül-muhtar, Redd-ül-muhtar, Hindiyye, Mecmua-i Zühdiye)


Kurban ne zamana kadar kesilebilir
Sual: Kurban ne zamana kadar kesilebilir?
CEVAP
1-
Kurban, bayramın üçüncü günü, güneş batıncaya kadar kesilebilir. Bayram namazından önce kesilmez.2-Cuma kılınmayan mezra denilen küçük köylerde, fecirden sonra, bayram namazından önce de kesilebilir. Gece kurban kesmek caiz ise de mekruhtur.3-Şafii’de, bayramın dördüncü günü de, kesilebilir. Birçok kimsenin vekili olan, bir mazeretle bayramın üçüncü günü de kurbanları kesememişse, Şafii’yi taklit edip, dördüncü günü de kesebilir.

4-
Nafile, akika ve adak hayvanı, her zaman kesilebilir. Fakat bayramda kesilmesi iyi olur.

5-
Bayram Cumaya rastlarsa da, kurban, bayram namazı kılındıktan sonra kesilir.

6-
Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilene, ilk günü kurban kesmek vacib olmaz. Keserse vacib olarak eda etmiş olur.

7-
Fakir, bayramın ilk günü bir koç alıp kestikten sonra, üçüncü günü zengin olsa, iade gerekmez. Vacib yerine gelmiş olur. Üçüncü günü zengin olacağını bilenin de, ilk günü kurban kesmesinde mahzur yoktur.Sual: Gece kurban kesmek caiz midir?
CEVAPMekruhtur. İhtiyaç veya zaruret olmadan kesilmez. Gündüz kesme imkanı bulunamamışsa, ertesi günü kesme imkanı da yoksa gece kesmek caiz olur.Kurban, üçüncü günü akşam ezanına kadar kesilir. Daha sonra kesilmez. Bu vakte kadar herhangi bir sebeple kesilememiş olan kurbanı kesebilmek için Şafii mezhebi taklit edilerek gece veya ertesi gün yani dördüncü gün de kesilebilir. Böyle durumlarda mekruh da olmaz. Ancak, bir ihtiyaç olmadan Şafii mezhebi taklit edilemez.Kurban .:.: www.dinimizislam.com :.:.
Paylaş Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
02 Kasım 2010 Salı


Kurban için zenginlik ölçüsü

Sual: Bir kimseye kurban bayramında kurban kesmesinin vacib olması için şartlar nelerdir?
CEVAP: Maddeler halinde bildirelim:
1- Mukim, âkil baliğ ve Müslüman olması lazımdır. Yani seferi, deli ve çocuk olmaması lazımdır.
2- Nisaba malik olması lazımdır.
3- Kadınların incisi, pırlantası ve her çeşit ziynet eşyası, kurban nisabına katılır. Zekâta katılmaz.
4- Birden çok evi olan erkeğin, nisaptan düşürecek kadar borcu yoksa, kurban kesmesi gerekir.
5- Kurban nisabı hesabına katılacak malın, ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. Bütün borçlar, alacaklardan ve mevcut maldan çıkarılır. Kalan alacaklar, zekâtta olduğu gibi, kurban nisabına dâhil edilir.
KURBAN SATIN ALIRKEN
Sual: Kurban alırken nelere dikkat etmelidir?
CEVAP: Şunlara dikkat etmelidir:
1- Kurban satın alınırken, (Bayram günü kesmesi vacib olan kurbanı almaya) diye niyet etmeli. Bunu keserken, tekrar niyet etmesi şart değildir. Bu aldığı hayvanı kurban etmesi de şart değildir, fakat keseceğinin kıymeti bundan az olmamalı. Satın alırken, hiç niyet etmese de olur, fakat bunu keserken veya kesecek olanı vekil ederken niyet etmesi gerekir.
2- Bazı yerlerde kurbanlık hayvan alırken satıcı, (Hayvanı kesip et haline getirdikten sonra kilosunu şu fiyattan veriyorum. Sen hayvanı seç, bayramda gelirsin, eti kaç kilo gelirse, parasını verirsin) diyor. Canlı olarak tartıp satanlar da vardır. Bu şekilde, alışveriş haramdır, fakat bilmeden haram işlenerek alınmış olan hayvanı kesince, kurban yine sahih olur. Günahı için de tevbe etmeli. Canlı olarak tartıp, (Bu hayvana şu kadar para vereceksin) denirse, o zaman alışveriş de sahih olur.
3- Üç ortak, 1400 liraya bir inek alsa, ortağın biri 600 diğeri de 600 verse, üçüncü ortak 200 lira verse, üçüncüye düşen hisse, yedide birden az olmadığı için caiz olur.
4- Eşit para verip, 3 kişi, 3 koyun alsa, kesmeden önce, (Şu senin, şu onun, şu da benim) diye paylaşmak caizdir.
5- Kurbanı veresiye veya kredi kartıyla almak caizdir.
6- İki kişinin kurbanı karışırsa, her birinin kendinin sanarak kestiği, kendi kurbanı olur.
7- İki kurbanlıktan biri diğerini öldürmüşse, sahibine ödetilemez.
8- Kurban alan, niyetini değiştirip, akika veya adak olarak kesebilir.Tel: 0 212 – 454 38 20 Dinimiz İslam .:.: www.dinimizislam.com :.:.Mehmet Ali Demirbaş .:.: www.mehmetalidemirbas.com :.:.Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
03 Kasım 2010 Çarşamba


Kurbanlık hayvanın vasıfları

Sual: Hangi hayvanlardan kurban olur, vasıfları nelerdir?
CEVAP: 1- Davar, sığır ve deveden kurban olur. Başka hayvanlardan kurban olmaz. Davar denince koyun, keçi; sığır denince de, inek, boğa, manda, dana, düve, tosun anlaşılır.
2- Dişi hayvan da, erkek hayvan da kurban edilebilir. Koyunun erkeği ve beyazı siyahından çok olanı, keçinin dişisi daha sevabdır. Kıymetleri eşitse, koyun kesmek, sığır kesmekten daha sevabdır.
3- Yünü kırkılmış koyunu kurban etmek ve kurban için almak mekruhtur.
4- Davarın 1, sığırın 2, devenin 5 yaşını geçmesi gerekir. 6 ayı geçen kuzu, iriyse kurban olur.
5- Bir gözü görmeyen, topal olup yürüyemeyen, dişlerinin yarısı yok olan, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan, bir ayağı kesik veya ölmek üzere olan hasta hayvan kurban olmaz.
6- Geyik gibi eti yenen vahşi hayvandan kurban olmaz. Yabani öküz [buffalo], yabani deve [lama] ve yabani koyundan da kurban olmaz. Melezse, mesela yabani bir koçla, evcil bir koyundan meydana gelen yavru kurban edilir. Tersi, yani bir erkek keçi [teke], bir geyikle çiftleşse, meydana gelen yavru, kurban edilmez, çünkü hükümde anneye itibar edilir. Annesi evcilse, yavrusu kurban edilebilir.
7- Husyeleri küçük, gebe, tüyü dökülmüş hayvanı kurban etmek mekruhtur.
8- Burnu veya dili kesik yahut çoğu yok olan hayvan kurban olmaz.
9- Davarda bir, sığırda iki meme kesik olsa kurban olmaz, ama yavrusunu emzirebiliyorsa olur.
10- İki kulağı kesik, biri kökten kesik, kuyruğu kesik, bir veya iki kulağı olmayan, kurban olmaz.
11- Diz kapakları gibi bir yeri kemik başına kadar kırılan hayvan kurban olmaz.
Kurban olmaya mani olmayan kusurlar:
1- Boynuzu kırık veya boynuzsuz olan, kurban olur.
2- Kulakta çoğu kesilip ayrılmasa, asılı kalsa mekruh olmakla beraber, caizdir. Yarıdan azı kesik olsa, kurban olur. Kulağı enine veya boyuna yarık olsa, kurban olur. Kulağın yırtık olması tenzihen mekruhtur. Burnunun hükmü de kulak gibidir. Uyuz, burulmuş olanı kurban etmek caizdir.
3- Kulağı, kuyruğu küçük olarak doğan, kurban olur. Kuyruğu kesik değilse, merinos kurban olur.
4- Dişiye aşamayan, zekeri kesik olan kurban olur. Hünsa [çift cinsiyetli] olanı kurban etmemeli.
5- Yayılmasına mani olmayacak kadar deli olup, sürüsünden ayrılmayan hayvan, kurban olur. Sürüsünden ayrılan ve otlamayacak kadar deli olan hayvan kurban olmaz.
6- Bir gözünde görmeye mani olmayan perde bulunan hayvanı kurban etmek caizdir.
7- Kurbanlık, kesilme yerine getirilirken, tepinir ve bir ayağı kırılır, sonra kesilirse, caiz olur.
8- Dişlerinin çoğu varsa, mekruh olmakla beraber caizdir.
Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
04 Kasım 2010 Perşembe


Zilhicce ayının fazileti

Sual: Zilhicce ayının fazileti nedir?
CEVAP: Kurban bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya bedeldir. Bir gecesini ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmek gibidir.) [İbni Mace]
(Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, yedi yüz misli sevab verilir.) [Beyheki]
(Terviye günü [Arefe’den önceki gün] oruç tutup, günah söz söylemeyen Müslüman Cennete girer.) [Ramuz]
(Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutan, her günü için, yüz köle azat etmiş veya cihad edenlere yüz at vermiş veya Kâbe’ye kurban için yüz deve göndermiş gibi sevab alır.) [R. Nasıhin]
(Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise on bin güne eşittir.) [Beyheki]
(Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur.) [Taberani]
Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, bu ayın ilk günleri yapılan ameller, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir?) dediklerinde, (Evet, cihaddan da kıymetlidir, ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehid olanın cihadı, daha kıymetlidir) buyurdu. (Buhari)
Hazret-i Ebüdderda buyurdu ki:
Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli ve çok dua ve istiğfar etmelidir, çünkü Resulullah, (Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutanın, ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydınlanır. Cennette yüksek derecelere kavuşur. (Şir’a)
Bu on gün içinde, bir hasta ziyaret eden, Allahü teâlânın dostları olan kulların hatırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde Ehl-i Sünnet’e uygun bir din kitabı okumak çok sevabdır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek, kadın erkek herkese farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir.
CEMAATE YETİŞMEK İÇİN
Sual: Bir kimse sabah namazının sünnetini kılarken, cemaatle namaza başlansa, cemaate, imam selam vermeden önce yetişemeyeceğini anlayan, namazın sünnetlerini terk edebilir mi?
CEVAP: Cemaatle kılınan yirmi yedi derece sevaba kavuşabilmek için, Euzü’yü, Sübhaneke’yi terk eder, Rükû ve secdelerdeki tesbihleri birer defa söyler. (Halebî-yi sagir)Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
05 Kasım 2010 Cuma


Zilhiccenin onuncu günü

Sual: Zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutmak ve ibadet etmek sevab olduğu gibi, onuncu günü ve bayramın diğer günleri ibadet etmek de sevab mıdır?CEVAP: Evet, çok sevabdır. Zilhicce’nin onuncu günü, bayramın birinci günüdür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci geceleri, Berat Gecesi ve Arefe Gecesi.) [İsfehani]
(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.) [İbni Mace]BAYRAM NAMAZINA GEÇ GELEN
Sual: Bayram namazına geç yetişen ne yapar?
CEVAP: Diğer namazlardaki gibi, imam selam verince, kalkıp kılamadığı rekâtları tamamlar. İkinci rekâtta yetiştiyse, imam selam verince kalkıp Sübhaneke okur. Sonra, üç defa tekbir getirerek ellerini kulaklara kaldırır, birinci ve ikincisinde iki yana bırakır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlar. Fatiha ve zammı sure okur, rükû ve secdeleri yapıp oturur ve namazını tamamlar. İkinci rekâta da yetişemediyse, yukarıda bildirildiği gibi birinci rekâtı kılıp kalkar. Fatiha ve zamm-ı sureden sonra, iki elini üç defa tekbir getirerek kaldırır. Üçüncüde yanlara bırakır. Dördüncü tekbirde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükûa eğilir. Secdeleri yapıp oturur ve namazını tamamlar.AREFE GÜNÜ ORUÇ
Sual: (Arefe günü de Müslümanların bayramı olduğu için, oruç tutulmaz, çünkü Arefe günü oruç tutmayı yasaklayan hadis vardır) diyorlar. Böyle bir hadis var mıdır?
CEVAP: Hazret-i Ebu Hureyre, (Resulullah, Arafat’ta Arefe günü oruç tutmayı yasakladı) buyuruyor. İbni Abidin hazretleri, bu hadis-i şerifi açıklayarak buyuruyor ki:
Arefe günü, hacının oruç tutması, Arafat’ta vakfeye durmaya ve dualara mani olmamak şartıyla mendubdur [müstehabdır, yani iyi olur]. Oruç tutmak zayıf düşürürse, o zaman tutması mekruh olur. (Redd-ül-muhtar)
Görüldüğü gibi, Arafat’ta olup da oruç tutamayanlar için, Arefe günü oruç tutmanın mekruh olması, herkes için değildir. Arefe günü oruç tutmak çok sevabdır.ŞAFİİ’DE KURBAN
Sual: Şafii’de, ailenin geçimini sağlayan kimse kurban kesse, diğer ev halkı kesmese de olur mu?
CEVAP: Evet, olur. Bir ev halkı için kurban kesilmesi sünnet-i kifâyedir. Aile reisi kesince diğerlerinin kesmesi gerekmez. Hanefi’de ise, ailede, kurban nisabına malik olan herkesin kesmesi vacibdir.
Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
08 Kasım 2010 Pazartesi


Kurban için vekâlet

Sual: Kurban için vekâlet nasıl verilir?
CEVAP: Maddeler halinde bildirelim:
1- Kurbanı başkasına kestirirken, (Allah rızası için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demek ve kalben de niyet etmek gerekir. Eğer kurbanı başkasına aldıracaksa, kurbanı alacak kimse de, başkasına kestirecekse, (Bayram kurbanımı almaya, aldırmaya, kesmeye ve kestirmeye seni umumi vekil ettim) der. Yahut kısaca, (Kurban işimi halletmek için seni umumi vekil ettim) demek de yetişir.
2- Bir kimse birine, (Kurban işimi hallet) dese, ona para vermese bile vekâlet vermiş olur. O kişi de bir hayvan alıp kesebilir.
3- Bir kimse, kendisine kurban kesmesi vacib olmasa da, vekil, vacib diye kesse, kurban yine nafile olarak sahih olur. Adak hayvanı, akika veya nafile kurban yanlışlıkla vacib diye kesilse mahzuru olmaz.
4- Kurban kesmeye vekil olan, sahibinden ayrıca izin almadıkça veya umumi vekil edilmedikçe, başkasını kendine vekil yapamaz. Umumi vekil ise başkasını, o da bir başkasını vekil yapabilir.
5- Vekâleten kurban kesene, kimi çok, kimi az para verebilir. Vekil asıl gibidir. Vekil, vekâlet aldığı kimseler adına kurban keser veya kestirebilir. Daha sonra vekil, ondan para ister veya istemez. İki kurbana yetecek para veren için de, iki kurban alır veya ona iki hisse verir. Yahut iyisinden bir kurban alır, çünkü umumi vekil, tam yetkilidir
6- Birden çok kişiye vekâlet vermek sahihtir. Bir işe vekil olan iki kişiden biri, tek başına yetkili olamaz. Ancak emaneti vermede, borcu ödemede, kurban kesme gibi işlerde, birisi tek başına yetkili olabilir, çünkü bu işlerde vekillerden birisinin, diğerinin görüşünü sormasına ihtiyacı yoktur. Bir kimse, kurbanını kesmek üzere dört kişiye vekâlet verse, bu vekillerden biri kesince, ötekilerin görüşünü almaya ihtiyaç yoktur. Kurban, dinimize uygun kesilmiş olur.
SON İKİ REKÂTTA
Sual: Son iki rekâtta, Fatiha okumayı unutanın, secde-i sehv yapması gerekir mi?
CEVAP: Farz ve kaza namazlarında, secde-i sehv gerekmez, çünkü farzların son iki rekâtında Fatiha okumak vacib değil, sünnettir. Nâfilelerde, sünnetlerde veya vitirde ise, her rekâtta Fatiha okumak vacib olup, biri unutulursa secde-i sehv gerekir. (Hindiyye)
Mâlikî ve Şâfiî’de, her rekâtta Fatiha okumak farzdır. Bir ihtiyaçtan dolayı bu iki mezhepten birini taklit edenin, okuması farzdır. Okumazsa namaz sahih olmaz. Secde-i sehvle de kurtulmaz.Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
09 Kasım 2010 Salı


Kurbana ortak olmak

Sual: Kurbana ortak olacaklarda aranan şartlar nelerdir?
CEVAP: Bazıları şöyledir:
1- Her ortağın Müslüman olması, kurban ve ibadete niyet etmesi ve her birinin hissesinin yedide birden az olmaması şarttır. Sırf eti için ortak olan varsa ve biliniyorsa, hiçbirinin kurbanı sahih olmaz. Bilinmiyorsa sahih olur. Ortakların bir kısmı ölmüş olsa yahut bunak olsa, zararı olmaz.
2- Biri adak, biri akika, biri vacib olan bayram kurbanı, biri nafile, biri ölü için, biri de Peygamber efendimiz için olmak üzere kurban kesmek istense, bir inek kesilebilir. Akika, vacib, adak hepsi katılır. Yedi kişiye kadar ortak olmak caizdir.
3- Mutlak adağı olan ortaklığa giremez. Yani belli bir hayvanı, mesela şu boynuzlu kara koçu keseceğim diye adayan, bunun yerine başka kara koçu kesemez, bu adağı için ortak giremez.
4- Zenginin sırf kendisi için satın aldığı sığıra, sonradan ortak olmak caizse de mekruhtur. Yedi kişiye kadar ortak bulmak niyetiyle satın almalıdır.
5- Bir sığıra 3, 5, 7 gibi tek ortak şartı yoktur. 2, 4, 6 gibi çift de olur. Tek sayıda olması daha iyidir.
6- Bir kişi, geçen yıl kesmediği kurbana niyet edip kurban kesse, o kurbanı kaza etmiş olmaz, kestiği nafile olur. Böyle zamanında kesilemeyen kurbanın bedeli, altın olarak fakirlere verilir.
ECEL VE RIZIK
Sual: Rızık ve ecel değişir mi? Mesela define bulan kimsenin rızkı artmış mı olur? İntihar eden veya vurularak öldürülen, eceliyle ölmemiş mi olur?
CEVAP: Hayır, ecel de, rızık da değişmez. Bunlar ezelde takdir edilmiştir, yani herkesin rızkını ve ecelini Allahü teâlâ ezelî ilmiyle bilir. Define bulacaksa, ezelde, define bulacak, zengin olacak diye takdir edilmiştir. Takdir edilenden fazla veya eksik olmaz. Ecel de öyledir. İntihar edecekse veya trafik kazasında ölecekse, yine öyle takdir edilmiştir. Takdirin dışına çıkılamaz. Ecelsiz ölüm olmaz. (Eceliyle öldü) veya (Eceliyle ölmedi) gibi sözler çok yanlıştır. Nasıl ölürse ölsün, herkes mutlaka eceliyle ölür. Bir âyet-i kerime meali:
(Ecel bir an gecikmez ve vaktinden önce de gelmez.) [Araf 34]
Rızık da, aynen ecel gibidir. Hiç kimse, takdir edilen rızkını tüketmedikçe ölmez. Eceli takdir eden gibi, rızkı da gönderen Allahü teâlâdır. İki âyet-i kerime meali:
(Yeryüzündeki her canlının rızkı, Allah’a aittir.) [Hud 6]
(Nice canlı, rızkını kendisi elde edemez. Sizin de, onların da rızkını Allah verir.) [Ankebut 60]
Fakir define bulsa, zengin iflas etse, takdir edilen rızkı yine değişmez.Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
10 Kasım 2010 Çarşamba


Kurbanın eti hakkında

Sual: Kurban eti hakkında yapılacak işler nelerdir?
CEVAP: Maddeler hâlinde bildirelim:
1- Eti tartarak, eşit olarak paylaşmak gerekir. Yağ, sakatat ve yenilen her şey paylaşılır. Tartmadan bölüşüp helalleşmek caiz olmaz, faiz olur. Yedi kişiden dördüne etle birlikte birer bacak, beşinciye etle birlikte derisi, altıncıya etle birlikte başı verilirse, tartmadan paylaşmak caiz olur. Yedinciye bir şey koymak gerekmez. Yahut yedi kişi, kurbanlık ineği birisine teslim edip, (Kesmeye, kestirmeye, etini dilediğin gibi sarf etmeye, seni umumi vekil ettik) deseler, umumi vekil, bölüştürmeden etin tamamını herhangi bir kimseye verebilir veya tartmaya lüzum kalmadan ortaklar arasında göz kararıyla paylaştırabilir.
2- Hayvan kesildikten sonra eti telef olsa [mesela yansa, köpekler yese] vacib sakıt olur. Tekrar kesmek gerekmez. Kan akıtmakla vacib yerine gelmiştir.
3- Kurbanın hiçbir yeri satılmaz. Eğer bir kısmı satılırsa, satılan kadarının bedelini sadaka olarak vermek gerekir, fakat kurbanın etiyle yenecek bir şey alınıp yense, o miktarı sadaka vermek gerekmez.
SEFERİLİK VE KURBAN
Sual: Kurbanda sefere çıkacak olan nasıl hareket eder?
CEVAP: Maddeler halinde bildirelim:
1- Bir zengin, bayramın birinci veya ikinci yahut üçüncü günü kurban kesip, sefere çıksa vacibi yerine getirmiş olur. Üçüncü günü seferden dönse de, artık tekrar kurban kesmesi gerekmez.
2- Zengin, bayramın üçüncü günü, kurban kesmeden sefere çıkarsa, üzerine vacib olduktan sonra çıktığı için günaha girer. Birinci veya ikinci günü çıksaydı kendisine vacib olmadan çıktığı için günah olmazdı. Kurban, bayramın üçüncü günü imsak vaktinden sonra vacib olur.
3- Kurban kesmeden sefere çıkan zengin, seferdeyken kurban kesmiş olsa bile, bayramın üçüncü günü memleketine gelip mukim olunca, tekrar ona kurban kesmek vacib olur.
4- Bir zengin, kurban kesmek niyetiyle bir koyun satın aldıktan sonra, sefere çıksa ve bayramın üçüncü günü de seferde olsa, vekâlet verip o koyunu kestirmesi gerekmez, yani seferi olduğu için kurban kesmesi vacib olmaz. Nafile de olsa kurban kesmek, çok sevabdır, Sırat’tan geçirir. Bu bakımdan zengin olanın, sevabdan mahrum kalmaması için seferde de kurban kesmesi iyi olur.Türkiye Gazetesi
Gönül Pınarı
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr
16 Ekim 2012 Salı


Mübarek zamanları fırsat bilmelidir…

Kur’ân-ı kerimde övülen dört aydan birisi olan, Hac ve Kurban ibâdetinin yapıldığı Zilhicce ayının fazileti de çok büyüktür. Âdem aleyhisselâmın tövbesinin Muharrem veyâ Zilhicce ayında kabûl edildiği bildirilmektedir. İbni Abbâs hazretlerinin rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfe göre Zilhicce ayının onuna kadar olan günler de, Ramazân-ı şerîfin günleri gibi ayrı ayrı fazîlet ve kıymete sahiptir. Hadis-i şerifte;
(Zilhiccenin onuncu günü Kurban Bayramı günüdür. Her kim, o gün bayram namâzından gelip kurbanını boğazlayıncaya kadar bir şey yemeyip, kurbanının böbreklerini yerse ve iki rekat namâz kılsa, o kimsenin kurbanının kanı yere düşmeden, kendi günâhı ve ana-babasının günâhları, ehl-ü ıyâl, evlât ve akrabâlarının günâhları sevâba çevrilir) buyuruldu.
KURBAN KESİLECEK GÜNLER…
Kurban, Zilhicce ayının onuncu günü bayram namâzından sonra başlayıp, onikinci günü güneş batıncaya kadar devâm eden üç gün ve aralarındaki iki gecede kesilen deve, sığır, koyun veyâ keçidir. Bu üç günden önce veyâ sonra kesilen hayvân kurban olmaz.
Bir deveyi veya sığırı yedi kişiye kadar birkaç kimse ortaklaşa kesebilir. Kadın da, kendi kurbanını ve vekîl olarak başkasının kurbanını kesebilir.
Satın alınan kurbanı diri olarak veyâ satın almayıp, parasını fakîrlere, yardım kurumlarına vermek câiz değildir. Böyle veren, kurban kesmiş olmaz, sadaka vermiş olur. Bu sadakanın sevâbı, onu kurban kesmemek azâbından kurtaramaz.
Her kim kurbanının etinden, asli ihtiyacından başka ve nisâb miktârı malı olmayan, namâzlarını kılan fakirlere verirse, kıyâmet günü verdiğinin çok fazlasıyla kendisine ikrâm ve ihsân edilecekdir.
Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruc tutan, o senenin tamâmını oruç tutmuş gibi fazîlete mazhar olur. Her kim, Zilhicce ayının on günü içinde fakirlere yardım etse, Peygamberlere tâzîm, hürmet etmiş olur. Bu on gün içinde, her kim bir hastayı ziyâret etse, Allahü teâlânın dostları olan kulların hâtırını sormuş ve ziyâret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde yapılan her ibâdet, diğer günlerde edâ edilen ibâdetlerden çok dahâ üstün ve pek fazla sevâba vesîle olur.
Bu on gün içinde din ilmi meclisinde bulunan kimse, Peygamberler toplantısında bulunmuş gibi olur. Din ilmini öğrenmek kadın, erkek herkese farzdır. Çocuklarına öğretmek, birinci vazîfedir.
Diğer aylarda da oruç tutmayı âdet edinmelidir. Resûlullah efendimiz;
(Her kim her ayın Perşembe ve Pazartesi günleri oruç tutsa, Hak teâlâ, o kula, yediyüz sene oruç tutmuş gibi sevâb verir) buyurmuştur.
Eyyâm-ı beyd denilen günlerde oruç tutmak da çok faziletlidir. Eyyâm-ı beyd, Arabî, kameri ayların 13., 14. ve 15. günleridir. Peygamber efendimiz hazret-i Alî’ye hitaben;
-Yâ Alî! Cebrâîl aleyhisselâm gelip bana dedi ki, yâ Resûlallah! Her ayda oruç tut! Ben dedim ki, yâ Cebrâîl kardeşim, hangi günlerde tutayım? Cebrâîl aleyhisselâm cevâben buyurdular ki: Her kim beyd günü oruç tutarsa, Hak teâlâ, o tuttuğu orucun birinci gününe on yıl, ikinci gününe otuz yıl, üçüncü gününe yüz yıl oruç tutmuş gibi sevâp lütfeder buyurunca, hazret-i Ali;
-Yâ Resûlallah, bu günlere niçin Eyyâm-ı beyd denildi diye suâl eder. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz;
-Hazret-i Âdem Cennetten çıktığı zamân, vücûdu birdenbire karardı. Cebrâîl aleyhisselâm gelerek, Âdem aleyhisselâma dedi ki; “Yâ Âdem! Vücûdunun eskisi gibi beyâz olmasını istersen, her ayın 13., 14. ve 15. günlerinde oruç tut!” Âdem aleyhisselâm, bu tavsiyeyi yerine getirmekle vücûdu tâm olarak, eskisi gibi beyâz olmuştur buyururlar. Bu üç güne bu sebeple Eyyâm-ı beyd denilmiştir.İNANARAK İBÂDET EDENLERE…
Netice olarak, mübârek gecelerde, günlerde yapılan ibâdetlere karşılık olarak vâdedilen sayısız ecirler, sevaplar, bu ibâdetlerin kudsiyyetlerine, şereflerine inanarak, tâzîm, hürmet ederek ve inanarak yapanlara verilecektir. Böyle zamanlarda yapılan ibâdetler, cenâb-ı Hakkın emirlerini yerine getirmek, bu vesîle ile Ona yaklaşmak ve hakîkî kul olmak şerefine dayandığı için çok büyük kıymet taşırlar. İnsanların bir ibâdetine karşılık, bire on, bire yediyüz, bire sonsuz ecir verileceği ise, Kur’ân-ı kerîmde bildirilmiştir.Share on print Share on facebook Share on twitter Share on google More Sharing Services 7
Gönül Pınarı
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr
21 Ekim 2012 Pazar


“Ben iki kurbanlığın oğluyum”
Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını ve bu kitaplardaki nakilleri hüccet, delil almayıp, Yahûdi kaynaklarını delil alan bazı kimseler;
“Hazret-i İbrâhîm’in oğlunu kurban etmek istediği gün belli değildir ve kurban edilecek olan, İsmâîl aleyhisselâm değil, İshak aleyhisselâm idi” diyorlar. Halbuki Peygamber efendimiz;
(Ben iki kurbanlığın oğluyum) buyurmuştur.
Bu hadîs-i şerîf, kurbanlığın, hazret-i İsmâîl olduğunu gösteriyor. Çünkü Peygamber efendimiz, hazret-i İsmâîl’in soyundandır. Abdullah ibni Abbâs ve Hasan-ı Basrî hazretleri;
“Kurban edilecek olan, İsmâîl aleyhisselâm idi” buyurmuşlardır.

KURÂN-I KERÎM BİLDİRİYOR
Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumayan bazı kimseler, kurban edilenin hazret-i İshak olduğunu, Yahûdîlerin ellerinde bulunan uydurma Tevrât ile isbât etmeye kalkışıyorlar. Hâlbuki, eldeki Tevrâtların bozuk, uydurma olduğunu Kur’ân-ı kerîm haber vermektedir. Kur’ân-ı kerîm, kurbanlığın İsmâîl aleyhisselâm olduğunu bildirmektedir. Sâffât sûresinin 100. ve sonraki âyetlerinde meâlen;
(Yâ Rabbî! Bana iyilerden bir oğul ver. Biz de, Ona halîm [çok uysal] bir oğlan müjdeledik. Çocuk, İbrâhîm aleyhisselâm ile yürüyecek çağa gelince, İbrâhîm, “Ey oğulcuğum! Rüyâda, seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin?” dedi. Babacığım, sana emredilen ne ise, onu yap! İnşâallah beni sabredicilerden bulursun, dedi. İkisi de, Allahın emrine teslîm olunca, İbrâhîm, oğlunu alın üzeri yere yatırdı. [Bıçak çocuğu kesmedi.] Ey İbrâhîm! Rüyâya sâdık oldun. İyi hareket edenleri biz böyle mükâfatlandırırız, dedik. Bu iş, açık bir imtihân idi. Oğlunun yerine [kesilmek üzere] büyük bir koç verdik. Bundan sonra, Ona iyilerden İshak’ı Peygamber olarak müjdeledik. Ona ve İshak’a bereket verdik. Onların soylarından iyi olanlar da, nefsine zulmedenler de vardır) buyuruldu.
Bu âyet-i kerîmeler, kurban edilenin İsmâîl aleyhisselâm olduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü İbrâhîm aleyhisselâm;
“Rabbimin bana emrettiği yere giderim” diyerek hicret edince, önce İsmâîl aleyhisselâm daha sonra da İshak aleyhisselâm ihsân edildi. Bu gerçek niçin gizlenmektedir, anlamak gerçekten çok zor.
Mir’ât-i Mekke kitâbında deniyor ki:
“Halife Ömer bin Abdül’azîz hazretleri zamânında Yahûdî hahamlarından biri Müslümân oldu. Halîfe Ömer bin Abdül’azîz hazretleri buna;
-Kurban olunacak, İsmâîl aleyhisselâm mı, yoksa İshak aleyhisselâm mı idi? dedi.
-Yâ halîfe! Yahûdîler, hazret-i İsmâîl’in kurban olunduğunu bilirler. Fakat İsmâîl aleyhisselâm, Muhammed aleyhisselâmın ceddi olduğu için, kendi cedleri olan İshak aleyhisselâmın kurban olduğunu söylüyorlar, dedi.”
Müslüman görünüp, İshak aleyhisselâmın kurban edilmek istendiğini söyleyenler de, acaba Yahûdîlerin ve Hristiyânların yolunda gittikleri için mi, İsmâîl aleyhisselâmın kurban olunmasını inkâr ediyorlar.

İSMÂİL İLE OTURURKEN…
El-Kâmil fit-Târîh kitabında diyor ki:
“Bir gün İbrahim aleyhisselâm ibâdet ettiği mihrâbda uyudu. Rüyâsında oğlu İsmâil ile otururken bir melek gelip;
-Ben, Allahü teâlânın elçisiyim. Allahü teâlâ bu oğlunu kurban etmeni istiyor dedi. Hazreti İbrahim korku ile uyandı. Rüyâ Rahmânî midir, yoksa şeytanî midir? diye tereddüt etti. O gün hep bu rüyâyı düşündü. İkinci gece aynı rüyâyı gördü. Rahmânî olduğunu anladı. Bu güne ‘Arefe’ denildi. Üçüncü gece yine aynı rüyâyı gördü. Artık Hak teâlânın emri olduğuna şüphesi kalmadı.”
Netice olarak, İbrâhîm aleyhisselâmın hangi oğlunu kurban etmek istediği, dinde inanılması lâzım olan bilgilerden değildir. Fakat Ehl-i sünnet âlimlerine saldırmak, onları karalamak, küçük düşürmek ve çok önemli bir şeymiş gibi, bazı kimseler, kurban edilmek istenenin İshak aleyhisselâm olduğunu ileri sürmektedirler. Böyle düşünenlere, ehl-i sünnet âlimleri gerekli cevapları her zaman vermişlerdir. İbni Âbidîn’de buyuruluyor ki:;
“Müslümânların lüzûmu olmayan din bilgilerini konuşmaları uygun değildir. İsmâîl aleyhisselâm mı yoksa İshak aleyhisselâm mı daha üstündür? Kurban edilen hangisidir? Hazret-i Âişe mi dahâ üstündür, yoksa hazret-i Fâtıma mı, sormamalıdır. Bunları öğrenmek lâzım değildir. Allahü teâlâ bu gibi şeyleri öğrenmeyi emretmedi.”

Share on print Share on facebook Share on twitter Share on google More Sharing Services 2

Gönül Pınarı
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr
22 Ekim 2012 Pazartesi


“O emretti ise, gönülden râzıyım”

İsmâîl aleyhisselâm, İbrâhîm aleyhisselâmın büyük oğludur. Annesi ise, hazret-i Hâcer’dir. İsmâîl aleyhisselâm konuşmaya başlayınca, bunu kurban etmesi için İbrâhîm aleyhisselâma emir verildi. Bu hâdise El-Kâmil fit-Târîh kitabında şöyle anlatılmaktadır:
Bir gün İbrahim aleyhisselâm ibâdet ettiği mihrâbda uyur. Rüyâsında oğlu hazret-i İsmâil ile otururken bir melek gelip;
“Ben, Allahü teâlânın elçisiyim. Allahü teâlâ bu oğlunu kurban etmeni istiyor” der.
Hazreti İbrahim korku ile uyanır. Rüyâ Rahmânî midir, yoksa şeytanî midir? diye tereddüt eder. O gün hep bu rüyâyı düşünür. İkinci gece aynı rüyâyı görür. Rahmânî olduğunu anlar. Bu güne Arefe denilmektedir. Üçüncü gece yine aynı rüyâyı görür. Artık Hak teâlânın emri olduğunda şüphesi kalmaz. Hanımı hazret-i Hâcer’in yanına gelir ve ona;
-İsmâil’i yıka, temiz elbiseler giydir. Gözlerine sürme çek ve güzel koku sür. Çünkü bir dostumuzun yanına gideceğiz, der. Hazret-i İsmâil’e de;
-Yanına bıçak ile ip al, deyince, hazret-i İsmâil;
-Bunları ne yapacağız? diye sorar. Hazreti İbrahim;
-Allah rızâsı için kurban keseriz, buyurur… Yola koyulduklarında, İsmâil aleyhisselâm babasına;
-Nereye gidiyoruz? diye sorar. Babası;
-Dostuma, deyince, O;
-Evi nerededir? diye sorar. Hazret-i İbrahim;
-O, evden ve mekândan münezzehtir. Yer ve gök Onun mülküdür, der. İsmâil aleyhisselâm;
-Ey Babam! Bizimle oturup yemek yer mi? diye sorunca, Hazret-i İbrahim;
-O, yemekten ve içmekten de münezzehtir, buyurur.
O sırada şeytan, bir fırsatını bulup, yaşlı bir adam kıyâfetinde Hazret-i Hâcer’in yanına gelir ve;
-İbrahim aleyhisselâm oğlunu nereye götürdü? diye sorar. O da;
-Bir dostunu ziyârete, diye cevap verince, şeytan;
-Hayır, onu kurban etmeye götürdü der. Hazret-i Hâcer;
-Baba oğlunu boğazlamaz. Şefkat buna mânidir, der. Şeytan;
-Öyle zannederim ki, Allah emretmiştir, deyince, hazret-i Hâcer;
-Allahü teâlânın emrine uymak elbette lâzımdır. Onun emri ise, cân-ı gönülden kabûl ederiz, der.
Şeytan yüz bulamayınca, yine aynı kıyâfetle İsmâil aleyhisselâmın yanına gelir ve Ona;
-Baban seni nereye götürüyor biliyor musun? diye sorar. O da;
-Dostunun ziyâretine, deyince, şeytan;
-Vallahi seni kurban etmeye götürüyor der. İsmâil aleyhisselâm;
-Hiç babanın oğlunu öldürdüğünü gördün mü? der. Şeytanın;
-Öyle zannederim ki, Allah emretmiştir demesi üzerine, İsmâil alehisselâm;
-O emretti ise, cân-ı gönülden râzıyım, der.
Şeytan Ondan da yüz bulamayınca, Hazret-i İbrahim’in yanına yaklaşır ve;
-Ey İbrahim, sen yanlış hareket ediyorsun. Şeytan sana vesvese verdi. Sakın oğlunu boğazlama, sonra pişman olursun. Ama sonra fayda etmez, der. İbrahim aleyhisselâm onun şeytan olduğunu anlar ve;
-Vallahi bu Hak teâlânın emridir ve sen şeytansın, İbrahim’e ve akrabasına zarar yapamazsın, buyurur. Bunun üzerine şeytan rezîl olup döner.
İbrahim aleyhisselâm ile oğlu hazret-i İsmâil, nihâyet Büseyr Dağı’na gelirler. Hazret-i İbrahim oğluna dönüp;
-Ey oğlum! Rüyâmda seni kurban etmem emredildi. Buna ne dersin? diye sorar. Oğlu İsmâil aleyhisselâm;
-Babacağım, ne türlü emir almış isen onu yap. Allahü teâlânın izni ile benim sabredenlerden olduğumu göreceksin. Ey babam! Senin rızândan başka muradım yoktur. Senin gibi babanın hakkını ödemek, saâdetimin sermâyesidir. Kaldı ki, bu işte Allahü teâlânın rızâsı ve emri vardır cevabını verir…
Netice olarak, İsmâil aleyhisselâmda olduğu gibi, Allahü teâlânın takdirine rızâ göstermek ve emrine teslim olmak, çok yüksek bir derecedir. Bu hâl, Peygamberlerde ve bir de Peygamberlerin vârisi olan âlim ve evliyâda bulunur. Çünkü rızâ, Allahü teâlâdan gelen her şeye râzı olmak demektir. Allahü teâlâdan bir felâket gelse, ona da rızâ gösterir, kimseye şikâyet etmez. Rızâ makâmında olan, sevgilinin yaptığı elemi çirkin görmez. İhlâs da, rızâ makâmında hâsıl olmaktadır. Bu hâl, her insanın yapabileceği bir iş değildir. Fakat, bunu yapabilen, büyük bir insandır. Böyle insanlarda, Peygamberlere mahsûs sabır ve tahammül var demektir. Allahü teâlânın büyüklüğüne inandığı derecede insan, bu tahammülü ve bu rızâyı gösterebilir. Gıpta edilecek bir meziyettir.
Gönül Pınarı
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr
23 Ekim 2012 Salı


“Yâ Rabbî, bana sabır ver!”
İbrâhim aleyhisselâm, Allahü teâlânın emri ile oğlu İsmâil aleyhisselâmı kurban etmek istediğinde, baba-oğul arasında geçen konuşmalar El-Kâmil fit-Târîh kitabında şöyle anlatılmaktadır:
İbrâhim aleyhisselâm, oğuluna, Allahü teâlânın emri ile kendisini kurban edeceğini bildirince, İsmâil aleyhisselâm buna rızâ gösterir ve babasına;
-Eğer izin verirsen, birkaç vasıyyetim vardır. Onu size söyleyeyim der. İbrahim aleyhisselâm;
-Söyle, ey saâdetli oğlum, buyurunca İsmâil aleyhisselâm der ki:
-Birincisi; bu ip ile elimi ve ayağımı kuvvetlice bağla ki, can acısı ile bir kusur işlemeyeyim.
İkincisi; mubârek eteğini kaldır ki, kanımdan sıçramasın.
Üçüncüsü; bıçağı iyi bile ki, can vermek kolay olsun ve senin işin iyi görülsün.
Dördüncüsü; bıçağı vururken yüzüme bakma ki, babalık şefkatiyle emri geciktirmiyesin.
Beşincisi; gömleğimi çıkarıp boğazla ki, kan bulaşmasın. Sonra o gömleği anneme götür. Benden selâm söyle. Benim kokumu bu gömlekten alsın, ağlamasın, teselli olsun. Benim için çok elem çekmesin. Ona de ki, oğlun sana şefaatçi olarak Allahü teâlâya gitti. Kıyâmet gününde cenâb-ı Haktan seni diler. Başka bir şey istemez. Ümîd edilir ki, Hak teâlâ reddeylemez.
Altıncı vasıyyetim; her nerede benim yaşımda bir çocuk görürsen beni hatırla…
Hazreti İbrahim, oğlunun yürek parçalayan bu sözlerini dinler ve mubârek gözlerinden yaşlar boşalır, çok ağlar ve;
“Yâ Rabbî! Bana bu hâlimden dolayı rahmet et, acı. Eğer günahım sebebiyle bana acımıyorsan, bu temiz mâsûma acı” diye niyâzda bulunur. Sonra İsmâil aleyhisselâm günahsız ellerini kaldırıp;
“Yâ Rabbî! Bu belâ için bana sabır ver” diye niyâzda bulunduktan sonra, babasına dönüp;
-Ey babam! Görüyor musun? Gök kapıları açılmış, bazı melekler bize bakıp hayretlerinden cenâb-ı Hakka secde etmişler. Bazıları da Hak teâlâya münâcaat edip;
“Yâ Rabbi! Bir peygamber bir peygambere bıçak çekmiş, başı ucunda duruyor. Senin rızânı gözetmek için onu boğazlamak istiyor. Sen onlara merhamet eyle diyorlar” der.
Daha sonra İbrahim aleyhisselâm oğlunu güzelce bağlar. Yüzükoyun yatırıp, boğazını tutar ve;
“Yâ Rabbî! Bu benim oğlum, gözümün nûru, gönlümün sürûrudur. Kurban etmemi emrettin. Şu anda emrini yapmak için hâlis niyetle geldim. Kurban etmeye hazırım. Sana hamd ve sena ederim. Yâ Rabbî! Bu kıymetli yavrumu kurban etmekte bana sabır ver” deyip, bıçağı oğlunun boynuna yaklaştırır ve;
-Ey yavrum! Kıyâmete kadar sana vedâ olsun. Tekrar görüşmek kıyâmet günü olur, der. Bu arada İsmâil aleyhisselâm;
-Ey babacığım! Acele et. Rabbimizin emrini çabuk yerine getir. Emîr yapmakta geciktiğimiz için Rabbimizin bizi azarlamasından korkuyorum. Ey babam! Elimi ayağımı çöz, melekler, kendi isteğimle kurban olduğumu görsünler ve Halîlinin oğlu, Allahü teâlânın işinden râzıdır desinler der.
İbrahim aleyhisselâm, oğlunun sevgisini kalbinden çıkarır. Hak teâlânın ismini zikrederek bütün gücüyle bıçağı oğlunun boynuna sürer. O anda Hak teâlâ, Cebrâil aleyhisselâ emrederek;
(Yetiş bıçağı çevir!) buyurur. O da Sidret-ül-Müntehâ’dan bir anda gelip, bıçağı ters çevirir. Bıçak kesmez. Bir daha sürer, yine kesmez. Ne kadar uğraştı ise kâr etmez, İsmâil aleyhisselâm;
-Ey babam! Ne kadar şefkatlisin ki, bıçağı kuvvetli vuramıyorsun. Yüzüme bakma ki, hizmette kusur etmeyesin der. Hazret-i İbrahim bıçağı tekrar biler ve oğlunun boğazına kuvvetlice sürer, yine kesmez. O anda Allahü teâlâdan şu nidâ gelir:
(Yâ İbrahim! Elbette sen rüyânı tasdîk ettin. Sana düşen vazîfeyi tam olarak yaptın. Şimdi bana münâsib olan lütuf ve keremimi gör. Başını kaldırıp dağa bak!)
Hazreti İbrahim dağa bakınca bir koç görür. Cenâb-ı Hak;
(Bu, senin oğluna fedâdır) buyurur.
Hazreti İbrahim koçu yakalayıp kurban ederken;
“La ilahe illallahü vallahü ekber” der. İsmâil aleyhisselâm gözlerini açıp;
“Allahü ekber ve lillâhil hamd” der.
İbrahim aleyhisselâmın koçu kurban ettiği yerin, Minâ olduğu rivâyet edilir…
Netice olarak, kulun vazifesi, İbrâhim aleyhisselâmda olduğu gibi emredileni yapmak ve İsmâil aleyhisselâmda görüldüğü gibi teslim olmaktır. Allahü teâlânın takdirine râzı olmalı, sabretmeli ve dayanmalıdır.
Share on facebook Share on twitter Share on google Share on live More Sharing Services 8
turkiyegazetesi.com
Türkiye Gazetesi
Sohbet
M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
22 Ekim 2012 Pazartesi


Kurbanın vacib olması
Sual: Bayramın 3. günü sefere çıkan zengin, kurban kesmese günaha girer mi?
CEVAP: Zengin, Kurban Bayramı’nın birinci veya ikinci günü sefere çıkarsa seferde olduğu için üçüncü gün kurban kesmesi ona vacib olmaz, ama üçüncü günü yani kurban vacib olduktan sonra sefere çıkarsa borçtan kurtulmuş olmaz. (S. Ebediyye)
Kurban Bayramı’nın üçüncü günü, kurban kesmek vacib olur. Üçüncü gün girmeden kesmek vacib olmaz. Birinci ve ikinci günü kesilirse vacib yerine gelir.
Namaz da böyledir. Kurban üç gün içinde kesilebildiği gibi, namaz da, vaktin başından sonuna kadar her hangi bir zamanda kılınabilir. Vakit girince kılınırsa farz yerine gelir. Vakti girince kılmayıp vakti çıkmadan on dakika kadar önce ölse namaz borcuyla ölür, çünkü namaz, vaktin çıkmasına o namazı kılacak kadar bir zaman kalınca farz olur. Vakit çıkınca ölse namaz borcuyla ölür.
Namaz, nasıl son vakitte farz olursa, kurban da bayramın üçüncü günü, imsak vaktinden sonra vacib olur. Hanefî’de kurban, üçüncü güne kadar kesildiği için son günü üçüncü gün olur. Şâfiî’de dördüncü gün de kesilebilir. Orucun farz olması da böyledir. Ramazanda mukimken, hiç niyet etmeden oruç tutmamak haramdır. (Yarın öğle vakti sefere çıkacağım) diye, oruç tutmaya niyet etmese yine haram işlemiş olur.
Bir kimse, orucunu bozsa, sonra sefere niyet edip gitse, hem kaza, hem kefaret gerekir. Yolculuk, orucu bozmayı mubah yapmaz. Sefere çıkanın o gün orucu bozmaması vacibdir. Dahve vaktine kadar niyet eden misafirin o gün orucunu bozması helâl olmaz. Eğer bozarsa, yalnız kaza eder. (İslam Ahlakı)
Zekât da böyledir. Günü gelmeden yani farz olmadan önce zekât vermek caizdir. İmsak vaktinden itibaren zekât vermek farz olur, çünkü şer’i gün, imsak ile başlar. Zekâtı gününde vermeyenin, daha sonra fakirleşip, elinde hiç parası kalmasa, zekât borcu affolmaz. Hac da böyledir. Hac farz olduktan sonra mal elden çıksa hac borcu affolmaz. Demek ki, Kurban Bayramı’nın üçüncü günü, imsak vaktinden sonra sefere çıkan zengin, kurban borcundan kurtulmuş olmaz, çünkü şer’i gün imsak ile başlar. Vacib olmadan, yani Kurban Bayramı’nın üçüncü günü, imsak vaktinden önce sefere çıkan borçlu kalmaz.
>
Tel: 0 212 – 454 38 20
Kurbanla ilgili öğrenmek istediğiniz her şey

23 Ekim 2012 Salı – 16:24
Kurban Bayramı yaklaşıyor. Akıllardaki soruları ‘Bizim Sayfa’ yazarları sizler için cevaplıyor.


BİZİM SAFYA –
-

KURBAN İÇİN ZENGİNLİK ÖLÇÜSÜ NEDİR?

Sual: Bir kimseye kurban bayramında kurban kesmesinin vacib olması için şartlar nelerdir?
CEVAP: 1- Mukim, âkil baliğ ve Müslüman olması lazımdır.
2- İhtiyacı olan eşyadan ve verilmesi gereken borçlarından fazla olarak, zekât nisabına malik olması lazımdır. Taksitli borçlar zekâtta nisaba dâhil edildiği halde, kurbanda dâhil edilmez.
3- Miras ve mehir malları, nisab hesabına katılır.
4- Kadınların incisi, pırlantası ve her çeşit ziynet eşyası, kurban nisabına katılır. Zekâta katılmaz.
5- İki veya daha çok evi olanın, nisaptan düşürecek kadar borcu yoksa kurban kesmesi gerekir.
6- Kurban nisabı hesabına katılacak malın, ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. Taksitli olmayan borçlar, alacaklardan ve mevcut maldan çıkarılır. Kalan alacaklar, zekâtta olduğu gibi, kurban nisabına dâhil edilir.
7- İhtiyaç eşyaları kurban nisabına dâhil edilmez. İhtiyaç eşyası demek, kıymetleri ne kadar çok olursa olsun, bir ev, bir aylık yiyecek, her yıl için üç kat elbise, çamaşır, evde kullanılan eşya ve aletler, hizmetçiler, binecek vasıtası, meslek kitapları ve ödeyeceği borçlarıdır. Bunların mevcut olmaları şart değildir. Mevcut ise, zekât, fıtra ve kurban için nisab hesabına katılmazlar.
8- Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, kiradaki evler, evdeki süs eşyası, yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, sanat ve ticaret aletleri, burada ihtiyaç eşyası sayılmaz, kurban nisabına katılır. Hepsinin değeri, 96 gram altını bulursa, kurban kesmek vacib olur.
9- Bilgisayar, telefon, tabanca, teyp, kaset, CD, DVD, saat, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, temizlik robotu, kıymetli dini levha, avize gibi ev eşyaları, kullanıldıkları için kurban nisabına dâhil edilmez. Hiç kullanılmayıp kenarda duran eski yeni ev eşyaları, kap kacak nisaba dâhil edilir. Evde kullanılmayan eşyalar, nisabın üzerinde olursa, kurban kesmek vacib olur. Mesela çeyiz olarak alınan eşyalar kiminse, o kurban keser. Baba, çeyiz olarak aldığı halde kızına hediye etmemişse, çeyiz hâlâ babanın malıdır. Babanın kurban nisabına dâhil etmesi gerekir.
10- Mushaf’ı, hadis, fıkıh ve diğer ilim kitapları bulunan kişi, bunları okuyorsa nisaba dâhil etmez. Okumuyorsa veya okumayı bilmiyorsa dâhil eder.
11- Her yıl, evdeki 3 kat elbise, ihtiyaç eşyasıdır. Fazlası eski de olsa nisaba dâhil edilir. [Üç kat elbise demek, üç ceket, üç pantolon, bir palto, üç gömlek, üç atlet, üç don ve bir kazak demektir. Bundan fazla olanlar kurban nisabına katılır.]

KURBANLIK HAYVANIN VASIFLARI NASIL OLMALI?

Sual: Hangi hayvanlardan kurban olur, vasıfları nelerdir?
CEVAP: 1- Sadece davar, sığır ve deveden kurban olur. Davar denince koyun, keçi; sığır denince de, inek, boğa, manda, dana, düve, tosun anlaşılır. 2- Dişi hayvan da, erkek hayvan da kurban olur. 3- Yünü kırkılmış koyunu kurban etmek ve kurban için almak mekruhtur. 4- Davarın 1, sığırın 2, devenin 5 yaşını geçmesi gerekir. 6 ayı geçen kuzu, iriyse kurban olur. 5- Bir gözü görmeyen, topal olup yürüyemeyen, dişlerinin yarısı yok olan, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan, bir ayağı kesik veya ölmek üzere olan hasta hayvan kurban olmaz. 6- Eti yenen vahşi hayvandan kurban olmaz. Yabani öküz [buffalo], yabani deve [lama] ve yabani koyundan da kurban olmaz. Melezse, anneye itibar edilir. Annesi evcilse, yavrusu kurban edilebilir. 7- Husyeleri küçük, gebe, tüyü dökülmüş hayvanı kurban etmek mekruhtur. 8- Burnu veya dili kesik yahut çoğu yok olan hayvan kurban olmaz. 9- Davarda bir, sığırda iki meme kesik olsa kurban olmaz, ama yavrusunu emziriyorsa olur. 10- İki kulağı kesik, biri kökten kesik, kuyruğu kesik, bir veya iki kulağı olmayan, kurban olmaz. 11- Diz kapakları gibi bir yeri kemik başına kadar kırılan hayvan kurban olmaz.

KURBAN OLMAYA MANİ OLMAYAN HUSUSLAR

1- Boynuzu kırık veya boynuzsuz olan, kurban olur. 2- Kulakta çoğu kesilip ayrılmasa, asılı kalsa mekruh olmakla beraber, caizdir. Yarıdan azı kesik olsa, kurban olur. Kulağı enine veya boyuna yarık olsa, kurban olur. Kulağın yırtık olması tenzihen mekruhtur. Burnunun hükmü de kulak gibidir. Uyuz, burulmuş olanı kurban etmek caizdir. 3- Kulağı, kuyruğu küçük olarak doğan, kurban olur. Kuyruğu kesik değilse, merinos kurban olur. 4- Dişiye aşamayan, zekeri kesik olan kurban olur. Hünsa [çift cinsiyetli] olanı kurban etmemeli. 5- Yayılmasına mani olmayacak kadar deli olup, sürüsünden ayrılmayan hayvan, kurban olur. Sürüsünden ayrılan ve otlayamayacak kadar deli olan hayvan kurban olmaz. 6- Bir gözünde görmeye mani olmayan perde bulunan hayvanı kurban etmek caizdir. 7- Kurbanlık, kesim yerine getirilirken, tepinir ve bir ayağı kırılır, sonra kesilirse, caiz olur. 8- Dişlerinin çoğu varsa, mekruh olmakla beraber caizdir.

***

KURBAN SAHİBİ ÖLSE

Sual: Babam kurbanlık olarak bir koç aldıktan sonra öldü. Bu koçu kesmek gerekir mi?
CEVAP: Koç, mirasçılara kalır. Kesmek gerekmez.

KURBAN İÇİN VEKALET NASIL VE KİMLERE VERİLİR?

Sual: Kurban için vekâlet nasıl verilir?
CEVAP: 1- Kurbanı başkasına kestirirken, (Allah rızası için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demek ve kalben de niyet etmek gerekir. Kurbanı başkasına aldıracaksa, kurbanı alacak kimse de başkasına kestirecekse, (Bayram kurbanımı almaya, aldırmaya, kesmeye ve kestirmeye seni umumi vekil ettim) der. Yahut kısaca, (Kurban işimi halletmek için seni umumi vekil ettim) demek de yetişir. 2- Bir kimse, kendisine kurban kesmesi vacib olmasa da, vekil, vacib diye kesse, kurban yine nafile olarak sahih olur. Adak, akika veya nafile kurban, yanlışlıkla vacib diye kesilse mahzuru olmaz. 3- Kurban kesmeye vekil olan, sahibinden ayrıca izin almadıkça veya umumi vekil edilmedikçe, başkasını kendine vekil yapamaz. Umumi vekil ise başkasını, o da bir başkasını vekil yapabilir. 4- Vekâleten kurban kesene, kimi çok, kimi az para verebilir. Vekil asıl gibidir. Vekil, vekâlet aldığı kimseler adına kurban keser veya başkasına da kestirebilir. Daha sonra vekil, ondan para ister veya istemez. İki kurbana yetecek para veren için de, iki kurban alır veya ona iki hisse verir. Yahut iyisinden bir kurban alır, çünkü umumi vekil, tam yetkilidir. 5- Birden çok kişiye vekâlet vermek sahihtir. Bir işe vekil olan iki kişiden biri, tek başına yetkili olamaz. Ancak emaneti vermede, borcu ödemede, kurban kesme gibi işlerde, biri tek başına yetkili olabilir, çünkü bu işlerde vekillerden birinin, diğerinin görüşünü sormasına ihtiyacı yoktur. Bir kimse, kurbanını kesmek üzere dört kişiye vekâlet verse, bu vekillerden biri kesince, ötekilerin görüşünü almaya ihtiyaç yoktur. Kurban, dinimize uygun kesilmiş olur.

***

Sual: Kurban vekâleti iyi bilinmiyor. Kurban kasaba veriliyor. Bu sahih oluyor mu?
CEVAP: Evet, sahih oluyor. Kasaba götürüp, bunu kes demek vekâlettir. Bunun gibi, bir kimse birine, (Kurban işimi hâllet!) dese, vekâlet vermiş olur. Vekil, onun adına bir hayvan alıp kesebilir. (Kurbanı almaya aldırmaya, kesmeye kestirmeye, etini dilediğin gibi tasarruf etmeye seni umumi vekil ettim) demek şart değildir. Denirse daha güzel olur. Denmese de kurban yine sahih olur.

KURBANA ORTAK OLMAK

Sual: Kurbana ortak olacaklarda aranan şartlar nelerdir?
CEVAP: Bazıları şöyledir: 1- Her ortağın Müslüman olması, kurban ve ibadete niyet etmesi ve her birinin hissesinin yedide birden az olmaması şarttır. Sırf eti için ortak olan varsa ve biliniyorsa, hiçbirinin kurbanı sahih olmaz. Bilinmiyorsa sahih olur. Ortakların bir kısmı ölmüş olsa yahut bunak olsa zararı olmaz. 2- Biri adak, biri akika, biri vacib olan bayram kurbanı, biri nafile, biri ölü için, biri de Peygamber efendimiz için olmak üzere kurban kesmek istense, bir inek kesilebilir. Akika, vacib, adak hepsi katılır. Yedi kişiye kadar ortak olmak caizdir. 3- Mutlak adağı olan ortaklığa giremez. Yani belli bir hayvanı, mesela (Şu boynuzlu kara koçu keseceğim) diye adayan, bunun yerine başka kara koçu kesemez, bu adağı için ortak olarak giremez. 4- Zenginin sırf kendisi için satın aldığı sığıra, sonradan ortak olmak caizse de mekruhtur. Yedi kişiye kadar ortak bulmak niyetiyle satın almalıdır. 5- Bir sığıra 3, 5, 7 gibi tek ortak şartı yoktur. 2, 4, 6 gibi çift de olur. Tek sayıda olması iyidir. 6- Bir kişi, geçen yıl kesmediği vacib kurbana niyet edip kurban kesse, o kurbanı kaza etmiş olmaz, kestiği nafile olur. Böyle zamanında kesilemeyen kurbanın bedeli, altın olarak fakirlere verilir.

KURBAN HAKKINDA

Sual: Kurban eti hakkında yapılacak işler nelerdir?
CEVAP: 1- Eti tartarak, eşit olarak paylaşmak gerekir. Yağ, sakatat ve yenilen her şey paylaşılır. Tartmadan bölüşüp helâlleşmek caiz olmaz, faiz olur. 7 kişiden dördüne etle birlikte birer bacak, beşinciye etle birlikte derisi, altıncıya etle birlikte başı verilirse, tartmadan paylaşmak caiz olur. Yedinciye bir şey koymak gerekmez. Yahut 7 kişi, kurbanlık ineği birine teslim edip, (Kesmeye, kestirmeye, etini dilediğin gibi sarf etmeye, seni umumi vekil ettik) deseler, umumi vekil, bölüştürmeden etin tamamını herhangi birine verebilir veya tartmadan ortaklar arasında göz kararıyla paylaştırabilir. 2- Hayvan kesildikten sonra eti telef olsa [mesela yansa, köpekler yese], tekrar kesmek gerekmez. Kan akıtmakla vacib yerine gelmiştir. 3- Kurbanın hiçbir yeri satılmaz. Bir kısmı satılırsa, satılan kadarının bedelini sadaka olarak vermek gerekir, ama kurbanın etiyle yenecek bir şey alınsa, o miktarı sadaka vermek gerekmez.

SEFERİLİK VE KURBAN

Sual: Kurban bayramında sefere çıkacak olan nasıl hareket eder?
CEVAP: 1- Bir zengin, bayramın birinci, ikinci veya üçüncü günü kurban kesip, sefere çıksa vacibi yerine getirmiş olur. Üçüncü günü seferden dönse de, artık tekrar kurban kesmesi gerekmez. 2- Zengin, bayramın üçüncü günü, kurban kesmeden sefere çıkarsa, üzerine vacib olduktan sonra çıktığı için günaha girer. Birinci veya ikinci günü çıksaydı kendisine vacib olmadan çıktığı için günah olmazdı. Kurban, bayramın üçüncü günü imsak vaktinden sonra vacib olur. 3- Kurban kesmeden sefere çıkan zengin, seferdeyken kurban kesmiş olsa bile, bu kestiği nafile olduğundan bayramın üçüncü günü memleketine gelip mukim olursa, tekrar ona kurban kesmek vacib olur. 4- Bir zengin, kurban kesmek niyetiyle bir koyun satın aldıktan sonra, sefere çıksa ve bayramın üçüncü günü de seferde olsa, vekâlet verip o koyunu kestirmesi gerekmez, yani seferi olduğu için kurban kesmesi vacib olmaz. Seferi iken de kurban kesmek çok sevabdır, Sırat’tan geçirir. Bu bakımdan zengin olanın, sevabdan mahrum kalmaması için seferde de kurban kesmesi iyi olur.

KURBAN KESMENİN FAZİLETİ BÜYÜKTÜR

Sual: Kurban kesmenin önemi nedir?
CEVAP: Kurban nisabına malik olanın, kurban kesmesi vacib iken, kurban kesilmeyen ev inleyerek, sahibine beddua eder, (Kurban kesmediğin gibi Cenab-ı Allah sana iyilik yapmayı nasip etmesin!) der. O ev, o yıl belalara düçar kalır. Kurban kesenin evi ise, memnun olur, sahibine hayır dua eder. Kurban kesmeyi bir nimet bilmeli! Kurban kesen Müslüman, kendini Cehennemden azat etmiş olur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cimrilerin en kötüsü [vacib olduğu hâlde] kurban kesmeyendir.) [S. Ebediyye]
(Sevab umarak kurban kesen, Cehennemden korunur.) [Taberani]

KURBAN KESME ZAMANI

Sual: Kurban ne zamana kadar kesilebilir?
CEVAP: 1- Kurban, bayramın ilk günü bayram namazından itibaren üçüncü günü, güneş batıncaya kadar kesilir. Cuma kılınmayan küçük köylerde, fecirden sonra, bayram namazından önce de kesilebilir. Gece kurban kesmek, caizse de mekruhtur. 2- Nafile, akika ve adak hayvanı, her zaman kesilebilir, ama bayramda kesilmesi iyi olur. 3- Bayram, cumaya rastlasa da, yine kurban, bayram namazı kılındıktan sonra kesilir. 4- Kurban Bayramı’nın üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilene, bayramın birinci ve ikinci günü kurban kesmek vacib değilse de, keserse vacib olarak eda etmiş olur. 5- Fakir, bayramın ilk günü kurban kestikten sonra, 3. günü zengin olsa, iade gerekmez. Vacib yerine gelmiş olur. 3. günü zengin olacağını bilenin de, ilk günü kurban kesmesi caizdir.

BAYRAMDA NE YAPMAK LAZIM?

Sual: Bayramda neler yapmak gerekir?
CEVAP: Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani]
Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir.
Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemeli. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helâl değildir.) [Buhari]
(Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinçle iltifatta bulunur.) [İbni Ebi Şeybe]

Share on print Share on facebook Share on twitter Share on google More Sharing Services 1
turkiyegazetesi.com
Türkiye Gazetesi

Kurban kesmek dinimizin emri midir Kurbanı kimler keser ?

Kimler kurban Keser, Kurbanın Şartları

Kurban nasıl kesilir

Kurban kesenlere müjdeler

Kurban kesmek herkese vacip midir?

Kurbanla ilgili geniş bilgi

Kurban keserken nelere dikkat etmelidir

Arefe ve Terviye günü

Terviye, Arefe gününden bir önceki güne denir. Terviye günü oruç tutmak çok faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, Terviye günü oruç tutan ve günah söylemeyen müslümanı elbette Cennete koyar.) [Ramuz]

(Terviye günü oruç tutmak, bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve cihad için gönderilen bin ata bedeldir.)
[Ebulberekat]

Terviye gününden sonra Arefe günü gelir.

Arefe gününün önemi
Arefe günü sabah namazından, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, 23 farz namazın bitiminde selam verince, teşrik tekbiri okumak vacibdir. Bir kere, (Allahü ekber, Allahü ekber, La ilahe illallahü, Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) denir. Camiden çıktıktan sonra veya konuştuktan sonra okumak gerekmez. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. Bu tekbir getirilen günler, Arefe, bayram ve eyyam-ı teşrik denilen üç gündür, hepsi beş gün ediyor. İlk güne Arefe, ikinci güne bayram, Zilhiccenin 11, 12 ve 13. günü olan diğer üç güne de, eyyam-ı teşrik [teşrik günleri] deniyor.

Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmak sevabdır, fakat Arefe günü oruç tutmak daha çok sevabdır. Birkaç hadis-i şerif meali:
(Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sur’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevab yazılır.) [R. Nasıhin]

(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]

(Arefe günü tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T. Gâfilin]

(Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.) [Müslim] [Yani Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek bir senede yapılan tevbelerin kabul olmasına yarar.]

(Arefe günü [Besmeleyle] bin İhlâs okuyanın günahları affolup duası kabul olur.) [Ebu-ş-şeyh]

(Arefe gününden üstün bir gün yoktur. O gün Allahü teâlâ, yeryüzündekilerle iftihar ederek göktekilere, “Ey gök ehli, kullarıma bakın, rahmetime kavuşmak ve azabımdan kaçmak için uzak yerlerden geldiler…” buyurur. Arefe günü Cehennemden o kadar çok kul azat edilir ki, başka günlerde bu kadar azat olmaz.) [Gunye]

(Şeytan, Arefe gününden başka zaman daha zelil, rezil, hakir ve kinli görülmez.) [İ. Malik]

(Allahü teâlâ, Arefe günü zerre kadar imanı olanı affeder.) [Gunye]

(Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.) [S. Ebediyye] (İbadet olarak, ilim öğrenmek en faziletlisidir. İlmihal okumakla en uygun ilmi öğrenmiş oluruz.)

(Duanın faziletlisi, Arefe günü yapılandır.) [Beyheki]

(Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.) [Deylemi] (Hürmet etmek, günah işlememekle olur.)

(Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.) [S. Ebediyye] (İbadet olarak, ilim öğrenmek en faziletlisidir. İlmihâl okumakla en uygun ilmi öğrenmiş oluruz.)

(Arefe ne güzel gündür. O gün rahmet kapıları açılır.) [Deylemi]

(Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur.) [Taberani]

Kulağına sahip olmak, gıybet, çalgı gibi haram olan şeyleri dinlememektir. İstemeden kulağa gelmişse, günah olmaz. Gözüne sahip olmak da, haram olan şeylere bakmamak ve mubah olarak baktığı şeylerden ibret almaktır. Diline sahip olmaksa, yalan söylememek, dedikodu etmemek, laf taşımamak, kötü söz söylememek, hatta boş şey konuşmamak, kimseyi incitmemek demektir. Bunlara riayet eden Arefe gününü değerlendirmiş olur.

Arefe gecesi, Arefe günü ile Kurban bayramının birinci günü arasındaki gecedir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.)
[İsfehani]

(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.)[Deylemi]

(Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.) [S. Ebediyye]

Arefe günü oruç
Sual: (Arefe günü de Müslümanların bayramı olduğu için, oruç tutulmaz, çünkü Arefe günü oruç tutmayı yasaklayan hadis vardır) diyorlar. Böyle bir hadis var mıdır?
CEVAP
Hazret-i Ebu Hureyre, (Resulullah, Arafat’ta Arefe günü oruç tutmayı yasakladı) buyuruyor. İbni Abidin hazretleri, bu hadis-i şerifi açıklayarak buyuruyor ki:
Arefe günü, hacının oruç tutması, Arafat’ta vakfeye durmaya ve dualara mani olmamak şartıyla mendubdur [müstehabdır, yani iyi olur]. Oruç tutmak zayıf düşürürse, o zaman tutması mekruh olur. (Redd-ül-muhtar)

Görüldüğü gibi, Arafat’ta olup da oruç tutamayanlar için, Arefe günü oruç tutmanın mekruh olması, herkes için değildir. Arefe günü oruç tutmak çok sevabdır.

Arefe günü
Sual:
Arefe günü okunması gereken bin İhlâs’ı yetiştiremeyen, akşamdan sonra da okuyabilir mi?
CEVAP
Evet, okuyabilir. Arefe ve kurban bayramı günlerinin geceleri, diğer mübarek geceler gibi değildir. Kendilerini takip eden gecelerdir. Gece ve gündüzüyle birlikte olan 24 saate gün denir. Bin İhlâs okumayı yetiştiremeyen, akşamdan sonra da devam edebilir.
Arefe ve Terviye günü – Dinimiz İslam

 

Leave a comment

You must be Logged in to post comment.