Çarşamba , 6 Ocak 2016

ev » Tüm Yazılar » “Winner Milli Takım” – Ahmet Dedeoğlu
501 kez görüntülendi

“Winner Milli Takım” – Ahmet Dedeoğlu

Ağustos 16, 2015 3:55 pm Kategori: Tüm Yazılar, Basketbol Haberleri, Ahmet Dedeoğlu, Köşe Yazıları, Makale, Milli Takımlar, Erkekler, Manşet Yorum bırakın A+ / A-

Eurobasket’e hazırlanan A Milli Basketbol Takımımız Abdi İpekçi’deki turnuvada Bosna Hersek,Tunus ve Yunanistan’ı yenerek üçte üç yaparken şampiyona öncesi ümit verdi.Devler,Bosna Hersek’i 66-58 Tunus’u 76-50 ve şampiyonada iddialı tam kadro Yunanistan’ı da 73-64 yenerken savunmasıyla ve dinamik takım kimyasıyla göz doldurdu.
Bu maçlardan ilkini yani Bosna Hersek maçını Türk basketbolunun duayenlerinden yaşayan efsane sevgili Yalçın Granit abi ile salonda canlı izledim.Diğerlerini de ekrandan…Öncelikle Yalçın abi ile maç izlerken yaptığımız sohbetten bir kaç konu başlığıyla yazımıza ışık tutalım.Mesela Yalçın abi Göksenin Köksal’ı çok tutuyor.Yani bir yerde Göksenin onun adamı gibi.Maç içinde Göksenin’den gelen savunma hamlelerini Yalçın abiye anında gösterip “Abi bak adamın zayıf taraftan yardıma yardım pozisyonunda pota altındaki rakip uzuna verilen pas arasına girmeseydi bu top sayı olurdu..” gibi ifadelerle Göksenin’i benim de beğendiğimi belirtirken o “Göksenin’in asıl özelliği hücum gücü çok yüksek bir oyuncuyu kilitlemektir.Bosna’da böyle bir oyuncu yok bu yüzden Göksenin bu maçta pek kendini gösteremez” derken bu sözleriyle bana bu yaşta yine birşeyler öğretmiş oldu.Sonra maç içinde Melih Mahmutoğlu devreye girince ben de “Abi bu da benim adamım” demiştim.Aslında savunmacı bir koç olarak benim adamlarım genelde savunmacı oyunculardır.Ancak Melih’in her mesafeden çok rahat soktuğu öldürücü üçlükleri,basketbol zekası ve hücum fundamentali süre aldıkça her geçen gün artan tecrübesiyle onu Avrupa’nın en iyi 2 numaralarından biri durumuna getirdiği gibi son zamanlarda geliştirdiği savunması da benim tezime halel getirmemiş oluyordu.Sonra kısalardan konuşurken Yalçın abi bu konuda dertli olduğunu NBA’de oynayacak bir guard yetiştiremediğimizden hayıflandığını söyledi.O sırada Kenan Sipahi bir üçlük atınca ben gayriihtiyari “Abi Kenan’la bu yol açılacak sanki” dedim o da olabilir tarzında başını salladı.Ancak şimdilik bunun olamayacağını ben üç maç sonunda iyice anladım.Kenan boyuyla posuyla,arasıra attığı üçlüklerle,’bir point guard takımın sahadaki coachudur’ anlayışına uygun bir şekilde top sürerken baskı yoksa kafa yukarıda takımı el kol hareketleri ve vokal olarak oynatmasıyla ve de savunmasıyla hep ideal point guard görüntüsü çizmiş ama aslında daha çok fırın ekmek yemesi gerektiğini de baskı karşısında zorlanması ve de top sürerken ceylan gibi seke seke güven vermiyen dripling fundamentali ile göstermişti.Oyun tıkandığında bire bir hücumu da pek yok.Çalışıyor ama bal yapmayan arı misali…Ha bu olumsuz özelliklerini daha önce hiç farketmemiştik de bu turnuva sonunda anladık ondan böyle yazıyoruz gibi de anlaşılmasın…Hep bir ümitle onda gelişme beklentisi içinde olduğumuzdan şimdiye kadar pek dile getirmemiştik bunları.Ancak bu turnuva sonunda gördük ki artık ondan fazla beklenti içine girmeden eldeki başka alternatiflerin üzerinde daha fazla durmak gerekiyor.Mesela yukarıda da yazdığım gibi savunmacı bir koç olarak benim adamlarımın arasında olan Berk Uğurlu’ya Kenan’dan daha fazla şans vermekte fayda var.Yine point guardlardan söz açılmışken bu turnuvada dört dörtlük bir koç resmi çizen Ergin Ataman’ın en büyük belki de tek hatası kadroya Şafak Edge’yi almamasıydı.Üstelik onu Banvit’ten Galatasaray’a kendi transfer etmişken…Şafak hem atan hem tutan yani hücumu da savunması da iyi olan gerçek bir 1 numara…Bu pozisyonda sıkıntı çekebileceğimiz bir turnuvaya hadi gençleştirme operasyonu düşüncesiyle Ender Arslan ve Engin Atsür’ü götürmediğimizi varsayalım Şafak Edge gibi hem genç hem de tecrübeli bir yeteneği Ataman kadroya niye almadı diye düşünmeden edemiyorum…Yani acaba daha önceki olumsuz hadiselerden etkilenip de “Milli takımda kulüpçülük olmaz” anlayışıyla Fener’den Kenan ile GS’den Şafak arasında bir tercih yapması gerektiğinde hem Kenan’dan herkes gibi çok beklentisi olduğundan hem de Fener tarafından tepki görmemesi adına onu mu seçmişti bilemiyorum ama yanlış seçim olduğu gün gibi meydana çıktı.Artık bundan sonra Kenan’ı motive edip takıma vereceği katkıyı en yukarıya çekmek staff’ın en önemli görevlerinden biri olacak.
Biz yine Yalçın abinin adamı Göksenin ile benim adamı Melih’e dönelim.Göksenin’in savunması Melih’de,Melih’in hücumu da Göksenin’de olsaydı veya Göksenin&Melih bileşimi bir 2-3 numara olsaydı ne güzel olurdu değil mi diyerek her ikisine de Milli Takımda ve kendi takımlarında başarılar dileyelim.Günümüz basketbolunde 2 ve 3 numaraların özellikleri artık birbirine çok yakın.Yani 2 oynayan 3 ‘de oynar,3 oynayan 2’de oynayabilir.Boylar da uzun olunca artık aynı oyuncu Şutör Guard ile Kısa Forvet pozisyonlarında oynayabiliyor.İşte bu durumda biz Melih&Göksenin bileşimi bir oyuncudan da bahsetmişken bu oyuncular hem 2 hem 3 oynayabilen hem hücumu hem de savunmaları iyi olan Cedi Osman ve Furkan Korkmaz olacak inşallah diyerek bu konuyu da noktalayalım.
Yalçın abi ile maçı izlerken konuştuğumuz bir diğer konu da pas hataları ve top kayıpları oldu.Biz pek pas fundamentalı dört dörtlük oyuncular yetiştiremiyoruz.Son zamanlarda üstüste turnuvalarda izlediğimiz Altyapı Milli Takımlarının maçlarında da bu zaafiyet çok belirgindi.Dolayısıyla altyapıdan eksik ve yanlış pas fundamentali ile yukarıya gelen oyuncuların A Takımlar düzeyinde bu kötü alışkanlıklarından kurtulması zor oluyor.
Bu turnuvada o kadar çok pas hatası ve top kaybı yaptık ki bu bizi bir yandan korkuturken öte yandan bu kadar top kaybına rağmen rakipleri hedeflenen sayı barajının altında tutmamız da ümitlendirdi diyebiliriz.Yani bu kayıpları asgaride tutmamız halinde çok daha iyi oynayıp başarılı olacağımız konusunda iyimseriz.
Turnuvadaki ilk iki maç bizim seviyemizin altındaki takımlarla olduğundan asıl ölçü son maçımız Yunanistan karşısında oynayacağımız oyun ve alacağımız sonuç olacaktı.Bu maçtan hem oyun hem sonuç olarak mutlu ve ümitli ayrıldık.Çok yönlü ve esnek savunma&hücum özelliklerine sahip oyunculardan kurulu enerjik ve dinamik Milli Takımımız Eurobasket’e hazır göründü.Ayrıca eskiden hazırlık maçlarında ve turnuvalarda elde edilen başarısız sonuçlara mazeret bulunur,”önemli olan sonuçlar değil takımın hazırlanması” gibi safsatalarla takım katıldığı şampiyonalarda bu yenilgilerin doğurduğu olumsuz atmosfer ve motivasyonla hüsrana uğrardı.Basketbol alışkanlıklar oyunudur.Maç kazandıracak her detayı hazırlık maçlarında kullanır ve böylece kazanma alışkanlığı edinirsiniz.Ha kazanırsınız kaybedersiniz ama kazanmak için elinizden gelen herşeyi yaparsınız.İşte bu turnuvada gerek kenar yönetim gerekse oyuncular maçların sonuna kadar öylesine motive ve konsantre olmuşlardı ki “Winner Milli Takım” anlayışıyla şampiyonada artı bir motivasyonla ve güvenle mücadele edeceklerini göstermiş oldular.
İnşallah şampiyonanın en zorlu grubundan çıkar ve iyi bir derece elde ederiz.
Ahmet Dedeoğlu

“Winner Milli Takım” – Ahmet Dedeoğlu Reviewed by on . Eurobasket'e hazırlanan A Milli Basketbol Takımımız Abdi İpekçi'deki turnuvada Bosna Hersek,Tunus ve Yunanistan'ı yenerek üçte üç yaparken şampiyona öncesi ümit Eurobasket'e hazırlanan A Milli Basketbol Takımımız Abdi İpekçi'deki turnuvada Bosna Hersek,Tunus ve Yunanistan'ı yenerek üçte üç yaparken şampiyona öncesi ümit Rating: 0

Yorum Yapın

Sizslogged $ $ s yorum yollamak içinolmalıdır.

scroll to top